Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan geçenlerde kurumun çalışmaları ile ilgili en yetkili ağzından bir bilgi paylaşıldı. 

Yalnızca doğalgaz ve elektrikte birkaç örnek verilerek yapılan açıklamada şu açıklamalar ön plana çıktı ; 

Doğalgazda sadece 5 büyük ilde gaz vardı. Başkentte yaşayanlarda genel düşünce, Belki merkezde yaşıyorsa doğalgaz kullanıyordur, görüşü hakimdi.

Mesela Ankara’ya sınır olmasına karşın Çankırı gibi illerde doğalgaz yoktu. 

Ankara, İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Kocaeli’de çok az miktarda toplam 50 ilçede doğalgaz varken Bugün, Cumhurbaşkanın talimatıyla, Ülkenin Batısında ne varsa doğusuna da o hizmet götürülmesi gereği anlayışı ile Edirne’den Karsa, Çankırı’dan Konya’ya her tarafa doğalgaz ulaştırılmıştır. 

Örneğin Çankırı’da 2008 yılında, bu konforlu yaşamın bir değişmez parçası olan doğalgazla tanıştı. Çankırı’nın neredeyse ilçelerinin yüzde 80’ine doğalgaz hizmeti götürülmüştür. 

Program dahilinde nerede gaz yoksa heryere ulaştırılması adına verilen çaba gözler önündedir.

Türkiye’de birçok alanda olduğu gibi Enerji alanında da Yap-işlet-devret modeli ile kaynak harcamadan önemli yatırımlar yapılması ile adeta bu alanda da dev adımlar atılmıştır, 

Türkiye’nin Elektrikte 2000’li yılların başında 30 bin Megawatt’lık elektrik kurulu gücü varken, bugün artık 100 bin Megawatt'lık bir üretim gücüne ulaşılmıştır. 

Dünya da şuan itibari ile bu kadar kurulu güce sahip sadece 14 ülke bulunmaktadır. Bunun anlamı şudur, artık dünya’da bu güce sahip 14 ülkeden birisi Türkiye’dir. Avrupa’da 6 ülkeden birisi Türkiye’dir. Yaşı büyük olanlar iyi hatırlayacaktır, geçmiş yıllarda günde birkaç saat elektrik zorunlu kesilirken. 

(Geçmişte Türkiye’nin enerjide kurulu gücü yetmediği için mecburen elektrik kesinti yapılması söz konusuydu.)

Günümüzde bu arızalar en asgari seviyede olmakla birlikte, olağanüstü durumlar hariç kesinti yaşanmamaktadır.  

Türkiye’de Elektrikte adeta sessiz bir devrim yapıldı. Neredeyse bu sektöre 100 milyar doların üzerinde yatırım yapıldı. Bu dile kolay hamleyi, Türkiye büyük çoğunluğunu da milli bütçe, Hazine kaynaklarından karşılamadan yapmıştır. 

Bu hamle ile yaptığı tasarrufunda yüzde 80-90’ı özel sektör kaynaklı olan bu kaynakları da ülke insanına hizmette kullanmak üzere hastane, okul, yol yapmak üzere ayırmıştır. Buraları finansa etmektedir.

Şimdi böyle bir yap-işlet-devret modeline muhalefet eden bir kesim kısmı olarak eleştiriyor. Şayet bu modelle bu işler yapılmamış olsaydı, devletin bütün kaynakları bu işlere ayırılmış olacaktı o zaman da, ya hastaneler yapılamayacaktı, ya da okullar yapılamayacaktı, ya Elektriği nakledecek direkler olacaktı. Bu tamamen bir zekanın üretime yansımasıdır. İmkansızlığın aşılmasıdır. 

Örneğin Enerji alanında Çankırı'da 19 yılda tam 1 milyar liralık yatırım yapılması. Geçtiğimiz yıl 278 milyon liralık yatırım yapılması. Önümüzdeki günlerde yine ihtiyaç neyse aynı seviyelerde ve hızda devam edeceğinin göstergesidir.

Ayrıca yine örnek olarak gösterirsek neredeyse 2 milyon nüfuslu kentin elektriği Türkiye’deki bu atıklardan, biyogazlar, elektrik üreten tesislerden elde edilmektedir.

Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında da önemli yatırımlar yapılmaktadır. “Türkiye’de hiç güneş santrali yokken, şuan itibari ile 8 bin Megawatt'ın üstünde güneş santrali gücüne ulaşılmıştır. Türkiye’de hiç rüzgar enerji santrali yokken, şuan itibari ile 10 bin Megawatt'ı aşan santral gücüne erişilmiştir. Türkiye Biyogazı hiç bilmiyorken, 2 bin Megawatt'a aşkın biyogaz üretimine ulaşılmıştır. Çöpten, hayvansal ve tarımsal atıklardan elektrik teknolojisi ile bugün Türkiye elektrik üretiyor. Neredeyse 2 milyon nüfuslu kentin elektriği Türkiye’deki bu atıklardan, biyogazlar, elektrik üreten tesislerden elde edilir hale getirilmiştir. 

Türkiye elbette bu üretim ile sınırlı kalmayarak bu üretim kaynakları artılarak daha ileri daha ileri gidebilmek adına hedeflerine her tür engellere rağmen koşar adımlarla ilerlemektedir. Gelecek Türkiye ve Türk vatandaşlarına kucak açmış beklemektedir.