Dünya haritasına kabaca bir göz atıldığında, Asya Kıtasının Doğu– Batı ve Kuzey-Güney geçiş noktasında yer alan Afganistan’ın stratejik olduğu kadar fiziki olarak da “Asya Kıtasının anahtarı ve kalbi” hükmünde olduğu görülecektir.

Çin, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Rusya, Pakistan ve İran arasında yer alan Afganistan bu konumuyla İç Asya, sıcak sular, Hint Alt Kıtası ve Ortadoğu’ya çıkış için tek kavşak noktası konumunda bulunmaktadır. Bu nedenle, küresel güç olma siyaseti güden Pers İmparatoru Büyük Dara (M.Ö 500), Büyük İskender (M.Ö. 320) ve Timurlenk (M.S.1400)’ten başlayarak, günümüze kadar küresel çatışmaların Afganistan üzerinde düğümlendiği görülmektedir.

Örneğin, Rusya ve İngiltere arasında 19. yüzyılda yaşanan çatışmaları tanımlamak için uluslararası ilişkilerde kullanılan “Büyük Oyun” Afganistan üzerinde yaşanmıştır. Rusya, Afganistan’ı yaklaşık yüzyıl sonra da olsa hedeflediği şeklinde işgal etmiş, ancak başta ABD olmak üzere Avrupa ve İslam Dünyasının şiddetli reaksiyonuyla karşılaşmıştır.

19. yüzyılda Afganistan’ın jeostratejik önemi, Rusya’nın sıcak sulara inme çabası ve İngiltere’nin en zengin sömürgesi olan Hindistan’ı koruma görevinden kaynaklanmaktaydı. Bunun, 20. yüzyılda Batı ve Doğu blokları arasında tampon bölge görevinde oluşundan, 21. yüzyılda ise Orta Asya petrol ve doğalgazının, dünya piyasalarına taşınması için geçiş yolu ve ABD’nin geleceğin tehdit odakları olarak gördüğü İran, Hindistan, Çin ve Rusya’nın arasında “üs” olmasından kaynaklandığı görülmektedir.

Bu sürecin askeri, siyasi, dini, sosyal ve ekonomik açıdan bir geçiş noktası olan Afganistan’ın, 18. yüzyıldan günümüze kadar süren yaraları ve kaybolan yarınlarına büyük etkiler oluşturmuştur.

Türkiye Afganistan stratejisini yeniden gözden geçirmeli ve uzun vadeli bir strateji bütünlüğü içerisinde hareket etmelidir. Bunun en büyük adımını Türkiye’ de bulunan Afganistan etnik yapı temsilcileri, siyasetçiler, generaller, bürokratlar ve kanaat öncüleri eşliğinde ele almalıdır. Yerinden güçlü bir strateji ile ayağa kalkan bir Afganistan için Türkiye çok önem teşkil ediyor. Türkiye’ deki Afganistan büyükleri’ de Türkiye için önem teşkil ediyor. Her iki önemin de farkına vararak doğru bir adım ile yol almalıyız.

Araya giren ve durumdan kendine rant elde etmek isteyen bazı kişi ve grupların görev ve unvanları her ne olursa olsun Türk devleti tarafından hakiki niyetleri sorgulanmalıdır. Bu kişi ve grupların yurt dışı bağlantıları, gerçek hedef ve emelleri ile ortaya koyduğu eylemleri arasında güçlü bir analize ihtiyaç duyulmaktadır.

Tüm bu olumsuz süreçlerin ardından bölgede kuruyan otların filizlenip yeniden yeşermesi için Türkiye’nin gayretleri ile nitelikli kalkınmaya ihtiyacımız var.

Şunu unutmamalıyız, Afganistan düşerse en çok Türkiye zorluk yaşar. Afganistan nitelikli bir şekilde kalkınırsa en çok Türkiye kazanım elde eder. Çünkü Türk dünyasının merkezi Türkiye’dir. Ama Türk dünyasının Orta Asya’ dan dünyaya açılan kapısı da Afganistan’dır.