27.09.2021, 12:19

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Mesajlar ve İklim Değişikliği Krizi

Geçtiğimiz haftanın dış politika gündeminin baskın konusu (en azından bu satırlar yazılana kadar) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kuruluna katılmak üzere ABD’ye gidişi ve ABD’de çeşitli platformlarda verdiği mesajlardı. ABD ziyaretinin üç önemli başlığı vardı; Türk Evi’nin açılışı, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesinin (TASC) girişimiyle düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” Konferansı ve Erdoğan’ın BM Genel Kurulundaki konuşmasında verdiği mesajlar; belki de en önemlisi, iklim krizi ile küresel mücadeleyi yakalamak adına Paris Anlaşması üzerinden verdiği mesaj…

“Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlığı bir önceki hafta Türk Kamuoyunda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel politika anlayışını yansıtan bir kitap olarak yerini almıştı. Kitabın duyurulduğu sırada bu başlık sadece Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür” vizyonunun yer aldığı kitap adı olarak görülürken (hazırlığı bilenler dışında) hiç kimse tarafındanBM Genel Kurulunda verilecek mesajın ön hazırlığı olduğunun farkında değildi. Nitekim, aynı başlıkta TASC tarafından bir konferans da düzenlendi. Konferansta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan önce kürsüye çıkan New York Brooklyn Takva Mescidi Kurucu İmamı ve 1991 yılında ABD Temsilciler Meclisinin açılışında dua eden ilk Müslüman din adamı olanSirajWahlaj kürsüyü Erdoğan’a şu ifadelerin ardından bıraktı: "Sayın Başkan, bana ayrılan süreyi size bırakıyorum. Sayın Başkan, siz 83 milyonluk Türkiye'yi yönetmek gibi muazzam bir iş yapıyorsunuz. Muazzam bir iş. Çok büyük bir iş. Türkiye, dünyada en fazla nüfusa sahip olan 19. ülke. Dolasıyla büyük bir iş başarıyorsunuz. Benim görüşüme göre, siz tüm dünya Müslümanlarının liderisiniz." Erdoğan ise konuşmasında Türkiye’nin, İslam Düşmanlığına karşı bir mücadele yürüttüğünü, bu mücadelenin BM başta olmak üzere tüm uluslararası kuruluşların gündeminde tutulması için çaba harcandığını ifade ederek bu yolda Amerikalı Müslümanların dadestek ve katkı sağlamasıiçin çağrısında bulundu. Söz konusu konferans sonrası Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Kuruluna sadece Türkiye’nin değil İslam Dünyasının da haklarını gözeten bir lider olarak gitti.

New York’ta BM Genel Merkezinin karşı kaldırımında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti’nin BM daimî temsilciliği ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin temsilciliğini, T.C. Merkez Bankası New York Temsilciliği ile Türkiye’nin New York Başkonsolosluğunu (ve bağlı ataşeliklerini) içinde barındıran Türk Evi’nin yeni halinin açılışı Erdoğan’ın ABD ziyaretinin bir diğer gündem başlığı oldu. 1977 yılında dönemin Dış İşleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil aracılığı ile IBM’den 3 milyon dolara satın alınan binanın yıllar sonra fiziki durumundan ötürü ihtiyaçları karşılayamayacak hale gelmesi ile yenilenmesi gündeme geldi. Bu yolda ilk somut adım, 2007-2009 yılları arasında Ali Babacan’ınDış İşleri Bakanlığı döneminde Türk Evi’nin yanında bir restoranın hizmet verdiği binanın satın alınması ile atıldı. 2017 yılında ise Türk Evi’nin eski binası boşaltılıp yıkıldı. Aynı yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı tören ile yeni binanın temeli atıldı. Geçtiğimiz hafta da yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı törende, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın duaları ile açılışı yapıldı. Erdoğan, açılış kurdelesini eşi Emine Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Genel SekreteriLitvanya Cumhurbaşkanı GitanasNauseda, Letonya Cumhurbaşkanı AndrisBerzin ile Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani-Sadriu ile kesti. Erdoğan’ın buradaki konuşmasında verdiği temel mesajlarını okuduğumuzda karşımıza şu şekilde bir sonuç çıkıyor: BM’nin kalbinde, ABD’de, gökdelenler şehri New York’ta modern teknoloji ile inşa edilen ve Türk mimarisinin hatlarını temsil etmekle birlikte, Türk kültüründe hatırı sayılır bir yere sahip olan lale figürünü andıran yeni Türk Evi binası ile Türkiye “ben buradayım” diyordu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmasında Covid-19, iklim değişikliği ile mücadele ve Paris Anlaşmasından Doğu Akdeniz ve Suriye, Afganistan’a kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Covid-19 virüsü ile mücadelede küresel dayanışmanın yeterli olmadığını ve aşı milliyetçiliği sebebiyle dünyanın geri kalanında birçok ülke insanın hala gerekli aşıya ulaşamadığını ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin yerli aşısı Turkovac’ın yakında zamanda bütün insanlığın hizmetine sunulacağını duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konusunda Türkiye’nin hem 4 milyon Suriyeliye kucak açtığını hem de Suriye’deki terör örgütleri ile mücadeleyi sürdürdüğünü dile getirerek BM Güvenlik Konseyi’nin güçlü bir irade ortaya koyarak Suriye’de siyasi çözüm için çabalaması gerektiğini ifade etti. ABD’nin YPG’ye desteğini ima ederek bölgedeki terör örgütleri arasında ayrım yapılmadan, bazıları taşeron olarak kullanılmadan tümüyle mücadele etme sorumluluğundan bahsetti. Net bir şekilde, Türkiye’nin Afganistan’dan gelen göç dalgasını karşılamaya artık ne gücünün ne tahammülünün kalmadığını tüm dünyaya duyurdu. Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri Türkiye’nin yakından takip ettiğini dile getiren Erdoğan, Doğu Akdeniz’e en uzun kıyıya sahip ülke olan Türkiye’nin söz konusu gelişmelerin ve görüşmelerin dışında bırakılamayacağını, bölgedeki sükunetin Türkiye’nin de ortak çıkarı olduğunu söyledi. Uzun zamandır küresel ve bölgesel sorunların çözümü için “Dünya beşten büyüktür” tespitini dile getirenErdoğan, bu kez kapsam genişleterek dünyanın karşı karşıya olduğu iklim krizi gerçeğinin çözümü için de aynı söylemde bulundu. Ayrıca, tabiatın tahribatında kimler en çok etkide bulundu ise onların iklim krizi ile mücadeleye en büyük katkıyı yapmalarını gerektiğini, Türkiye’nin üzerine düşeni yaparak Paris Anlaşmasını yakın zamanda TBMM gündemine alarak onaylayacağını söyledi. Bu ifadeden hareketle, Erdoğan’ın iklim krizi konusunda ilk defa bu kadar net bir şekilde dünyaya seslendiğini söylenebilir. İlk gününden itibaren Paris Anlaşmasını onaylamakta geri duran Türkiye’nin, yaklaşık 2 yıl önce Trump yönetimindeki ABD’nin anlaşmadan çekilmesi ile bu konuda üzerindeki baskı azalmıştı. Fakat Biden’ın, ABD Başkanı olması ile birlikte uluslararası anlaşma ve kurumları ön plana alması ile üzerinde tekrar baskı hissetmeye başlamış ve BM Genel Kurulundaki konuşması ile buna son vermek üzere anlaşmanın onaylanacağını dile getirmiştir. BM öncülüğünde yürütülen küresel iklim krizi mücadelesinin bir parçası olan Paris Anlaşmasına yönelik Erdoğan’ın söz konusu beyanı bizleri konunun nasıl geliştiğini tekrar incelemeye itmektedir.

Küresel iklim krizi mücadelesinin gelişimi ve Türkiye’nin konumu genel hatları itibari ile yazının devamında…

Birleşmiş Milletler İklim Çerçevesi Sözleşmesi (UNFCCC), Birleşmiş Milletler liderliğinde küreselısınma ile mücadele etmek amacıyla hükümetler arası imzalanan ilk çerçeve sözleşmedir ve Mart 1994’te yürürlüğe girmiştir. Sözleşme 3 ana grup ülke tipini içermektedir. Ek-1 Ülkeleri:Bu grupta yer alan ülkeler, sera gazı emisyonlarını sınırlandırmak, sera gazı yutaklarını korumak ve geliştirmek, ayrıca, iklim değişikliğini önlemek için aldıkları önlemleri ve izledikleri politikaları bildirmek ve mevcut sera gazı emisyonlarını ve emisyonlarla ilgili verileri iletmekle yükümlüdürler. Bu grup iki ülke kümesinden oluşmaktadır. Birinci grupta 1992 yılı itibarıyla OECD üyesi olan ülkeler ve AB, ikinci grupta ise Pazar Ekonomisine geçiş sürecindeki ülkeler yer almaktadır. Ek-I’de toplam 42 ülke ve AB bulunmaktadır.Ek–II Ülkeleri: Bu gruptaki ülkeler, birinci grupta üstlendikleri yükümlülüklere ilaveten çevreye uyumlu teknolojilerin özellikle gelişme yolundaki taraf ülkelere aktarılması veya bu teknolojilere erişimin teşvik edilmesi, kolaylaştırılması ve finanse edilmesi hususlarında her türlü adımı atmakla sorumlu kılınmışlardır. Ek-II’de 23 ülke ve AB yer almaktadır. Ek Dışı Ülkeler: Bu ülkeler, sera gazı emisyonlarını azaltmaya, araştırma ve teknoloji transferine ilişkin işbirliği yapmaya ve sera gazı yutaklarını korumaya teşvik edilmekte, ancak belirli bir yükümlülük altına alınmamaktadırlar. Bu grupta 154 ülke bulunmaktadır.”(https://www.mfa.gov.tr/bm-iklim-degisikligi-cerceve-sozlesmesi.tr.mfa)

Türkiye Sözleşmeye, TBBM onayının ardından Mayıs 2004’te dahil olmuştur. Söz konusu gecikme, Türkiye’nin Sözleşme dahilindeki Ek-2 listesinde yer almasına itirazı sebebiyle gerçekleşmiştir. Sözleşmenin imzalandığında Türkiye EK-2 listesinde, yani gelişmekte olan ülkelere emisyon miktarını azaltmak üzere mali ve teknolojik yardımda bulunma sorumluluğunda bulunması gereken ülkeler arasında idi. Türkiye ise kendisinin de gelişmekte olan ülke olduğunu, bu yüzden emisyon azaltımı konusunda sağlanan fonlardan kendisinin de yararlanması gerektiği gerekçesi ile buna karşı çıkmıştır. Nitekim bu itiraz 2001’de sonuç vermiş ve Türkiye Ek-2 listesinden çıkartılıp Ek-1’e alınmıştır. Ek 1 listesinde gelişmiş ülkelerin arasında Türkiye’nin farklı konumu kabul edilerek (ne gelişmiş ülke ne de geçiş ekonomisi ülkesi sayılmayarak) sorun kısmen çözülmüştür ve bunun ardından Türkiye Sözleşmeyi onaylayarak 2004’te taraf ülkelerden biri olmuştur.

Birleşmiş Milletler İklim Çerçevesi Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesinin ardından taraf ülkeler arasında her yıl konferanslar organize edilmiştir; Taraflar Konferansı (COP). 1997 yılında 3. Konferans Japonya’nın Kyoto şehrinde yapılmış, sanayileşmiş ülkeler arasında sera gazı salınımının azaltılmasını taahhüt eden Kyoto Protokolü imzalanmış, 2005 yılında yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Protokole 2009’da taraf olmuştur. Çerçeve Sözleşmenin Ek-1 grubu ülkeleri, Protokolün Ek-B listesini oluşturmakta ve sera gazı salınımını azaltma taahhüdünde bulunmaktadırlar. Protokole taraf olup da Ek-B dışında olan ülkelerin ise herhangi bir yükümlülüğü bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, Kyoto Protokolü imzalandığında Sözleşmeye taraf olmadığı için Protokolün Ek-B listesinde yer almamış, bu sebeple herhangi bir taahhütte bulunmamaktadır. Kyoto Protokolünün 2020 yılında süresi sona erdiğinden dolayı, Sözleşme uyarınca her yıl olduğu gibi düzenlenen Taraflar Konferansı 2015’te toplanarak konuyu gündeme almıştır. Paris’te yapılan 21. Konferansta 2020 sonrası için yeni düzenlemeleri/taahhütleri öngören Paris Anlaşmasını imzalanmış ve Anlaşma 2016’da yürürlüğe girmiştir. Paris Anlaşmasında ilk kez Yeşil İklim Fonu’na (GCF) yer verilmiş [ayrıca İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı (CTCN) kurulmuş] ve 2010-2020 yılları arasında gelişmekte olan ülkelere 30 milyar dolar, uzun vadede ise 2020’den itibaren yıllık 100 milyar dolar yardım sağlanması kararı alınmıştır. Türkiye, Paris Anlaşmasını imzalamış fakat TBMM onayından geçirmediği için Anlaşmaya taraf olamamıştır. Türkiye’nin 2001’de Çerçeve Sözleşme’de Ek-1 listesine alınması (ne gelişmiş ne de geçiş ekonomisi ülkesi sayılmayan özel bir konumda yer alması) sebebiyle söz konusu fondan yararlanamayacak olmasından dolayı Türkiye’nin Anlaşmayı onaylamaktan çekinmesi durumu söz konusudur.

Geçtiğimiz hafta başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Paris Anlaşmasını TBMM’de onaylayacağız beyanı ile çekince sona mı erdi, yoksa başka bir yol mu bulundu ya da politika değişikliğine mi gidildi zaman gösterecek.

İnsan ile ve doğa ile barışık bir ülke dileği ile…

Yorumlar (0)
banner331
14
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yenilenen Logomuzu beğendiniz mi ?
Yenilenen Logomuzu beğendiniz mi ?
Namaz Vakti 18 Ekim 2021
İmsak 05:47
Güneş 07:12
Öğle 12:54
İkindi 15:56
Akşam 18:27
Yatsı 19:46
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 9 21
2. Fenerbahçe 9 19
3. Beşiktaş 9 17
4. Karagümrük 9 17
5. Galatasaray 9 17
6. Hatayspor 8 16
7. Altay 9 15
8. Konyaspor 9 14
9. Alanyaspor 8 14
10. Adana Demirspor 9 12
11. Kayserispor 8 11
12. Gaziantep FK 8 11
13. Sivasspor 9 10
14. Başakşehir 9 9
15. Antalyaspor 9 9
16. Öznur Kablo Yeni Malatya 9 9
17. Göztepe 9 8
18. Giresunspor 9 8
19. Kasımpaşa 9 6
20. Rizespor 9 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 9 21
2. Ankaragücü 9 21
3. Erzurumspor 9 18
4. Eyüpspor 9 17
5. Kocaelispor 8 16
6. Bandırmaspor 9 15
7. Tuzlaspor 7 14
8. Samsunspor 8 11
9. Gençlerbirliği 8 11
10. Menemenspor 9 11
11. Denizlispor 9 10
12. Altınordu 9 10
13. Adanaspor 9 9
14. Manisa FK 9 9
15. Boluspor 8 8
16. Bursaspor 8 8
17. İstanbulspor 7 7
18. Balıkesirspor 8 6
19. Ankara Keçiörengücü 8 4
Takımlar O P
1. Chelsea 8 19
2. Liverpool 8 18
3. Man City 8 17
4. Brighton 8 15
5. Tottenham 8 15
6. M. United 8 14
7. West Ham 8 14
8. Everton 8 14
9. Brentford 8 12
10. Wolverhampton 8 12
11. Leicester City 8 11
12. Aston Villa 8 10
13. Arsenal 7 10
14. Crystal Palace 7 7
15. Southampton 8 7
16. Watford 8 7
17. Leeds United 8 6
18. Burnley 8 3
19. Newcastle 8 3
20. Norwich City 8 2
Takımlar O P
1. Real Sociedad 9 20
2. Real Madrid 8 17
3. Sevilla 8 17
4. Atletico Madrid 8 17
5. Osasuna 9 17
6. Rayo Vallecano 9 16
7. Barcelona 8 15
8. Athletic Bilbao 8 13
9. Valencia 9 12
10. Real Betis 8 12
11. Villarreal 8 11
12. Mallorca 9 11
13. Espanyol 8 9
14. Elche 9 9
15. Cádiz 8 7
16. Celta de Vigo 9 7
17. Granada 8 6
18. Levante 9 5
19. Deportivo Alaves 7 3
20. Getafe 9 2
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@