Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen “Yerel STK’lar Hibe Programı” kapsamında desteklenen, “Başka Bir DünyaMümkün Projesi” kapsamında Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBÜDER) tarafından düzenlenen “Uluslararası Madde Bağımlılığıİle Mücadele ve Sosyal Hizmet Modelleri Çalıştayı” Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye’dekiüniversitelerin, kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin katılımıyla 06-08 Nisan 2019 tarihlerinde Antalya’nın Kemer İlçesi’nde gerçekleştirilmiştir. Madde bağımlılığı sorunun çözümü için nasıl bir sosyal hizmet müdahalesi uygulanması gerektiği konusunun ağırlık olarak ele alındığıçalıştayda yerli ve yabancı katılımcıların görüşlerini ifade ettikleri bir açılış paneli, üç odak grup çalışması oturumu, bir sonuç ve değerlendirme oturumu gerçekleştirilmiştir.  

AÇILIŞ PANELİ 

Açılış panelinde “Uyuşturucu Kullanımıyla Mücadelede Sosyal Hizmet Modelleri” konusu ele alınmıştır. Panelde görüşlerini dile getiren Prof. Dr. İlhan TOMANBAY, madde bağımlılığının önlenmesinde ve tedavisinde biyo-psiko-sosyal yaklaşımın esas alındığını, tıbbi tedaviyi vurgulayan “biyo” kısmının alanında uzman tıp doktorlarının da ifade ettiği gibi ancak %10’luk bir payı olduğunu, %15’inin psikolojik tedaviyi ve %75’in sosyal tedaviyi kapsadığını vurgulamıştır. Sayın TOMANBAY konuşmasını şu şekilde sürdürmüştür: Sosyal tedavinin amacı multidisipliner ekip çalışmasıyla madde bağımlısı bireyi topluma geri kazandırmaya yönelik davranış değişikliğisağlamaktır. Bir taraftan bireyle çalışma yöntemi uygulanmalı diğer taraftan profesyonel grupla çalışma ve kendine yardım grupları şeklinde çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmalarda yardım değil, değişim ve değiştirme yaklaşımı esas alınmalıdır. Sosyal kılavuzluk, sosyal eğitimcilik, sosyal danışmanlık işlevlerini yerine getirecek sosyal tedavi merkezleri STK’larla işbirliği içinde çalışmalıdır. Herkesin etiketlenme ve dışlanma kaygısı olmadan rahat girip destek alabileceği bu merkezlerin çalışma usul ve esaslarıyla ilgili yasal mevzuat oluşturulmalıdır. Sosyal sağlığın standartlarının geliştirilmesi konusunda SağlıkBakanlığı’nda çalışma yapılmalıdır. Alan uzmanlarının ve akademisyenlerin katkısıyla DSM’ninTürkkültürüne uygun bir şekilde yerli versiyonu hazırlanmalıdır.  

Hollanda IriszorgBağımlılık Merkezi’nde sosyal hizmet müdahalesi uygulayan Olivira BOLSIUS, bağımlılıklamücadelede sosyal tedavinin önemine vurgu yapmıştır. Aynı zamanda Hollanda Han Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’ndeeğitmenlik yapan Olivira BOLSIUS, toplum temelli rehabilitasyon modelini esas alan, bağımlıların katılımını sağlayan ve birlikte işbirliği içinde çalışmayı önceleyen bir sosyal tedavi programı uyguladıklarını belirtmiştir. Sayın BOLSIUS konuşmasının devamında şunları ifade etmiştir: Bağımlılıktan kurtulmak maddeyi bırakmakla değil, bırakma sonrası oluşan boşluğudoldurmakla mümkündür. Bu nedenle bağımlı kişiye seçenekler sunulmalı, bağımlı hayatın riskleri gösterilerek bağımsız hayatın çekiciliği ön plana çıkarılmalıdır. Tedavide bireyin yaşadığı sosyal çevre ve aile birlikte değerlendirilmelidir.  Ailenin bilinçli bir şekilde tedavi sürecini desteklemesi başarı oranını arttırmaktadır. Bağımlılığın tedavisinde ilaç desteğisağlanmakta ancak kontrole gelindiğinde başka yöntemlerden yararlanılması gerektiği de önerilmelidir. Bağımlı bireyin direnci azaltılmalı, istenilen davranışın pekiştirilmesi istenmeyen davranışın da söndürülmesi için ödül mekanizması kullanılmalıdır. İnsan beyni hazza odaklı olduğu için maddeye yönelmede bilinç devre dışı kalmakta, duygular ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle kullanılan yöntemlerin maddeden daha çekici olması gerekmektedir. Hollanda’da bir atasözü var: “Yeni bir ayakkabı almadan eski ayakkabınızı atmayın.”