Türkiye tarih boyunca yeryüzünde medeniyeti en mükemmel bir şekilde temsil etmiş bir millettin kurduğu kadim bir devlettir.

Hiç bir zaman sömürü, istila, kuşatma vb. süreçlere fırsat vermeden İslam ahlakı ile şekil olan ilim, kültür, sanat, zenaatı en mükemmel şekilde yaşayan ve yaşatan bir anlayış ile tarihe her devirde ışık tutup aydınlatan olmuştur.

Bugün aynı ilke ve prensipler ekseninde milli ve manevi konuları merkezde tutarak hassas bir denge ile yol alan Türkiye dünyada sulh ve barışın sembolüdür.

Dost ve akraba toplulukları arasındaki sorunları çözmek için büyük gayretler sarf eden Türkiye yeni dünya düzeni içerisinde en büyük aktör ve karar verici bir konumda kendinden emin bir şekilde yol almaktadır.

Türkiye Ukrayna ve Rusya arasındaki barış görüşmesi ile bölgede ve dünyada büyük bir güven merkezi haline geldi.

Aynı hassasiyetle ilerde oluşma ihtimali yüksek olan olumsuz bir sürece engel olmak adına Asya coğrafyasında yer alan Afganistan ve Pakistan arasında sulh ve istikrar düzenini temin etmek adına bir adım atılmalıdır.

Özellikle Afganistan’ın geleceği ve herşeyi ile kendine yeten bir Afganistan modeli Türkiye eşliğinde inşa edilmelidir.

Her iki Müslüman ülkenin sorununu geçmişte onlara kol ve kanat geren Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı kadim bir devlet olan Türkiye öncülüğünde çözüme kavuşmalıdır.

Bölgedeki etnik yapıların, kabile unsurlarının, dini oluşumların sorunları bir birleri ile çarpışarak hiç bir şekilde çözüme ulaşmaz. Sorunları ortak akıl ve çözüm odaklı bakış açısı ile sonuca ulaştırmalıyız. Bunu da batılı devletlerden değil en kadim dost ve en güvenli sığınak olan medeniyetin sembolü Türkiye Cumhuriyeti Devleti öncülüğünde gerçekleştirmeliyiz.

Batı hiç bir zaman kendisinden olmayan, din, renk, ten ve etnik yapılarında uyum olmayan ülke ve milletlere doğrudan demokrasi veya insan hakları ve barış konularında destek sunmaz. Aksine gruplaşmaların ve çatışmaların da bir nevi alt zeminini hazırlar. Örneğin 2001 de özgürlük ve demokrasi için yola çıktığını iddia eden ABD 20 yıl sonra ansızın ülkeden çekilirken geriye bir demokrasi değil enkaz bıraktı. Zorunlu göçün artmasına, ailelerin dağılmasına, iş gücü, üretim ve istihdamın azalmasına, suç ve suç unsurlarının artmasına neden oldu.

Bu gibi zararlı süreçlerin son bulup çatışma yerine uzlaşı, ayrışma yerine bütünlük, tüketirken aynı zamanda üretmek ve istihdam politikalarında artış, düzensiz göçün önlenmesi, suç ve suç unsurlarının ıslahı ve yabancı gizli servislerin coğrafyada düzeni bozacak hamlelerini önlemek adına Afganistan ve Pakistan arasında Türkiye öncülüğünde diplomasi trafiği ve strateji belirleme çalışmaları oluşturulmalıdır.

Türkiye 3 kıta ile bütünlük sağlayan stratejik bir konumda yer almaktadır. Komşu ülkeler başta olmakla birlikte, dost ve akraba topluluklarında iyi gelişmeler mutlu ederken aynı zamanda kötü gelişmeler de olumsuz bir şekilde etkilemektedir.

Bu hususta geleceğe en doğru stratejiler ile yol almak, güven ve istikrar düzenini temin etmek ve yeni dünya düzeninde kendi sorununu kendi çözen bir sistem içerisinde ilerlemek adına Türkiye’nin öncülüğünde, maddi ve manevi desteklerine ihtiyaç duyulmaktadır.