(Özel) Prof. Dr. Saygılıoğlu, ‘Varlık Fonu’yla ilgili bilinmeyenleri anlattı

Türkiye’de 2016 Yılından İtibaren Uygulamada Olan Türkiye Varlık Fonu (tvf) Hakkında İhlas Haber Ajansına Açıklamalarda Bulunan Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası Ticaret Ve Lojistik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, “devletin Bölük Pörçük Kurumları Birleştiriliyor Ve Tek Bir Otoritenin Altında Kaynak Haline Getiriyor” Dedi.

(Özel) Prof. Dr. Saygılıoğlu, ‘Varlık Fonu’yla ilgili bilinmeyenleri anlattı

Türkiye’de 2016 yılından itibaren uygulamada olan Türkiye Varlık Fonu (TVF) hakkında İhlas Haber Ajansına açıklamalarda bulunan Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası Ticaret ve Lojistik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, “Devletin bölük pörçük kurumları birleştiriliyor ve tek bir otoritenin altında kaynak haline getiriyor” dedi.

Uzun yıllar ekonomi alanında devletin üst kademelerinde birçok görevlerde bulunan Prof. Dr. Nevzat Saygılıoğlu, Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin yaptığı değerlendirmede kamuoyunun merak ettiği birçok konuya açıklık getirdi. Saygılıoğlu, yaptığı açıklamada 31 Aralık 2019 ve 7 Şubat 2020 tarihlerinde TVF tarafından gerçekleştirilen anlaşmaları da değerlendirdi. Türkiye’nin, Varlık Fonu’yla 2016 yılında tanıştığını hatırlatan Prof. Dr. Saygılıoğlu, kurumun Anonim Şirketi adı altında yönetilen bir yapı olduğunu vurguladı. Türkiye Varlık Fonu’nun ortaya çıkmasındaki nedenleri aktaran Prof. Dr. Saygılıoğlu, “Türkiye Varlık Fonu’nun ortaya çıkmasının birkaç temel sebebi var. Bunlardan birisi; Türkiye’nin stratejik kaynaklarını ve varlıklarını değerlendirmek. İkincisi ise; yatırım için ortam oluşturmak ve Türkiye’nin yatırımlarına katkı sağlayabilmek. Üçüncüsüyse; kamu kaynaklarının etkin kullanımını konusunda kolaylık sağlamak. Bu çerçevede dünyada ve Türkiye’de para ve sermaye piyasası araçlarından yararlanılarak bir kaynak oluşturulması hedefleniyor. Kurgusu şu an için soyut. Ne zaman somutlaşırsa, ete kemiğe bürünürse o zaman kamuoyunun anladığı bir yapı haline gelir. 2016 yılından bu yana çok fazla zaman geçmiş değil. Bu tür yapıların şekillenmesi, kadroların oluşturulması, kaynakların değerlendirilmesi gerçekten zaman alıyor. Bunu kabul etmek lazım. Soyut yapının yavaş yavaş somutlaşmaya başladığını görüyoruz. Birtakım kamuya ait varlıkların bu fona aktarıldığını görüyoruz. Özelleştirme İdaresi’nin aktarıldığı kaynaklar var, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından aktarılan varlıklar var, hazinenin ve Cumhurbaşkanlığı tarafından aktarılan varlıklar var. Bunlar daha çok sermayesinin yüzde 50’den fazlası devlete ait olan; kamu varlıkları, finansal kitler, üretim kitler gibi kurumlar ve kuruluşlar. Türkiye Varlık Fonu’nun içerisinde; Türkiye Jokey Kulübü, Ziraat Bankası, BOTAŞ, Borsa İstanbul, THY, Halk Bank, Eti Maden, Türksat, Çaykur gibi kuruluşlar ve son zamanlarda da kamu sigorta şirketleri var. Bu kurumlar Varlık Fonu’na aktarılarak aktif oluşturulmaya çalışılıyor. Devletin bölük pörçük kurumları birleştiriliyor ve tek bir otoritenin altında kaynak haline getiriliyor” ifadelerini kullandı.

‘Varlık Fonu’ meselesini dünyaya kıyasla Türkiye özelinde değerlendiren Prof. Dr. Saygılıoğlu, “Açık söylemek gerekirse dünyadaki Varlık Fonu uygulamaları bu şekilde işlemiyor. Dünyadaki uygulamasıyla Varlık Fonu; bütçe fazlası, madenleri, petrolü olan ülkelerin varlıklarını geleceğe aktarmasıyla ilgili. Varlık Fonu’nu uygulayan dünya ülkeleri bir kısım varlıklarını; tutuyor, biriktiriyor ve gelecek kuşaklara yedekliyor. En tipik fark bu. Varlık Fonu’nun, varlık sebebi doğrudan doğruya kamu kaynaklarının geleceğe aktarılması. Kamu kaynaklarının gelecek kuşaklar için yedekleme durumu. Bizdeyse bir fon kaynağı oluşturma niteliğinde. Türkiye, Varlık Fonu’na aktarılan bu kamu kaynaklarını teminat göstererek, sermaye, para ve uluslararası piyasalarda bir kaynak oluşturmaya çalışılmak isteniyor. Yanı sıra borçlanma gibi imkanlara da kaynak oluşturulmak isteniyor. Kuzey İskandinav ülkelerine ya da Körfez ülkelerine baktığımızda, Varlık Fonu başka bir fonksiyonu ifa ediyor. Bizde de yeni ve farklı bir finans aracı olarak düşünülüyor” şeklinde konuştu.

“TVF, geleceğe borç aktarma gibi algılanıyor”

Türkiye Varlık Fonu’nun, 31 Aralık 2019 tarihinde Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) Borsa İstanbul’daki yüzde 10’luk hisselerini satın alması ve 7 Şubat 2020 tarihlerinde Güneş Sigorta’nın yüzde 10’luk hisselerini Groupama Holding’den satın alması hakkında da açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Saygılıoğlu, “Eski adıyla Avrupa İskan Fonu’nun Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın paylarını almış olmak bir yatırım bankasının ortağı olmak demektir. Borsa’nın sahibi de Varlık Fonu olduğu için dolayısıyla o payın sahibi oluyorsun. Payın sahibi olmakla aktiflerinize bir çeşni katıyorsunuz. Teorisi, mantığı güzel ama yanında kamu sigorta şirketlerini de bu işin içine kattığınız zaman aktiflerinizi arttırıyorsunuz. Türkiye’de sigorta sektörünün yüzde 90’ından fazlası zaten yabancıların elinde. Bunun amacı çok net değil. Arkasında kamu olan tüm varlıkları buraya almış olmak sadece Varlık Fonu’nun gücünü arttırmak demektir ,ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner320

banner319