BELEDİYELER VE TERÖR İLİŞKİLERİ

BELEDİYELER VE TERÖR İLİŞKİLERİ      

Dün 29 ilde gerçekleştirilen eşzamanlı bir operasyonla birlikte, haklarında “terör” suçlarından çok sayıda kovuşturma ve soruşturma bulunan; Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı HDP’li Adnan Selçuk Mızraklı, Van Büyükşehir Belediye Başkanı HDP’li Bedia Özgökçe Ertan ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı HDP’li Ahmet Türk, Anayasa’nın 127. maddesi ve Belediyeler Kanunu’nun 47. maddesinin gereğince görevlerinden alındı.

            Görevden uzaklaştırılan HDP’li isimler yerine, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne, Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne Mardin Valisi Mustafa Yaman, Van Büyükşehir Belediyesi’ne Van Valisi Mehmet Emin Bilmez Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirildi.

            Aslında bu karar hiç de sürpriz bir gelişme olmadı. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir devlet, seçilmiş de olsa hiçbir yöneticisinin kendi varlığı ve birliği aleyhinde faaliyet göstermesine müsaade etmez. Bu seçilmiş kişiler vasıtasıyla, devlet imkânlarının kendisini bölmeyi parçalamayı amaçlayan bir terör örgütü için sunulmasına müsaade etmez.

             Zaten daha önceden de söz konusu partinin, terörle bağlantısı tespit edilen, 93 belediye başkanı görevden uzaklaştırılarak, kayyum atanmıştı. Yine aynı şekilde bu belediyelerde yürütülen hukukî soruşturmalar neticesinde, belediye yöneticilerinin pek çoğu ‘terör örgütüne yardım ve yataklık’ suçundan tutuklanmıştı. Yerlerine atanan kayyumlarla birlikte bu belediyelerin sınırlarında yaşayan halk yüzü gülmeye ve gerçek manada belediyecilik hizmeti ile tanışmaya başlamıştır. Tabi bu durum, terör örgütü içinde bir panik ve yıkım havası yaratmıştır.

Çünkü bölgede gerçekleştirilen terör operasyonları ve kayyumlarla birlikte, belediyecilik anlamında halka verilen hizmetler terör örgütüne olan desteğin azalmasına neden olmuştur. Daha önceden belediyeler vasıtasıyla sağlanan her türlü lojistik destek ve belediyeden örgüte aktarılan malî yardımların önü kesilmiştir. 

Neticede; bölge insanından şiddet ve zor kullanarak, yaptığı akıl almaz baskılarla, oy toplayan, büyük aileleri tehdit ederek, sandığa götüren terör örgütü ve HDP, terörle mücadelenin getirdiği yüksek başarı sonucunda büyük ölçüde halk desteğini yitirerek, oylarını kaybetmeye başlamıştır. Kendisi için ciddî bir sorun olarak gördüğü bu gelişmelerin önüne geçmek için, strateji değişikliğine gitme kararı almıştır.

Bu yeni strateji çerçevesinde üstü örtülü bir şekilde CHP ile ittifak içerisine girmeyi, daha göze batmayan adaylarla seçime gitmeyi tercih edecektir. Seçime gidilirken,  bu partinin yöneticileri tarafından yapılan bütün konuşmalarında da bölgede gerçek manada belediyecilik hizmeti veren, bu hizmetlerle yöre insanını kavuşturan, bölgeye yeniden bir dinamizm ve enerji kazandıran kayyumları hedef almışlardır.

Sandıklarda, “Kayyumları göndereceğiz” sloganı ile propaganda yürüten HDP,  daha önce elinde bulunan il ve ilçelerin bir bölümünü kazanamamıştır. Aslında bu durum, bölgede yaşayan halkın kendisine demokratik yoldan verdiği anlamlı bir mesajdı. Bu mesajın içeriği ise çok açıktı. Terörden uzaklaş ve hizmet anlayışı ile görevine devam et. Bu sadece bölge insanı için değil bütün milletimizin gönlünden geçen bir istek idi. Barış ve huzur içinde, birlikte tüm şehirlerimizin güzelleştirilmesi ve kalkındırılması.  Bu istek, zaten tüm siyasî partilerimizin ve siyasetçilerimizin de en başta gelen görevidir. Fakat amaç yıkıcı ve bölücü bir nitelikte olunca durum tam aksi şekilde gelişiyor.

Bu bahsedilen üç büyükşehir belediye başkanı ve diğer HDP’li belediye başkanları, kendilerinden beklenilenin aksine, teröre destek verici nitelikte uygulamalarla, milletin kendilerine emanet ettiği devlet imkânlarını pervasız bir şekilde terör örgütü için sunmaya başlamışlardır.

Seçimler öncesinde, Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kendileri için uyarı mahiyetindeki; “Bu seçimlerde teröre bulaşmış olanlar sandıktan çıkarsa, anında gereğini yapıp, kayyum tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini hiçe sayarcasına, kandilden aldıkları talimatlarla hareket etmeye başlamışlardır.

İlk icraatları belediyelerde görev yapan şehit yakınlarının işten çıkarılması ve yerlerine de adeta nispet yaparcasına terörist yakınlarını ve terör suçuyla işten atılanları göreve başlatmak olmuştur. Daha birçok akıla ve vicdana sığmayacak hareketle devam etmiştir.

Bütün bu hukuksuz uygulamalar, toplumun pek çok kesimince dile getirilmiş, yapılan protestolarla bir an önce söz konusu başkanların görevden el çektirilmeleri istenmiştir. Bu konuda ilk başından beri duruşlarını çokça beğendiğim ve desteklediğim değerli dostlarım, Anadolu Güvenlik Koruyucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Başkanı Sayın, Ziya Sözen ve 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz’ün kamuoyunu bilgilendirmeleri ve mücadeleleri her türlü takdirin ötesindedir.  Her ikisi de söz konusu bu belediye başkanlarının, çok yakın birer takipçisi olmuşlar, onların hukuksuzluklarını kamuoyu ile paylaşmışlardır.

Sonuç olarak; belediye imkânlarının eli kanlı terör örgütü lehine kullanıldığı adlî ve idarî soruşturmalarla tespit edilmiş olan bu üç büyük şehir belediye başkanının görevden alınması bana göre son derece yerinde bir karar olmuştur.

Çünkü Millet iradesi asla terörün vesayetine terk edilemez.  Devletimizin varlığı ve birliği için, teröre destek veren her kim olursa olsun, yaptıklarının görmezden gelinmesi düşünülemez. Her ne kadar seçilmiş olsalar da, derhal müdahale edilmesi gereken ve görevden el çektirilmesi gereken bir durumdur.

Demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan bir millet olarak,  seçilmiş olanların görevlerine son verilmesini hiç arzu etmesek de, milletin iradesi dışında hareket eden ve teröre destekte devam eden/ etmekte kararlı görünen, adeta kendilerinin görevden alınmaları için ısrarcı bir tutum sergileyen söz konusu belediye başkanları, görevden alınmayı çoktan hak etmişlerdir.  Bu karar son derece yerinde ve hukukî bir karardır. Üzerinde yorum yapılacak bir husus bulunmamaktadır.

Bu durum, başkanların görevden alınma gerekçelerinde ile çok açık bir şekilde görülmektedir.

Görevden Alınma Gerekçeleri

  1. Belediyelerin imkânlarını PKK’nın amaçları doğrultusunda kullanılmaları,
  2. Terör örgütünden gelen talimatlarla hareket etmeleri,
  3. Terör örgütünün talimatlarıyla, Belediyecilik Mevzuatında olmayan, sözde “eş başkanlık” uygulaması yapmaları,
  4. İhraç edildiği için mazbataları verilmeyen kişilere, fiili olarak görev vermeleri,
  5. Teröristlerin cenazelerine katılmaları,
  6. Ölen teröristler için saygı duruşunda bulunmaları,
  7.  Teröristlerin mezarlarını ziyaret etmeleri,
  8. Terör suçlularının isimlerini cadde, sokak ve parklara vermeleri,
  9. Belediye kadrosunda çalışan şehit yakınlarına mobbing uygulamaları.

            Ayrıca,  görevden uzaklaştırılan bu üç büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yürütülmekte olan çokça suçlama bulunmaktadır. Bunlara da detaylı bir şekilde bakıldığında, aslında verilen kararın ne kadar yerinde ve hukukî bir nitelik taşıdığı da çok açık bir şekilde anlaşılabilir.

            Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı HDP’li Adnan Selçuk Mızraklı hakkında biri kovuşturma olmak üzere, 9 ayrı terör dosyası, Van Belediye Başkanı HDP’li Bedia Özgökçe Ertan hakkında biri kovuşturma, 7 dosya, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı HDP’li Ahmet Türk hakkında da 2’si kovuşturma, 6 terör dosya bulunuyor.

Görevden almayı gerektiren nedenleri her üç başkan için ayrı ayrı ele aldığımızda karşılaşılan durumun ne kadar vahim bir boyutta olduğu, daha açık bir şekilde görülmektedir.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı,  Adnan Selçuk Mızraklı:

* KCK’lı İsmail Özden’in öldüğü operasyon sonrası destekçileriyle birlikte olması,

* Terörist Zülküf Gezen’in ailesine taziye ziyaretine gitmesi,

* Terör nedeniyle işten uzaklaştırılan pek çok kişiyi geri işe alması,

* Cadde ve sokaklara teröristlerin isimlerini vermeye kalkışması, 

* Yeryüzünün neresinde olursa olsun, Beytullah’ın / Allah’ın Evinin bir şubesi olarak kabul edilen, camilerimize saygısızlık göstererek, imar planlarından çıkarması,

* Bayramlarda terörist mezarlarını ziyaret etmesi,

*  Belediye imkânlarını kullanarak, birçok teröristi gizlice tedavi ettirmesi.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı, Ahmet Türk:

*30 Ocak 2019 tarihinde gerçekleştirilen, aday tanıtım toplantısında, terör örgütü marşını saygı duruşunda söylemesi,

* Terörist mezarları için malzeme vermesi,

* Belediyede görev yapan şehit yakınlarının işlerine son vermesi,

* Terör suçlusu olan, Cabbar Leygar’yı Mardin Kent A.Ş.’ne Genel Müdür olarak görevlendirmesi,

*  Pek çok PKK’lı terör suçlusu’nu kendisine danışman olarak görevlendirmesi,

* Terörist mezarları için malzeme desteği vermesi,

* Kandil elebaşlarının talimatıyla, yapılmakta olan açlık grevlerine destek vermesi.


Van Büyükşehir Belediye Başkanı,  Bedia Özgökçe Ertan:

* Terörist başının resimleri önünde yapılan toplantılarda yer alması,

*PKK’lı Mevlüde Bozkurt, Şemdinli’de öldürülen PKK’lı Arzu Bilmez, Ahmet Demirağaç, Nuhari Yacan’ın defin işlemlerine katılması,

* Belediyede görev yapan şehit yakınlarının işlerine son vermesi,

* İhraç edildiği için mazbataları verilmeyen, kişilere görev vermesi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Osman Akbulut
Osman Akbulut - 6 ay Önce

Ağzınıza sağlık. Allah razı olsun , dilsiz şeytanları affetsin inşAllah ..

H. D.
H. D. - 6 ay Önce

Servet Hocam, kaleminize, söyleminize sağlık. Doğru söze ne denir ki!

Вася коларов
Вася коларов - 6 ay Önce

Cok akıcı ve faydalı bir yazı olmuş.