Bağımlılığa yol açan psikososyal sorunlar ve önleyici müdahale  

Okullarda akademik başarının ön plana çıkarılması nedeniyle çocukların davranış sorunlarına cezalandırma yaklaşımıyla müdahale edilmektedir. Evde ve okulda sürekli baskı ve dışlanmaya maruz kalan çocuklar madde kullanarak rahatlama yoluna gitmektedirler. Bu nedenle okullarda sosyal içerme yaklaşımıyla risk grubu çocukların dahil edileceği resim, sanat, müzik, spor ve sosyal etkinliklere daha çok yer verilmelidir. Çocuklar çoklu risklerin var olduğu bir toplumsal yaşama hazırlıklı olmalıdır. Okul öncesi dönemden başlanarak çocukların sorun çözme becerileri, psikolojik sağlamlık ve yılmazlık özellikleri geliştirilmelidir. Yapılan araştırmalar çocukların madde kullanmaya başlamasında merak ve akran grubunun etkisinin ağırlıklı olduğunu göstermektedir. Ergenlik döneminde sosyalleşmeye çalışan genç, aileden yeterli ilgi ve desteği bulamayınca bir kimlik elde etme ya da bir gruba ait olma duygusuyla olumlu sosyal davranış gösteren arkadaşlarından uzaklaşarak, anti sosyal davranışa eğilimli akran ilişkileri kurmakta ve maddeye yönelme olasılığı artmaktadır. Bu konuda Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı kuruluşlarda ergenlere gençlik rehberliği yapacak sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi sağlanmalıdır.  Madde kullanan çocukların büyük çoğunluğunun okula devam eden veya sorunları nedeniyle okulu bırakmak zorunda kalan çocuklardan meydana geldiği düşünüldüğünde risk grubu çocuklara özgü eğitim programları düzenlenmesi zarureti ortadadır. Bu nedenle madde kullanma riski olan çocuklar için alternatif eğitim programları düzenlenmelidir. Kent yaşamında bazı bölgelerin göç, çarpık kentleşme, işsizlik, madde kullanımı, suça bulaşma gibi kendine özgü sosyal sorunlarla ön plana çıktığı görülmektedir. Bu bölgelerde sosyal hizmet modelleri uygulanırken yerel sosyal sorunların çözümüne yönelik uygulamalara ağırlık verilmesine dikkat edilmelidir. Ayrıca risk önleme çalışmalarında yerel dinamiklerden azami ölçüde yararlanılarak, çözüm noktasında aktif rol almaları sağlanmalıdır.Çocukların boş zamanlarının etkili doldurulamaması önemli bir risk faktörüdür. Çocuk ve gençlik merkezleri, etüt merkezleri, bilgi evleri gibi faaliyet alanlarının arttırılması gerekmektedir. Madde kullanımı ile yaşanılan mekânın niteliği arasında ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle mahalle ve sokak düzeyinde yerel yönetimler sosyal hizmet uygulamalarına ağırlık vermelidir. Madde kullanan bireylerin özellikle gençlik döneminde cezaevine girmesi olumsuz sosyal öğrenmelere neden olmaktadır. Kapalı cezaevi yerine tedavi ve rehabilitasyon imkânı olan kuruluşlar oluşturulmalıdır. Türkiye’de çocuk koruma sisteminin erken uyarı alanında gerekli örgütsel düzenleme yapılmadığı için çocukların madde kullanma, suça sürüklenme gibi risklere maruz kalmasının önüne geçilememektedir. Çocuk alanında hizmetleri bulunan tüm kuruluşların içinde yer alacağı, kişisel bilgilerin gizliliği ve güveliğinin korunduğu, bilgi ve belge paylaşımına izin verecek ortak bir yazılım programının kullanılacağı, Türkiye şartlarına özgü bir çocuk erken tanı ve uyarı sitemi kurulmalıdır.