Kaynak sularımız yabancılara satılamaz!..

Sınır aşan sularımızın yönetimi devredilemez!..
Gıda ve Su TEKELLEŞMESİNE göz yumulamaz!..

Ülkemiz SU zengini değildir.

Birinci husus; 

Üç maddeye temas etmek istiyorum.

Kaynak sularımızın bazı ÖZEL ŞİRKETLER tarafın yabancı şirketlere satışı ve sınır aşan sularımızın AB tarafından uluslararası bir yapının kontrolüne devrinin talebi.

Kuraklık ve Gıda !

Gıda ve içilebilir su rezervleri konusunda dünyada farklı ülkelerde sayfalarca yayınlanan raporların kısaca özeti;

2021 yılının ülkemizde olduğu gibi pek çok ülkede kurak gitmesi hem içme suyu sıkıntısı, hem tarım sulama suyu sıkıntısı ve barajların dolmaması dolayısı ile elektrik üretiminde de kısıtlama yaşanabileceği ifade edilmektedir.
 
Ülkemiz de birkaç gündür yağışlar başlamıştır. Umulurki yeterli yağışı alırız. Yağışlar tedbir konusunda gevşemeye sebep olmaz.
Dünyayı içilebilir SU, GIDA ve TEMİZ HAVA  sorunu beklemektedir. 

2021 yılı için Çin başta olmak üzere bazı ülkeler gıda stoğu yapmakta ve içilebilir SU TESİSLERİNİN satın alınması yoluna gitmektedir. Ülkemizde Fransız, İngiliz ve Alman şirketleri Özel şirketlerce işletilmekte olan KAYNAK SULARI işletmelerinin çok büyük bölümünü almış oldukları yönünde bilgiler dolaşmaktadır. Umarız doğru değildir. Yetkililer bu konuda gerçek bilgiyi vatandaşlarla paylaşmalıdır.

SU HAYATTIR, su üretilen bir madde değildir Ve daha da önemlisi ülkemiz SU ZENGİNİ DEĞİLDİR. 

Bütün bu gerçeklere rağmen su şirketleri nasıl bir aymazlıkla ülkemizin kaynak sularını yabancılara satabiliyorlar?
Fransa ünlü bir yoğurt markasını Fransa'ya mal olma gerekçesi ile yabancılara satışını iptal etmiştir.
Sözüm ona YABANCI YATIRIMCI denilerek ülkenin içilebilir su kaynakları satılır mı?
Özel sektör KAYNAK SULARI ŞİRKETLERİ  yabancılara tamamen devri önlenmeli bunun için gerekirse yasal düzenleme yapılmalıdır.

Özel şirketler kaynakların işletmesini yapamıyorlarsa devlete devrederler.
Stratejik konularda yabancılarla ortaklık  uygulaması konusunda özelleştirme idaresi daha aktif ve belirleyici olmalı.
“Sahipleri satıyor ne yapabiliriz ki?” diyemeyiz.
Sınırlandırma getirilmelidir. Dünyada nasıl yapılıyorsa öyle yapılmalıdır.


İkinci husus;

Daha önceki bir yazımda anlatmış olmama rağmen önemine binaen tekrar anlatmak istiyorum.

AB tarafından “Doğu ve Güneydoğumuzda SINIR AŞAN SULARIMIZIN yönetiminin ULUSLARARASI BİR ORGANİZASYONA DEVRİ” istenmektedir.

Dünyada hiçbir örneği olmayan bu talep ne demektir?
AB tarafından dile getirilen talep Türkiye'nin bağımsızlığına kabul edilemez saldırıdır.
AB ile müzakerelerin başlaması halinde ilk müzakere maddesi;  "Sınır Aşan Sular" konusunda olduğu, şayet doğruysa Türkiye'nin diğer konularla birlikte bu konuyu da "konuşulabilir" bulduğu  ve niyet belirttiği yönünde sözler dolaşmaktadır. Bunda ne var konuşmak kabul etmek anlamına gelmez diye düşünebilirsiniz. Ben konuşulabilir olmasını doğru bulmuyorum. Böyle bir konuyu konuşmak bir yana akıllarından bile geçirememeliler.

Bölgede bizzat yaptığım gözlemlerime dayanarak şunu gönül rahatlığıyla tekrar ifade etmek istiyorum.

Bölge halkı üzerlerine oynanan oyunların farkındalar ve pek çok siyasetçinin aksine onlardan çok daha bilinçliler.
Doğu ve Güneydoğu bölgemiz üzerine neden bu hesaplar yapılıyor diye merak ediyordum.
Gördüm ki bölge dışarıdan göründüğü gibi değil.

MEZOPOTAMYA kadim  bölgemiz sınır aşan nehir ve barajlarının olduğu, tarım ürünleri, GIDA ve SUYUN deposu.
Batılı ülkelerin bölgemizle neden bu kadar ilgilendikleri terörü neden destekledikleri ortadadır. Türkiye’yi hangi tehlike bekliyor?
DÜNYADA GIDA VE SU yetersizliği sonucunda ise: Gıda ve Su Savaşları kapımızda görünmektedir.
Ülkemizde; GIDA VE SU TEKEKLLEŞMESİ ÖNLENMELİDİR.

Son günlerde sıvı yağ da yüzde yüzün üzerinde fiyat artışı hammadde tedarik işinin yabancılara satışı ile TEKELLEŞMENİN sonucu olduğu ifade edilmektedir.

AB’nin dayatmalarını bir kenara itip, tez zamanda AB kapısında beklemeyi bırakıp önder ve lider ülke olarak kendi değerlerimize dönmeli ve Türk-İslam coğrafyasına liderlik etmeliyiz.

Bazılarının burun kıvırdığı Arap dünyası içinde emperyal hedefleri olan siyonistler ABD, AB ülkeleri ve ÇİN bölgenin ortasına yerleşmiş vaziyetteyken Müslüman bölge halkı Türkiye’nin ÖNDERLİĞİNİ beklemekte oldukları Sayın Cumhurbaşkanımızın dost ülkeleri ziyaretinde, ülke halklarının gösterdiği itibar ve sevgi selinden de anlaşılmaktadır.

AB dağılmanın eşiğindedir.  İngiltere birlikten ayrılıp canını kurtarmıştır. O halde bize ne oluyor?

Kıbrıs'ta karşımızdalar. Adalar denizinde karşımızdalar. Terörle mücadelemizde hem karşımızdalar hem de teröre var güçleri ile destek vermekteler. Üstelik iç kaynaklarımızın yönetiminde hak sahibi olmak istiyorlar.

Ülkemizde  SU VE GIDA KAYNAKLARI milli güvenlik sorunu halini almak üzeredir.


SU YÖNETİMİ VE SUYUN KULLANIMI BAKANLIĞInın kurulması gerektiğini düşünmekteyim.

Önemine binaen dikkat çekmek ve uyarmak istediğim diğer bir konu da;
Son günlerde Avrupa İnsan Hakları mahkemesinin aldığı kararları da bu kapsamda düşünmekte yarar var.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi neden bu kadar PKK ve onun meclisteki uzantısı ile meşguller ve acil olarak ülkemizdeki mahkeme kararları ile ilgili kararlar alıyorlar?!

Yok efendim orada çok değerli hakimler varmış mış! Yok yav hangi zamanda Türkiye hayrına kararlar almışlar! 
Avrupa İnsan hakları falan gibi lafları dillerine dolayanlara bir bakın lütfen kimlerdir. 
Pek çoğu "terör sevicileri ve terörden medet umanlar"dır.
Ülkeden kaçan vatan hainlerinin yaşam alanı değil mi Avrupa ülkeleri?


Üçüncü husus ise;

Önemine binaen bir konuyu daha hatırlatıp yazıma son vereceğim.

Önümüzdeki süreçte covit 19 tedbirleri çerçevesinde ekonomik sıkıntının uzaması, kuraklığa bağlı Su ve Gıda sıkıntısı ayrıca  fırsatçıların fiyatlarda spekülasyona sebep olmaları için yeterli gıda stoğu ve su yönetimi yapılamaması halinde TOPLUMSAL TEPKİLER oluşabilir bu durumu değerlendirmek isteyen dahili harici kışkırtıcı provakatif davranışlar MİLLİ GÜVENLİK SORUNU oluşturabilir onun için bu nevi kışkırtmalar kimden gelirse gelsin bu kışkırtma demokrasi kılıfı içinde herhangi bir siyasi parti olabileceği gibi sivil kuruluşlar da olabilir devletin SAVCILARI VE KOLLUK KUVVETLERİ çok dikkatli ve müteyakkız olmalılar.

Hasılı kelam suyumuz üzerine; Ne özel sektörün para hırsına  ne de AB ülkelerinin arsız  hile ve oyunlarına müsade etmemeliyiz.

Su hayattır.

Ve;
Başka Türkiye yok.


Vesselam