Türkiye Büyük Millet Meclisi Yalova AK Parti Milletvekili Ahmet Büyükgümüş ile röportajı okurların dikkatine sunuyoruz:

– Sayın vekilim, bugün Şuşa Beyannamesi resmen TBMM-de onaylanarak, yürekliğe girdi. Bir sıra Azerbaycan milletvekilleri bu beyannamenin Azerbaycan vatandaşlarının Türkiye’de oturum, çalışma, eğitim alma, vatandaşlık almak gibi hususlarının kolaylaştıracağını söylüyor. Ama bu konu ile ilgili hiçbir Türkiye milletvekilinin yorum yaptığını, fikir bildirdiğini görmedik… Siz ne düşünüyorsunuz bu konu da?

–Şuşa Beyannamesi çok önemli uluslararası anlaşma niteliğinde. Bunun da temelinde Azerbaycan’la Türkiye’nin dostluğunun ve o bölgenin güvenliğini daha üst seviyeye taşıyan güvenlik anlayışını ortaya koymasından kaynaklanıyor. Azerbaycan’a saldırıldığında bu Türkiye’ye saldırılmış kabul edilecek, Türkiye’ye saldırıldığında ise Azerbaycan’a saldırılmış gibi kabul edilecektir. Böyle bir niteliğe sahip. Türkiye’nin Azerbaycan’ın kuruluşundan itibaren başlattığı güvenlik alanındaki iş birliğinin geldiği nihai ve en üst noktayı temsil ediyor. Bundan sonra Karabağ bölgesi ile ilgili gelişmelerin çok daha düzenle ilerlemesi ve istikrara kavuşması için de bu önemli beyanname. Çünkü dolayı yolla da olsa, bir taraftan da Türkiye’yi bölgede garantör konumuna getiriyor. Çünkü Azerbaycan’ın toprağına herhangi bir şekilde müdahile edildiğinde, Türkiye burada inisiyatif alabilecek. Bu güvenlik anlaşmasının sizin de söylediğiniz gibi, birtakım faktörleri de var. Bunlar her iki ülkenin makamlarının bir araya gelerek, karşılıklı bir şekilde karara bağlayacakları süreçlerdir. Bu gelişmeleri de karşımızdaki dönemde hep birlikte gözlemleyeceğiz.

– Sayın vekilim, Azerbaycan’da oturum, vatandaşlık, çalışma izni ile sorun yaşayan Türkiye vatandaşlarının sorunlarını üst düzeye taşımaları için birçok milletvekilleri yardımcı oluyor. Bazen Azerbaycan basın mensupları bu yönde sorular soruyor, Türkiye’de böyle bir milletvekili yok mu? Yanı Azerbaycan vatandaşlarının Türkiye’de karşılaştığı zorlukları üst düzeye taşıyacak bir milletvekili…

– Var. Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı, AK Parti milletvekili Şamil Ayrım Azerbaycan Türkiye ilişkilerinin gelişmesinde seferber olan bir milletvekilimiz. Bu gibi çalışmaları yapmakla, hem Türklerin Azerbaycan’daki, hem Azerbaycanlıların Türkiye’de sorunlarının çözülmesi yönünde faaliyette bulunuyor.

– Ahmet bey, Karabağ savaşı, kazanılan zafer ve zaferden sonraki barış anlaşması süreci ile ilgili yorumlarınızı ve fikirleriniz almak isterdim. Aynı zamanda Karabağ Savaşı sonrası Ermenistan’la Türkiye arasındaki normalleşme sürecinin ilerleme mekanizması ile ilgili fikirlerinizi duymak iyi olurdu…

– Karabağ meselesi bizim milli mesele olarak gördüğümüz bir konuydu. Karabağ’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve İlham Aliyev’in liderliğinde uluslararası dengeleri değiştiren çok önemli tarihi an yaşandı. Karabağ bölgesi özgürlüğüne kavuşmuş oldu. Bunun birileri adımı da, cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakü’ye yaptığı ilk ziyarette de bunu vurguladı. Ermenistan’ın Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü kabul ettiği taktirde, Ermenistan’la sınır kapılarının açıla bileceğini, bölgedeki istikrarı korumak adına kalıcı bir mekanizmanın gerçekleştire bileceğini söyledi. Bölge güçlerinin emperyalist düşünceleri olan devletler tarafından yönlendirilmek yerine kendi sorunların kendilerinin çöze bileceği bir uluslararası platformun oluşturulması her toplum için faydalı olacağını vurguladı. Türkiye de, Ermenistan da normalleşme süreci için bir temsilci adadı. Konuşmaları onlar yürütüyorlar. Hem Dış İşleri Bakanımız Mevlut Çavuşoğlu, hem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan “Azerbaycan’ın hayır dediği, Azerbaycan’ın kabul etmediği hiçbir anlaşmanın peşinde değiliz”. Burada Azerbaycan her zaman Ermenistan’la Türkiye ilişkilerinin normalleşmesinde kardeşlik hukukumuz gereği, bir direnç noktasıdır. O yüzden, zaten, Azerbaycan’la istişarelerle bu süreci yürütüyoruz.

– Sayın vekilim, ama savaştan sonra Ermenistan Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi süreci Ermenistan tarafından çelişiklikarşılanılıyor. Peki, Türkiye de bu konuya siyasi bakımdan nasıl bir yaklaşım var? Genel anlamda, sürekli Türkiye’yi uydurma Ermeni soy kırımı ile itham eden Ermenistan’la normalleşme süreci sizce ne kadar inandırıcı olabilir?

-Düşünüyorum ki, asılsız ermeni iddialarını sürekli ön plana çıkarmaları bu anlaşmazlıkları artırır. Ama bir ülke ile sorunumuz var diye, diğer bütün alanları da kapatamazsınız. Bu bizim Ermenistan ile anlaşamadığımız bir konu. Gönül ister ki, bizim adil hafıza olarak, nitelendirdiğimiz, ve o dönem 1915 senesinde Çanakkale savaşı da gerçekleşiyor. O dönem, Birinci Dünya savaşının devamında bütün bölge halkları sıkıntılar, zorluklar çekiyor. Tüm bunları ortak bir anlayışla değerlendirdiğimiz bir noktada buluşmamızın gerektiği Ermenistan kabul etmiyor. Ermenistan bunu kabul etmediği taktirde de asla Ermenistan’la Türkiye arasındaki gerilimleri azaltıcı bir etkide bulunmaz, aksine arttırıcı bir etkide bulunur. Ama asılsız ermeni iddiaları Karabağ meselesi ile ilgili kalıcı bir platformun oluşturulması için engel olamaz. Yani, Azerbaycan’la Ermenistan arasındaki sorunların giderilmesi için Türkiye’nin kolaylaştırıcı bir rol oynamasını engelleyemez. Bunlar bir birinden çok farklı alanlar.

-Sayın vekilim, Karabağ Savaşı ile Ukrayna Savaşını kıyaslamanızı isteyeceğim. Batının yaklaşımını ve çifte standartlara dayanan tutularını açık açık görüyoruz. Bununla ilgili sizler ne düşünüyorsunuz?

-Batının çifte standart yaklaşımıdır bu, evet. Batının çift bakış açısını ortaya koyan yaklaşımlarını açık ve net görüyoruz. Aynı SİHA-lar bir yerde “katil”, öteki tarafta da “umut kapısı” olarak nitelenmiş. Bu gerçekten çok ayıp ve yanlış yaklaşımdır. Özellikle Türkiye’ye yönelik Savunma Saniye’sine ilişkin bir yaptırımlar dizisinin olmasının nasıl aslında Avrupa’nın güvenliği içinde bir sorun olması öne çıktı. Bugün Türkiye kendisini o manada geliştirmemiş olsaydı Ukrayna ile bu paylaşımı da gerçekleştiremezdi. Bütün bunlar zamanla çözülecek diye düşünüyorum.

– Bugün Türkiye’nin Ukrayna konusundaki tutumu kafaları karıştırmıyor değil. Ukrayna’da Türk SIHA’ları Rusya’ya karşı yer alıyor. Diğer taraftan Türkiye NATO ülkelerinin kabul ettiği hiçbir yaptırımı Rusya’ya karşı kabul etmedi. Aksine, bugün Rusya ile daha sıkı ticari ve ekonomi ilişkiler kurmakta ısrarcı… Bu çok zor bir siyasi balans ve Türkiye’nin bu balansı korumakta amacı nedir?

– Burada balans kelimesini kullanmak çok yanlış. Sanki bir balans var ve Türkiye bu taraflar arasında dengeyi korumaya çalışıyor gibi bir durum kesinlikle söz konusu değil. Türkiye’nin Ukrayna savaşında yapmaya çalıştığı sadece istikrarlaştırma… Yani Ukrayna’da bir Savaş var, insan haklarının ihlali var, özellikle Kiev’e kadar Rus güçlerinin ilerlemesi ve büyük uluslararası hak ihlali olması konusunda kimsenin diyecek başka sözü yok. En son Birleşik Milletlerdeki konseyde yapılan oylamada Türkiye bu konudaki açık görüşünü ifade etti. Her iki tarafı da ortak bir platforma taşıyıp, en son İstanbul’da gerçekleşen görüşme mesela. Her iki tarafı da bir araya getirip barışı müzakere edecek, Ukrayna’daki çatışmayı barışa taşıyacak adımları atma konusunda Türkiye’nin tutumu belli. Türkiye’nin barıştan yana tutumu Avrupalı ortaklarımız tarafından taktirle karşılanan, desteklenen bir politika. Düşünüyorum ki, Türkiye’nin bu tutumu barışa neden olacak bir durum. Yani Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna dengeyi sağlamak isteyen bir tutum sergilemiyoruz. İstikrarlaşan Uluslararası ilişkileri istikrarlı hale getirmeye çalışıyoruz. Oluşturduğumuz politikanın da ana çerçevesi bu.