12 milyon km2’nin civarındaki farklı coğrafyalar üzerinde, kimi bağımsız, kimi Özerk Cumhuriyet, kimi Özerk Bölge statüsünde kimi esaret altında kimi de başka rejimlerin yönetiminde farklı ülkelerde yaşayan Türkler arasında “dilde, işde, fikirde birlik” tesisi, elbette her bir Türk’ün temel arzusu, kızıl elmasıdır.

Ancak uygulamada gerçek bir Türk Birliği’nin kurulması takdir edersiniz ki, hayal olmamakla birlikte öyle kolay bir hadise değildir.

Doğu Türkistan Çin egemenliği altında iken, Rusya Federasyonu altında yaklaşık 50 milyon, Afganistan’da 15 milyon, Suriye’de ve Irak’ta 6 milyon, İran’da ise 35 milyonun üzerinde soydaşımız yaşarken böylesine engelli bir coğrafya üzerinde en azından “iş”de birlik kurmak sizce bu yakın on yıllarda mümkün mü?

Maksadımız karamsar bir tablo ortaya koymak değil, hakikati ifade etmek ve hatırlatmaktır.

Arada engeller, farklı sınırlar olsa da birbirine yakın coğrafyada yaşamanın avantajlarını, dezavantajlarını sağlıklı şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Her ne kadar ortak değerlere, ortak geçmişe sahip olsak da farklı coğrafyalarda yaşayan kardeşler olarak “farklı çıkarlar”a sahibiz.

***

İşte Kazakistan, Türkiye’den “farklı çıkarlara”, “farklı hassasiyetlere” sahip kardeş cumhuriyetlerinden biridir.

Kazakistan’ın toprak bütünlüğü 5-6 Ocak günü terörist gruplar tarafından tehdit edilmiş; içteki hain unsurların da katkılarıyla anayasal düzen yıkılmak istenmiş veya ülke ikiye bölünmek istenmiştir. Kazakistan Ankara Büyükelçisi’nin de ifade ettiği üzere Kazakistan’ın 30 yıllık bağımsızlık tarihinde ilk defa böyle bir kapsamlı tehditle karşı karşıya kalmıştır. Olaylar önceden planlanmıştır. Ülke, yurt dışında eğitilmiş ve iyi koordine edilmiş terörist grupların silahlı saldırılarına maruz kalmıştır. İlk bulgulara göre, saldırganlar arasındaki radikal İslamcı gruplarda, sıcak çatışmalarda deneyimli kişilerin de olduğu tespit edilmiştir. Olaylar tamamiyle bir darbe girişiminden ibarettir. Ve saldırılar tek bir merkezden koordine edilmiştir. Kazakistan hazırlıksız yakalandığı toprak bütünlüğüne yönelik darbe girişimini bertaraf etmek için Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü “barış gücü” desteği talep etmek durumunda kalmıştır.

İşte Kazakistan’da yaşananları, Kazak halkının yaşadıklarını da Kazakistan penceresinden değerlendirmek gerekir. Doğuda Çin, batı ve kuzeyde Rusya tarafından çevrilen Kazakistan’ın Rusya ile 7.644 km, Çin ile ise 1.765 km uzunluğunda sınırı bulunmakta. Sadece 19 milyon insanın (15 milyonu Kazak) yaşadığı 2.700.000 km2 genişliğindeki uçsuz bucaksız topraklarda sizce güvenli bir yaşam sürmek kolay mı? Elbette değil.

Kazakistan Çok Zengin Bölge

Kazakistan tüm dezavantajlara rağmen 30 yıl içinde “zorlukları” aşmış ve egemen devlet olarak reformlar yaparak gerçekten büyük bir mesafe kat etmiştir. 30 yıl önce 300 dolar olan Gayrisafi Millî Hasıla, bugün 11.500 dolar olmuştur.

Ancak geniş bozkırları ve bu topraklar üzerindeki Wolfram, Tungsten, Kömür, Altın ve Uranyum gibi zengin maden yatakları ve yerüstü zenginlikleri ABD, Batı ülkeleri, Rusya ve Çin gibi ülkelerin de iştahını kabartmıştır. Çin’in karadan Avrasya coğrafyası ve Batı’ya açılan kapısı önünde stratejik konumu nedeniyle de hem Rus hem de Çin’e karşı her daim Amerika ve İngiltere’nin dikkatini üzerine çekmiştir.

Rusya, Kazakistan’ın Stratejik Ortağı

Stratejik konumu ve zengin kaynakları sebebiyle Kazakistan hem Çin ile hem de özellikle Rusya ile iyi geçinmek durumundadır. Kazakları Rusya aleyhine kışkırtmanın Kazakistan’a faydası olmadığı gibi, diğer Türk Devletlerinin çıkarlarına da uygun değildir. Azerbaycan dahil bütün Türkistan Cumhuriyetleri’nin Rusya Federasyonu ile bağlantısını kendi içinde farklı değerlendirmek gerekir.

Kardeş cumhuriyetlerde yaşayanların ortak anlaşabildikleri yazı ve konuşma dili, Rusça’dır. Birçok konuda ortak fikirlere sahiptirler ve bulundukları coğrafya gereği ortak iş üretmek ve yapmak durumundadırlar.

Uyuyan Terör Hücrelerine Dikkat

Dolayısıyla Türkiye olarak bu gerçeği görerek Türk Cumhuriyetlerine yaklaşmak gerekir. Kazakistan’ın da dahil olduğu Türkistan Cumhuriyetlerinin Moskova hassasiyetine saygı göstermemiz gerekir. Aksi takdirde kaybeden biz oluruz. Aynı şekilde Kırgızistan, Türkmenistan ve özellikle Özbekistan olası terör saldırılarına karşı önlemler almalıdır. Tacikistan Cumhurbaşkanı Rahmanov’un “Orta Asya’da hala uyuyan terör hücrelerinin varlığından” bahsetmesi, Belarusya Cumhurbaşkanı Lukaşenko’nun “aldığımız bilgilere göre (Kazakistan'ındaki protestoları organize edenler) gözlerini şimdi Özbekistan'a çevirmiş durumdalarşeklindeki konuşması dikkate alınmalıdır. Terörle mücadele etme yolundaki girişimler Türk Devletleri Teşkilatı tarafından desteklenmelidir.

Rusya’daki Türkleri Bir Kenara İtme Lüksümüz Yok

Unutmayalım ki, Rusya Federasyonu bünyesinde Saha, Tuva, Hakasya, Altay, Başkurdistan, Çuvaşistan, Tataristan gibi bizden olan Türk Özerk Cumhuriyetleri bulunmakta. Rusya nüfusunun neredeyse %30-35’i Müslüman Türklerden oluştuğu gerçeğini de unutmayalım. Elimizin tersiyle, hamasi nutuklarla bu hakikati bir kenara itme lüksümüz yok.

Sözün özü;

-birincisi bizim Rusya’ya, Rusya’nın da bize ihtiyacı var.

-ikincisi Türkistan Cumhuriyetleri ile “yataklarımız” bir ancak “yorganlarımız” farklıdır.