AYASOFYA CAMİİ NASIL MÜZEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ?

Ayasofya Camii son günlerin en çok konuşulan ve tartışılanları arasında yer almaktadır. İstanbul’un fethinin 577. yılında Ayasofya’da Fetih Suresi okunmasıyla birlikte başlayan ve giderek artan tartışmalar sonrasında; Ayasofya Camiinin kimin tarafından verilen bir emirle ve hangi gerekçelerle müzeye dönüştürüldüğü merak konusu olmuştur. Esasen benim de bir tarihçi olarak merak ettiğim bu konuda arşivde yapmış olduğum araştırmalarım neticesinde son derece ilginç belgelere ulaştım.

 Bu belgelerde Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesi süreci şu şekilde gerçekleşmiştir: Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesi,  27 Eylül 1930/18 Eylül 1932 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanı olan Esat Sagay’ın 27 Nisan 1931 tarih ve 962 sayı ile Başbakanlığa gönderdiği bir yazı ile başlamıştır. Bu yazıda; “ Amerika’da Boston şehrinde kaim “The Byzantine” namındaki müessesesinin müdürü olan Mr. Wittmore’un Ayasofya Camii’nin sıvaları altında kalan mozaikleri meydana çaıkartıp, tetkikatta bulunmak için kendisine müsaade itasını rica etmekte olduğu malûmu Samileridir.

Ayasofya gibi bütün dünyaca marûf ve meşhur bir eseri mimarinin sıvalar altında kalan mozaiklerinin meydana çıkartılarak arkeoloji nokta-i nazarından tekkiki hakkında Enstitü tarafından vukubulan bu talebin nezd-i Devletlerince de kabul ve tervicinde bir mahzur görülmediği takdirde İstanbul Müzesi’nden mütehassıs bir zatın nezaret ve murakabesi altında Ayasofya mozaiklerinin zahire ihracı ve bunlar üzerinde tetkikat icrası için mumaileyhe izin verilmesi hususunda İcra Vekilleri Heyetince bir karar ittihazına müsaadelerini arz ile tazimlerimi teyit eylerim”diyerek Ayayosya’daki mozaikler üzerinde inceleme yapılması için müsaade istenmiştir.  İşte bu yazı üzerine 7 Haziran 1931 tarih ve 1195 sayılı Kararname çıkartılmıştır.

Daha sonraki yıllarda ise 9 Temmuz 1934/9 Haziran 1935 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanı olan Zeynel Abidin Özmen’in, 4 Kasım 1934 tarih ve 94041 sayı ile Başbakanlığa göndermiş olduğu ve kaynağını “aldığım büyük bir şifahi emir ile” diye ifade ettiği bir yazıda; “İstanbul’daki Ayasofya binasının salip ve hilâl arasında sürüklene gelen savaşların başlıca rumuzlarından birini teşkil ettiği, birçok ihtiras bulutlarının Ayasofya’nın kubbesi etrafında kümelendiği malûmu Devletleridir.

Eşsiz bir mimarlık sanat abidesi olan Ayasofya’nın bir müzeye çevrilmesi bütün Şark âlemini sevindirecek ve beşeriyete yeni bir ilim müessesi kazandıracaktır. Esasen bu abideye Bizans ve Türk sanat eseri olarak bakmak daha doğrudur. Çünkü: Miladın 321 inci senesinde Büyük Konstantin bugünkü binanın olduğu yere bazilika biçiminde bir kilise yaptırmış fakat bunun yanması üzerine Theodos II tarafından 415’te üç katlı bazilika tarzında yeniden yaptırılmıştır. 532’de İmparator Justinien aleyhine yapılan Nikea İhtilâli namıyla maruf olan kıyamda tahrip edildiğinden mezkûr imparator şimdiki binayı yaptırmıştır ki 537 de tamam olmuştur. Zelzelelerle birkaç kere kısmen harap olan mabet Bizanslılar ve Türkler tarafından daima onarılmıştır. Esaslı onarılması Sultan Abdülmecit zamanında Fossati’ye yaptırılmış ve ondan sonra da Evkaf İdaresi mütemadî alakadar olmuştur.

Ayasofya Camiye evrildikten sonra yanına minareler, şadırvan, medrese ve diğer müesseseler eklenmiştir. Cenubî garbî köşesindeki Üçüncü Mehmet, İkinci Selim’in türbelerinin Mimar Sinan tarafından yapıldığını söylemek mimari değeri hakkında fikir vermeye kâfidir. Yanındaki Üçüncü Murat’ın ve oğullarının türbeleri de Çini tezyinatı itibariyle birer şaheserdir. Türk elinin ihtimamı ile bugüne kadar ayakta durabilen ve umumi heybetiyle bir müze olan bu abidenin, müzelik sıfatının tebarüz ettirilerek bir ilim müessesi halinde cihana ilan edilişi çok yerinde bir iş olacaktır.

İçinde bazı Bizans ve Osmanlı eserleri teşhir edilebileceği gibi başlı başına bir müze olup teşhir için eski eserler konması da ilmî mütalaalar cümlesindendir. Fakat şekli tagyir için mimari eserler konabilir. Avlusu açık müze ve park haline kalb olunduğu takdirde yüksek abideye layık harici bir muhit hazırlanmış olacaktır. Cenup kısmını saran ve binayı çirkinleştiren dükkânlardan evkafa ait olanların evkafça hemdi, diğerlerinin de evkafça istimlâki gerekli görülmektedir.

Ayasofya müzeye evrildiği takdirde İstanbul’un turistik değeri bir kat daha artacaktır. Ayasofya’da namaz kılanlar pek yakınındaki büyük küçük birçok camilerde dinî vazifelerini yapabileceklerdir.

Bu mütalaalar esas itibariyle tasvip buyrulduğu takdirde:

  1. Ayasofya’nın müzeye evrilmesi,
  2. Acil tamirleri, civarının güzelleştirilmesi,
  3. Daimi muhafazası masraflarına karşılık olmak üzere Evkaftan muayyen bir meblağın bu sene ve gelecek seneler bütçelerinden ayrılması için İcra Vekilleri Heyetince bir karar verilmesine müsaade-i Devletlerini derin saygılarımla dilerim efendim” demektedir.

 Bu yazıdan da açıkça anlaşılacağı üzere, Ayasofya Camii Osmanlı ve Bizans eserlerinin teşhir edilebileceği, İstanbul’un turistik değerinin artacağı düşünceleriyle Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi teklif edilmiştir.

 Bu teklif üzerine, 24 Kasım 1934 tarih ve 2/1589 sayılı Kararname ile Ayasofya Camii etrafındaki dükkânlar yıkılarak, müzeye dönüştürülmesine karar verilmiştir. Ayasofya Camii’nin müzeye dönüştürülmesinden sonra çıkarılan 29 Aralık 1934 tarih ve 2/1783 sayılı Kararname ile camii avlusunda Alman Mr. Sehede’nin kazı yapmasına izin verilmiştir. Ancak Ayasofya Camii’nin müze yapılmasına dair bahsettiğimiz bu kararnameler resmi gazetede yayınlanmamıştır.

Ancak Milli Eğitim Bakanı olan Zeynel Abidin Özmen’in söylemiş olduğu yüksek bir makamdan aldığım direktif üzerine konusu biraz boşlukta kalmaktadır. Bu konuda Atatürk’ün kendisine verilmiş doğrudan bir emri olmadığı, Semavi Eyice’nin açıklamalarıyla gündeme gelmiştir.

Semavi Eyice; “Milli Eğitim Bakanı Abidin Özmen’in Ayasofya’nın ilk anı defterine yazdıklarını okudum. Atatürk’ün direk talimatı olmadığını kaleme alıyordu. Özmen, Ayasofya’nın mozaiklerini temizleme ve tamir görevini üstlenen ABD’li Thomas Wittemore’un, 1934’de Atatürk’e müze konusunu önerdiğini bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa’nın Çankaya’daki bir akşam sofrasında misafirlerine Ayasofya’yı sekülerize edip müzeye dönüştürme fikrini sorduğu yazıyordu. Özmen, ‘Ertesi gün ilk direktifi verdim’ diye yazmış. Atatürk’ün talimat verdiği yönünde hiç bir bilgi yok. Özmen, yazısında Atatürk’ün Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi yönünde arzusu olduğunu, direktifin kendi tarafından verildiğini kaleme almış. Özmen’in yazdıkları ortaya çıkartılırsa Ayasofya üzerindeki sis perdesi de aralanır. Türk izinin Ayasofya’dan kaldırılmasını isteyen gizli bir güç var. Bu gizli güç, elinden gelen her şeyi yapıyor. Bizim kültürümüzde kiliseden çevrilme camiler için birtakım gelenekler vardır. Cuma hutbelerinde imam minbere kılıçla çıkar, minberin merdiven başlarında birer sancak olurdu. Ancak Ayasofya’nın sancakları ve minber kılıcı ortada yok. Geçmişte görev yapan müdürlere Kılıç ve sancakları sorduğumda bilmediklerini söylediler.” diyerek bu konudaki şüphelerini Türk kamuoyu ile paylaşmıştır. Son derece hassas olan bu konunun araştırılmasını istemiştir.

Gerçekten de olayların gidişatı incelendiğinde, bu kararın alınmasının Milli Eğitim Bakanı olan Zeynel Abidin Özmen’in durumdan vazife çıkartması sonucunda, Başbakanlığa yazmış olduğu bu yazının sanki Atatürk tarafından verilmiş bir emir gibi algılanması ve gereğinin yapılması olduğu çok açık bir şekilde görülebilir.

Yine benim de buradaki Bakanlar Kurulu kararı altındaki Atatürk’ün imzası ile ilgili şüphelerim bulunmaktadır. Genelkurmaydaki araştırmacı- konferansçı olduğum dönemlerde Atatürk özel evrakı ve not defterleri üzerinde çalışırken gördüğüm yazı stilinden ve imza şeklinden çok farklı görünmektedir. Bu imzanın Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı tarafından bir incelemeye gönderilmesinde fayda olduğu kanaatindeyim.

Bütün bu açıklamalarımdan da anlaşılacağı üzere bir oldubitti ile müzeye dönüştürülmüş olan Ayasofya’nın tekrar camiye dönüştürülmesinde herhangi bir hukukî engel görülmemektedir. Temennim, 2 Temmuz günü Danıştay’da görülecek olan davadan halkımızın istek ve beklentileri doğrultusunda bir karar çıkması ve Ayasofya’nın ibadete açılmasıdır.

Dr. Servet AVŞAR

İlk kez yayınlana görseller için linke tıklayınız.

https://www.yazargazetesi.com.tr/ayasofya-camii-nasil-muzeye-donusturuldu-resimleri,173.html

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet Yüksel
Ahmet Yüksel - 1 ay Önce

Servet hocam kaleminize sağlık. Çok orijinal ve doyurucu bilgiler bunlar. Zihnimizdeki birçok bulanıklık giderildi. Teşekkürler.

İbrahim Ethem Arıoğlu
İbrahim Ethem Arıoğlu - 1 ay Önce

Servet hocam, kalemimize sağlık...

Mustafa Özdemir
Mustafa Özdemir - 1 ay Önce

Yazınızı okudum, maalesef nasıl bir oyunla bizans istediğini yapmış. Biz de böyle 90 senedir birbirimizden korkuya camii yi açamıyoruz. Bize yazıklar olsun. Fatihin bedduasına düçar olan bu milletin iki yakası bir araya gelir mi? Mümkün değil..

Ceyhan Ateş
Ceyhan Ateş - 1 ay Önce

Ayasofya İstanbul'dadır Türkiye Cumhuriyeti hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu millet Bizans oyunlarından da bıkmıştır.

Musa Aydemir
Musa Aydemir - 1 ay Önce

Çok teşekkür ederim çok değerli Servet avşar hocamızın ellerine sağlık güzel konuya değinmiş dediği gibi ibadete açılması güzel olur tüm islam alemine namaz kılmayı nasip eder inşlah çok teşekkür ediyorum.

Yusuf Yay
Yusuf Yay - 1 ay Önce

Belgeler ışığında kaleme alınmış olan bu yazısından dolayı yazarı kutluyorum.

Yasemin Keydal
Yasemin Keydal - 1 ay Önce

Teşekkur ederim.Bilmedigim ne cok yönü varmis.

banner320

banner319