Her gün soframıza gelen gıdalar üzerine oynanan oyunlar ve yapılan hileler insanların sağlığını tehdit ediyor.Üreticiler daha fazla kâr elde etmek için binbir türlü gıda hilesine başvuruyor.Taklit ve tağşişin yanı sıra depolanmasından taşınmasına ve satış noktasındaki koşullarına kadar bazı olumsuzlara maruz kalabilen gıda ürünleri tüketicinin sağlığını tehdit ediyor.

Hileli gıdaları anlamak için etiket okuması yapılması lazım. Aldığınız ürünün içinde olmaması gereken şeyler varsa bu ürünleri almamalı. İkinci anlama yöntemi ise ürünün fiyatı. Bir ürünün piyasaya çıkış fiyatı az çok bellidir. Eğer aldığınız gıda normalin altında ucuzsa bu ürün hileli gıdalar arasında olabilir.Fiyatı daha uygun diye tercih edilen, açıkta satılan birçok gıdanın içinde, aslında olmaması gereken, çoğu insan sağlığına büyük ölçüde zararlı maddeler bulunuyor. Özellikle her kesimden insanın mecburen tükettiği et, süt, peynir, ekmek gibi temel gıdalarda yapılan hilelerle ürünün maliyeti düşürülüyor. Alışveriş yaptığımız yerleri seçmek gerekiyor. Fiyat politikalarına dikkat edebiliriz. Aynı ürün başka bir yerde iki katı fiyattaysa aradaki farkın neden kaynaklandığını araştırmak lazım.Vatandaşların taklit ve tağşişten korunması için peynir gibi süt ürünlerinde TR ile başlayan ’onay kodlu’ ürünleri almaları gerekir. Ambalaj bütünlüğüne, son kullanma tarihine, etiket bilgilerine dikkat edilmeli. Ambalajda bir şişme, sızıntı varsa o ürün alınmamalıdır. Pastörize edilmeyen sütlerden işlenen peynirlerin, enfekte hayvanlardan insanlara bulaşan bakteriyel bir bulaşıcı hastalık olan brusella riski taşıdığından bundan korunmak için açıktan ürün alınmaması gerekir. 

 Hileli bulunan gıdalar arasında süt ve türevleri yüzde 38 ile birinci sırada. Dünya ölçeğinde hileli gıda oranı yüzde 7-10 arasında değişiyor. Avrupa’da gıda hilesi en önemli ilk 5 problemden birisi.

 Bu yolla ortaya çıkan kayıp, Dünya Tüketici Örgütü’ne (WCO) göre 50 milyar dolar dolayındadır.

Yaşam için gerekli olan gıdaya, tüketicinin güvenli erişiminin sağlanması için Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yasal denetimler artarak sürüyor.Kontrol sıklığı kadar analiz tekniği de önemli. Çünkü yargı ve ceza sürecinin başlaması için öncelikle hilenin laboratuvar analizi ile doğrulanması gerekiyor. Ayrıca, analiz tekniği gibi hile tekniği de gelişiyor. Analiz tekniğindeki yeniliklerin bu açıdan da izlenmesi önem taşıyor.Bununla kastedilen laboratuvar sayısı, donanımı ve analiz personelidir. Kapasite yeterli değilse analiz taleplerinin karşılanması gecikiyor. Analiz kalitesinin de akreditasyon ile güvence altına alınması gerekiyor. Türkiye’de gıda alanında 40 kamu laboratuvarı var. Bunların akredite olması olumludur. Fakat sayının yeterli olmadığı açık. 100 dolayında özel gıda kontrol laboratuvarı varlığı da bunu doğruluyor. Oysa gıda kontrolü bir kamu görevidir.

Kanıtlanan hileye uygulanan cezanın caydırıcılığı da kritik bir faktör. Ceza caydırıcı değilse hilecinin yaptığı yanına kalacak ve hile fırsatı kollayacaktır. Türkiye’de gıda hilesine karşı uygulanan para cezalarının her yıl güncellenmesi olumludur.Hilenin azaltılması yalnız kamunun görevi değil. Üretici firmalara ve tüketici örgütlerine düşen görevler de var. Üretici firmalar açısından, özellikle sağlanan girdilerin hileye ne kadar açık olduğunun belirlenmesi önemli. Tüketicinin ise yaygın gıda hileleri konusunda eğitilmesi gerekiyor ve bu görev öncelikle tüketici örgütlerine, yerel yönetimlere ve meslek odalarına düşüyor.(AZİZ EKŞİ Prof. Dr.)

Piyasaların etkin ve verimli bir şekilde işlemesine, maliyetlerin minimize edilmesine zemin hazırlayacak faktörlerin başında, iktisadi aktörlerin ahlâk ve moral değerlerle donatılması gerekmektedir.

Netice itibariyle,Gıda hilesi ekonomik ve ahlaki bir kayıptır,diyoruz.