BEYİN NEDİR?

İnsanoğlu bir bütün olarak hayat sürmektedir. Bütün organların ahenk içerisinde işlevsellik gösteren mucizevi bir bağı vardır. Bu bağı koordinasyon içerisinde sağlayan organımızın adı beyindir. Beyin, bedenin en üst yönetim merkezidir. Ana işi organizmayı, yani bizleri hayatta tutmaktır. Beynimiz, diğer tüm organlarımız gibi hayatta kalmamız için bir dizi çalışma prensibi içerisinde işlevsellik gösterir. Bu karmaşık işlevlerin hepsini “uyum” veya “adaptasyon” olarak ele almalıyız. Beynimiz, çevreden aldığı sinyalleri, yani duyu bilgilerini kullanarak bedenimizin dış ve iç ortam değişikliklerine uyum göstermesi için gereken işlemleri yönetir.

Bu yüzden oturduğumuz mekân, konuştuğumuz arkadaşlar, okuduğumuz kitap veya gazete, izlediğimiz sinema, dizi, reklam, video, meşgul olduğumuz sosyal medya beynimize tesir eden ana unsurlar arasında yer almaktadır. Biz neler ile meşgul olursak beynimiz o sürece göre kendisini kodlar ve hayat politikasını yönlendirir.Beynimiz bedenimizin hemen her yerinde bulunan farklı organ ve dokularla hemen hemen aynı kimyasal yapıtaşlarından oluşur. Erişkin bir insan beyni yaklaşık 1400 gram ağırlığındadır ve yaklaşık 1 litre su, 160 gram yağ, 110 gram protein, 15 gram şeker ve 10 gram da tuzdan oluşur. Beynin kimyasal yapısı bu kadar basit bir bileşime sahipken, vücudumuzun diğer tüm organları gibi inanılmaz karmaşık bir organizasyon biçimine sahiptir.

Beynimizde birbirinden farklı tiplerde hücreler vardır. Gerçek hücreler, sinir hücreleridir, bilimsel olarak nöron olarak adlandırılır. Toplam sayıları tüm beyinde 80-90 milyar kadardır. Beynin en üst kabuk, yahut korteks kısmında ise 19-23 milyar kadardır hücre bulunur. Sinir hücrelerinin yanı sıra, tahminen onlara yakın sayıda bulunan diğer hücreler ise “glia” hücreleridir. Bu hücreler de sinir sisteminin işlevlerine nöronlar kadar doğrudan katkıda bulunurlar.Yaratılış gereği kadın ve erkek beyinleri farklıdır. Anatomik açıdan aynı metot ekseninde olsa da iç dinamikleri ve işlevselliği ayrıdır. Kadınlarda stres ve öfke merkezi olan amigdala ile iki beyin yarısını birbirine bağlayan corpuscallosum erkeklere göre belirgin olarak daha büyüktür.

Erkeklerde ise yön bulma ve bellekle ilgili olan hippokampus bölgesi kadınlardan genelde daha büyük hacimde karşımıza çıkıyor. Fakat tüm bunların ötesinde erkek ve kadın beynindeki belki de en büyük yapısal farklılık “bağlantısallık” alanında karşımıza çıkıyor. Beynimizin işlevsel hücreleri arasındaki mikroskobik bağlantıların yerleşim şekilleri erkek ve kadında farklı durumdadır.

Erkeklerde sağ ve sol beyin yarıları içinde ön ve arka yönlü bağlantılar yoğunluk gösterirken, kadınlarda sağ ve sol beyin arasında iki yönlü bağlantılar daha baskın bir yer işgal ediyor. Bu da erkeklerin daha hızlı ve dürtüsel kararlar verip uygulamasına rağmen kadınların daha temkinli ve hesaplamalı davranmalarının altında yatan bir mekanizma olarak bilinir.

Sonuç olarak beyin insan vücudunda tüm organların koordinasyonunu sağlayan bir merkezdir. Kadın ve erkekte ayrı çalışır. Yaratılış gereği dıştan benzerlik olsa da iç dinamikleri farklıdır. Günümüzde sosyal yaşam ekseninde kadın ve erkekler fırsatlar dahilinde eşit görülüp beyin fonksiyonlarının birbirinden ayrı olduğu bilimsel değerler ekseninde ortaya konulduğu için canlı varlık olarak birbirinden ayrıdır. Aslında kadın beyni ve erkek beyni birbirinin eksiklerini tamamlar niteliktedir.

Eğer bizler onları eşit seviyede görmeye kalkarsak ruhsal anlamda zafiyetler ortaya çıkar. Çünkü yaratılış gereği farklı fonksiyonların birbiri ile bağlantısı olmayan görevleri yapmak zorunluluğuna tabi tutarız. Bu da bizlere tatsız bir hayat ve psikolojik olarak zedelenen bir insan anatomisini ortaya koyar. Bu yüzden yaşamsal kanunlar içerisinde kadın erkek ayrımı haklar ekseninde eşit tutulup, beyin işlevselliğinin ana kodlarındaki ayrıma göz önünde bulundurarak ömür serüvenine odaklanmalıyız.