AFGANİSTAN’A MEDENİYET İLİM VE FEN EŞLİĞİNDE GELİRSE SUHULET SAĞLANIR

Parçalanan ve bölünen değerler her ne kadar birbirinden ayrışsa da kırılan bir kolun sargı içinde doğru bir tedavi ile kaynaşması gibi medeniyet eksenindeki ayrışmalarda bütünlüğe erişebilir.

Burada zihinsel anlamda içinde bulunduğumuz sürecin nihai anlamda doğru bir şekilde analiz etmek gerekir. Öncelikli olarak bütünlük içerisinde olan bir toplum neden ayrışma yaşar sorusuna cevap aramak gerekiyor.

Neydi bizi ayıran, birbirimize karşı kışkırtan, ortak bir noktada buluşmaktan alı koyan, çatışmaya sevk eden, gücün kırılarak güçsüz olmasını sağlayan gerçek nedir?

Göz görmeyi sağlar ama gözün aynı noktadan baksa da gördüğü farklı olur. Çünkü gözün arkasında ki görecelik kavramı zihin ile sağlanır. Bizleri ayrıştıran bize ait olmayan düşünceler ile meşgul edilerek cağın gelişiminden uzak tutuluyoruz. İlk emir olan oku buyruğunu yerine getirip, düşünüp akıl yürüterek eğri ile doğruyu görecek iradeye sahibiz. Peki bu güzide değeri neden gereğince kullanamıyoruz?

Tüm soruların cevabı ilim ile doğru bir şekilde sonuçlanır. Mühim olan ilimi ehlinden, liyakat ekseninde ve doğru bir sistem içerisinde temin etmektir. Bu şekilde gelişen bir toplum dış unsurlar tarafından hiçbir şekilde yönlendirilmez ve yönetemez.

Bize gerek olan doğru bakış açısıdır. Başka milletlerden ve devletlerden özellikle batıdan medet beklememeliyiz. Kendi yaramızı kendimiz sarmalıyız. Eğer bir yardıma ihtiyacımız varsa bunu da yabancılardan değil, dost ve akraba topluluklarından talep etmeliyiz. Çünkü çıkar gütmeden yardımı sunan yalnızca akrabadır. Yabancılar karşılıksız adım atmaz.

Söz ilim ve fenden açılmışken Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Yükseköğretim Kurulu aracılığı ile ilahiyat fakültelerinde Afganistan vatandaşlarına kontenjan hakkı tanınması Türk dünyası için büyük bir kazanım olacaktır.

İslam dininin yanlış anlaşılmasına rastladığımız günümüzde eleştirilerin yanı sıra çözüm politikası içinde adım atmalıyız.

Bunun için doğru, dürüst, bilgili ve sosyolojik alt yapıya sahip olan ilahiyatçılara ihtiyacımız var. Bizler için zihinlerdeki ayrışma kalp ve beyin arasındaki güçlü bir koordinasyon ile sağlanır.

Bu alanda eğitim ve öğretim gören ilahiyatçılar gelecek zaman evresinde ülkelerinde demokrasi, adalet ve kamu yönetimi düzene bindiğinde en çok ihtiyaç duyulan uzmanlar olacaktır. Bu uzmanlar ile İslam dini doğru bir şekilde topluma sunulacaktır.

Aydınlanan toplum ayrışma yerine pekişme ve kenetlenme sürecini başarılı bir şekilde yerine getirecektir. Afganistan’a medeniyet yalnızca ilim ve fen ile gelir ve suhulet sağlanır. Aksi takdirde Orta Çağ’ da Avrupa’nın yaşadığı fikirsel çıkmaz yeni çağda bizleri yoran sorun olacaktır.