Geçen haftaki köşe yazımda göç ve bilgi kirliliğinin önlenmesi konusunda bazı değerlendirmelerde bulunmuştum. Bu konuda çok güzel geri dönüşler oldu. Fakat çok haklı bir eleştiri de aldım. Genelkurmay da beraber görev yaptığım ve bilgisinden her zaman istifade ettiğim çok değirli Komutanım Mustafa YILMAZ Albayım  “Düzensiz Göç ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’na da yer vermemi hatırlattı. Bu konuda çok haklı olarak sitem ve eleştiride bulundular.

Komutanımın sitem ve eleştirisi “Sahil Güvenlik Komutanlığımızındüzensiz göçün engellenmesi maksadıyla7 gün 24 saat esasına göre aralıksız sürdürmesine rağmen yazında hiç değinmemişsin” yönünde idi. Komutanımın son derece haklı eleştirisi nedeniyle, bu haftaki yazımda;Sahil Güvenlik Komutanlığımızın düzensiz göçmenlerle ilgili mücadelesine ve diğer görevlerine değineceğim.

Hâlihazırda izlemekte olduğumuz deniz politikamız; ülkemiz açısından bir fark oluşturmaktan ziyade yaşamın, ticaretin ve güvenlik politikalarının seyrini değiştirdi.Bugün devlet politikaları açısından Kara yüzölçümümüzün yarısı büyüklükte bir deniz sorumluluk sahasına sahibiz. Daha da önemlisi, yurdumuzun etrafını çevreleyen Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz dünyanın en stratejik, en önemli denizleridir.

Bualanlardaki ekonomi-politik açıdan gelişmeler tüm dünyayı etkiler nitelikte olsa da kontrol merkezi Türkiye’dir. Bu nedenledeniz ve kıyı varlığımıza ilişkin, sadece bir “koruma” anlayışı değil, aynı zamanda bir de “yönetme” anlayışı ortaya koyma sorumluluğumuz bulunmaktadır.

Göçmen kaçakçılığından uyuşturucu kaçakçılığına, yabancı terörist geçişinden tarihi eser, alkol ve sigara kaçakçılığına kadar, her türlü suç unsuruyla güzel denizlerimizi kirletmeye ve tehdit oluşturmaya çalışıyorlar.

Özellikle jeo-stratejik bir konumda olan ülkemizin transit göç sürecine karşı verdiği mücadelelerde sınır güvenliği politikalarımızda en stratejik noktalardan birisi Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından güven içerisinde korunmaktadır.Bugün Avrupa ile yeniden yükselen Doğu’nun en kısa deniz ticaret köprüleri, ülkemizin sahip olduğu kara sularımıza temas etmektedir. Yani mavi vatan politikamızda rakip ve düşman unsurların tehditleri ve deniz ticaretinin ortaya koyduğu kazanım fırsatları vardır.

Sahil Güvenlik Komutanlığı, yüksek disiplin ve görev şuuru bilincinde tüm sorumluluk ve fırsatların farkında olarak, fedakâr bir şekilde mesai gözetmeksizin büyük bir disiplin içerisinde kıyılarımızı, sahillerimizi korumaktadır. Devletimizin belirlediği politikalar çerçevesinde çağdaş bir anlayışla denizlerimize ait güvenlik stratejisi tüm kurum ve kuruluşlarla ortak bir koordinasyon içerisindebaşarılı bir şekilde icra edilmektedir.

Özellikle, son yıllarda şiddeti giderek artan göçmen kaçakçılığına karşı Sahil Güvenlik Komutanlığımızın denizlerimizde ortaya koyduğu merhamet, etkinlik ve başarı, bütün dünya tarafından takdir edilmektedir. Sahil Güvenlik Komutanlığı büyük bir disiplin içerisinde göçmen kaçakçılığına karşı mücadele verirken, bu sürece teşebbüs edenleri önlemek, caydırmak ve insani ölçüde zorluklarla mücadele ederken merhamet ve iyimserlikten geri kalmamaktadır.

Devletimiz deniz politikalarına her zaman önem vermiştir. Çünkü deniz ticareti, deniz turizmi ve çevre açısından sağlıklı bir deniz zeminini oluşturmak için çalışmalarını, kapasitesini ve performansını her geçen gün arttırmaktadır. Bütün bu faaliyetler, devletimizin belirlediği milli güvenlik politikaları çerçevesinde güçlü bir plan, güçlü bir ekip kadrosu ve kuvvet bütünlüğü içerisinde güçlüstrateji dâhilinde geliştirilmiştir.

Cumhuriyet Dönemi Öncesi Sahil Güvenlik politikamızda önem teşkil eden bir stratejik eylem planı ile yürütülmüştür. Jeo-stratejik noktada olan ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili olan bir yarım adadır. Bu yüzden sahil güvenliği tarih boyunca önem teşkil etmiştir. Sahil Güvenlik Teşkilatı kuruluş çalışmaları, 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanmaktadır.

Bu dönemde, Avrupa’da Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesine paralel olarak üretimde ve uluslararası ticarette büyük gelişmelerin ortaya çıkması ile gümrük konuları önem kazanmış, gümrük sorunları ve kaçakçılıkla mücadele faaliyetleri ön plana çıkmıştır.

Osmanlı Devleti döneminde bu gelişmelere paralel olarak gümrüklerin durumunun iyileştirilmesi için teşkilat yapısı ile ilgili çalışmalara başlanmış, “Rüsumat Emaneti” olarak adlandırılan gümrük idaresi bünyesinde bir “Gümrük Muhafaza Teşkilatı” kurulmuş, deniz hudutlarındaki güvenlik ve sahil muhafaza hizmetlerini yürütmek için ise 1886 yılında Jandarma Teşkilatına bağlı olarak "Kordon Bölükleri" oluşturulmuştur. Dünden bu güne miras kalan devlet kültürü, kurumsallık anlayışı, disipliner bakış açısı aynı hassasiyet ve yüksek vatan sevgisi ile devam etmektedir.

Cumhuriyet Dönemi Sahil Güvenlik politikalarımız çağın koşul ve şartlarına göre bölgesinde hâkimiyeti muhafaza etmek adına önemini korumuş ve kapasitesini geliştirmiştir. Kaçakçılığın engellenmesi maksadıyla 1931 yılında yürürlüğe konulan 1841 sayılı Kanun’la güney sınırlarımızda, Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yapan yarı askerî yapıda “Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığı” kurulmuş ve 1932 yılından itibaren 1917 sayılı Kanunla, Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görevine devam etmiştir.

Bu arada konuyla ilgili çalışmalara devam edilmiş ve 1932 yılında 1918 sayılı “Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun” yürürlüğe konulmuştur. 1936 yılında 3015 sayılı Gümrük Muhafaza Genel Komutanlığı Emrindeki Deniz Teşkilatının Askerileştirilmesi Hakkında Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığının emrindeki deniz teşkilatına askeri kimlik kazandırılmış ve kara sularımızda güvenlik ve emniyetin sağlanması görevi bu teşkilata verilmiştir.

1956 yılında sınır, kıyı ve kara sularımızın korunması ve güvenliği ile kaçakçılığın önlenmesi ve takibi sorumluluğu İçişleri Bakanlığı bağlısı Jandarma Genel Komutanlığı görevleri arasına alınmış ve Gümrük Muhafaza Umum Kumandanlığının varlığı sona erdirilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığının Kuruluşu ile çağa yön veren bir devlet anlayışı ortaya konmuştur.1960’lı yılların başlarından itibaren güvenlik ortamında meydana gelen değişiklikler, deniz hukuku alanında yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin jeo-stratejik konumu ve denizci bir devlet olmanın getirdiği ihtiyaçlar profesyonel bir Sahil Güvenlik Teşkilatı kurulmasını zorunlu hale getirmiştir.

Yapılan çalışmalar sonucunda, 13 Temmuz 1982 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2692 sayılı “Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu” ile Sahil Güvenlik Komutanlığı kurulmuş, Jandarma Deniz Bölge Komutanlıkları, Sahil Güvenlik Komutanlığı emrine verilmiştir. Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın profesyonel personel ihtiyacının karşılanması ve görev etkinliğinin artırılması maksadıyla, 24 Haziran 2003 tarihinde 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’nda yapılan değişiklik ile personel ve kuruluş bakımından müstakil bir yapıya kavuşan Sahil Güvenlik Komutanlığı, 08 Kasım 2016 tarihinde kabul edilen Kanun ile silahlı bir genel kolluk kuvveti olarak doğrudan İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır.

Görevler ve sorumluluk sahası olarakSahil Güvenlik Komutanlığı, kara ile denizin birleşim noktasından itibaren tüm deniz alanları, bu alanlar içerisinde bulunan liman tesisleri ve bunlara hizmet veren diğer tesisler, marina, balıkçı barınağı, çekek yeri, dalyan, iskele, rıhtım ve benzeri kıyı tesisleri ile demir yerleri dâhil olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sahillerinde görev yapmaktadır.

Ayrıca iç suları olan Marmara Denizi ile İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında, Van Gölü’nde, liman ve körfezlerinde, karasularında, akarsuların denize döküldüğü yerden itibaren Sahil Güvenlik gemi ve botlarının girebileceği veya ulaşabileceği akarsu içlerinde, münhasır ekonomik bölgesinde, ulusal ve uluslararası hukuk kuralları uyarınca egemenlik ve denetimi altında bulunan deniz alanları ile hükümranlık haklarının korunmasına ilişkin görevleri yürütür.

Bu kapsamda uluslararası sularda ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde Uluslararası Denizcilik Örgütüne deklare edilen Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde kalan karasuları ile uluslararası sularda görevli ve sorumludur. Hizmet gerekleri bakımından uygun görülen diğer yerler de İçişleri Bakanlığının kararı ile Sahil Güvenlik Komutanlığının görev ve sorumluluk alanı olarak belirlenebilmektedir.

17/10/2020 Tarihli ve 31277 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Deniz ve Hava Araçları Kazalarında Arama Kurtarma Yönetmeliği” ile genişletilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığı Faaliyet Alanları olarak kolluk, güvenlik ve denizcilik olarak üçe ayrılmaktadır. Her üç alanda da güçlü bir koordinasyon ve görev şuuru ile çalışılmakta ve sahil güvenliği başarılı bir şekilde muhafaza edilmektedir.

Sahil Güvenlik Komutanlığında askeri disiplin çerçevesinde güçlü bir Kurum Kültürü mevcuttur. Bu hususta katılım, iş birliği, bilginin yayılımı, öğrenme, kurum içi iletişim, paydaşlarla ilişkiler, değişime açıklık, stratejik yönetim, ödül ve ceza sistemi son derece hassas bir şekilde uygulanmaktadır.

Denizlerde akla ilk gelen ve güven veren saygın bir kurum olmayı vizyon edinen, Denizlerde güvenlik ve emniyeti sağlamak, ulusal çıkarları, çevreyi ve doğal kaynakları korumayı temel misyon olarak belirleyen güzide bir kurum olan Sahil Güvenlik Komutanlığı dünyada emsaline az rastlanan bir politika ile yol almaktadır.

Bu politikaların temel değerlerinde Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlılık, etik değerlere bağlılık, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik ve şeffaflık, dürüstlük ve güvenilirlik, profesyonellik ve disiplin, deniz sevgisi, denizcilik kültürü, çağdaşlık her zaman ön planda tutulmuştur.

Sahil Güvenlik Komutanlığı güçlü bir teşkilat yapısına, disipliner ordu anlayışına, vizyon ilkeleri ve misyon değerlerine bağlı bir görev şuuruna sahip güzide bir kurumdur. Aynı zamanda kendi alanında görev alacak personellerini yetiştiren, kurumsal hafızaya önem veren güçlü bir akademik altyapı ile beslenen bir kurumdur. Sahil Güvenlik Komutanlığı personellerinin yetiştirildiği güzide kurum Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisidir.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, İnsani ve milli değerleri içselleştirmiş, sürekli yenilenmeyi benimseyen, güvenlik alanında öncü rol üstlenerek bilgi üreten, yetkinliklerini insanlık ve ülke yararına kullanan, ulusal ve uluslararası alanda tercih edilen, kolluk alanında nitelikli insan kaynağı ve personel yetiştiren ve mensubu olmaktan onur duyulan bir yükseköğretim kurumu olmayı vizyon edinen bir akademidir.

Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi, İnsani, milli ve manevi değerler çerçevesinde; motivasyonunu kamu düzeni ve güvenliğini sağlamaktan alan lider yetkinliklere sahip subay/astsubaylar yetiştirmek, güvenlik alanındaki ihtiyaçlara odaklanmak ve değer yaratmak, kişisel ve mesleki alanda yaşam boyu öğrenmeye imkân tanıyan bir ekosistem kurmayı misyon edinmiştir.

Milli ve manevi değerlere bağlılık, Cumhuriyet değerlerine, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlılık, Vatanseverlik ve hamiyet, Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü anlayışını benimseme, Millete sadakat, Kurumsal mirasını ve kültürünü sahiplenme, Doğruluk, dürüstlük ve şeref kurumsal değerlerdir.

 Etik değerlere bağlılık, Şeffaflık ve hesap verebilirlik, Milli ve toplumsal sorunlara duyarlılık, Liyakat, Bilimsellik ve akılcılık, Disiplin, Vazife bilinci çalışma ilkeleridir.

İşte böyle büyük bir ailenin yılmaz koruyucuları ülkemizin düzensiz göçle mücadelesinde en ön safta yerini alarak, görevlerini 7/24 aralıksız bir şekilde sürdürmektedir. Bir taraftan da denizlerde can kaybının önüne geçilmesi için olağanüstü bir mücadele vermektedir. Jandarma, emniyet,sahil güvenlikve ilgili tüm kurumların katılımıyla yasa dışı göçe yönelik mücadele çok başarılı bir şekilde yürütülmektedir.

Bu kapsamda Sahil Güvenlik Komutanlığımızındüzensiz göçle mücadeledeki en önemli amacı; denizlerimizde can kayıplarının yaşanmamasıdır. Göç akımlarının zirve yaptığı 2015 yılında, Türk arama kurtarma bölgesi içerisinde 279 düzensiz göçmen hayatını kaybetmişken, kararlılıkla sürdürülen mücadeleler sonucunda 2021 yılında bu rakam 15’e düşürülmüştür. 2022 yılında ise bu rakamlar neredeyse sıfırlanmıştır.

Bu başarıda Sahil Güvenlik Komutanlığımızın Ege Denizi’nde ve Akdeniz’deki faaliyetleri oldukça önemlidir. Şöyle ki Ege Denizi’nde mesafeler geçiş için oldukça kısa olmasına rağmen, düzensiz göçmenlerin hayatlarını kaybetmesine neden olacak kadar da uzundur.  Bu nedenle buradan ülkemize ve diğer ülkelere geçmek için gelen düzensiz göçün önlenmesi maksadıyla, 2015 yılında başlatılan Ege’de “Umut Harekâtı” ve Akdeniz’de “Güven Harekâtı” isimli iki büyük operasyona hâlihazırda devam edilmektedir.

 Bu operasyonlarda Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarının yüzde 70’inden fazlası kullanılmaktadır. Ayrıca bu harekâtlar, uçak, helikopter ve jandarma genel komutanlığının insansız hava araçları ile desteklenerekEge Denizi7 gün 24 saat kontrol altında tutulmaktadırBu çalışmaların. sonucunda, ülkemizde deniz yolu ile çıkış yapmaya çalışan göçmen sayısında da geçmiş yıllara oranla belirgin bir azalma yaşanmaktadır.

Sahil Güvenlik Komutanlığımız, insan hakları temelinde can kayıplarının engellenmesi üzerine oturtarak sürdürürken, ne yazık ki, Yunanistan’ın benzer bir yaklaşım içerisinde olduğunu söylemek mümkün değildir. Yunanistan’ın 2020 yılı başlarından itibaren uygulamaya başladığı geri itme eylemleri ve bu eylemler sırasında göçmenlere karşı takındığı insan haklarına aykırı tutum nedeniyle,Yunanistanarama kurtarma bölgesi içerisinde yaşanan can kayıplarında artış yaşandığı konusundaki haberler, uluslararası basında da sıklıkla yer almaktadır.  Bu kapsamdaki eldeki verilere bakıldığında yapılan işin önemi de çok açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu verilere göre;

2021 yılında Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından 628’i geri itme olayı olmak üzere toplam 848 olayda 23 bin 676 düzensiz göçmen kurtarılmıştır. Bunlardan 16 bin 62’si geri itilerek denizde kaderleriyle baş başa bırakılan düzensiz göçmenlerdir. 2022 yılında Haziran ayı başına kadar 260’ı geri itme olayı olmak üzere toplam 417 olayda 12 bin 846 düzensiz göçmen kurtarılmıştır. 2022 yılında Yunanistan tarafından geri itilen düzensiz göçmen sayısı ise 6 bin 388’dir. Son dönemde, düzensiz göçmenler, Yunanistan’ın baskı, şiddet ve zor kullanmaları nedeniyle farklı rota arayışlarına girerek daha uzun ve daha riskli olan İtalyarotasını tercih etmeye başlamışlardır.

Daha tehlikeli olan İtalya rotasına yönelik gerçekleştirilen düzensiz göçün önlenmesi operasyonları kapsamında, 2021 yılında 5 bin 259, 2022 yılında ise 3 bin 670 olmak üzere toplam 8 bin 929 göçmen kurtarılmış ve 145 göçmen kaçakçısı yakalanmıştır. .

Sonuç olarak söylememiz gerekirse; bu veriler bize vahim bir trajediyi göstermektedir.Denizde ölümle burun buruna kurtarılmayı bekleyen veya Avrupa’ya geçmek isterken batan teknelerde hayatını kaybedenlerin yaşadıkları düzensiz göç konusunda yaşanan trajediyi gözler önüne sermektedir.

Buna karşılık, Mavi Vatan’da yaşanabilecek tehlikeleri önlemek için 7/24 esasıyla görev yapan Sahil GüvenlikKomutanlığı ekipleri, düzensiz göçmenlerin tehlikeli yolculuğunun ölümle sonuçlanmaması için çalışıyor. Bu çalışmalar sonucunda 2020’nin başından günümüze kadarSahil Güvenlik Komutanlığı,denizde yeni hayat umuduyla yola çıkan ve ölüme itilen yaklaşık 55 bindüzensiz göçmenikurtarmıştır“Sahil Güvenlik İçin Öncelik İnsan Hayatı” parolasıyla görev yapan Sahil Güvenlik Komutanlığı görevlileri, denizlerdeki göçmenlerin imdadına yetişiyor.

Denizlerdeki düzensiz göçü engellemek için mesai yapan Sahil Güvenlik ekipleri, 2020'nin başından bugüne kadar yaklaşık 55 bin düzensiz göçmeni kurtardı. Sahil Güvenlik ekipleri, elverişsiz araçlarla denize açılan düzensiz göçmenleri mümkün olduğunca erken, daha Türk sahillerinden çok ayrılmadan engelleyerek, onları bekleyen olası tehlikelerin ve can kayıplarının önüne geçmek için çalışmalar yürütüyor.