HAYATINIZI SEYRE DALIN

Hayaller; hep canlı olması gereken, bazen bir müzikle bazen bir filmle bizden bağımsız harekete geçen sınırsızlığımızdır. Bu sınırsızlık, bir bilinmezliği ve beraberinde heyecanı da getiriyor. Büyük bir şehirde üst ‘‘ben’’ini  hayallerinde canlı tutan bir kişinin beynine girelim, bakalım neler oluyor orada?

Büyük metropollerdeki kalabalıklarda, her bir insanın ayrı bir dünya oluşu hep ilgimi çekmiştir. Büyük bulvarlar, kaldırımlarda koşturan beyaz yaka olarak tabir ettiğimiz insan profilleri… Birbirinden çok farklı psikolojilerde yan yana geçen, zaman zaman çarpışan insanlar. Kimi ilk buluşma heyecanı içinde o kalabalıklar içinde seçtiği kişiye yetişmeye çalışıyor, kimisi evine yetişecek. Kimi yemek yapacak çocuklarına, kimi umudunu kesmiş şekilde bir bara uğrayacak, belki birkaç kadeh içecek. Bu bir kızlar buluşması da olabilir. Ne olursa olsun şartları zorlayan, istediğine giden güçlü kadınlar geçiyordur belki de yanımızdan.

Yukarıdan bir bak kendine, o kocaman bulvarda küçücük görünüyor cüssen. Diğer taraftan bir ahenk de var bu büyük organizasyonda, hep beraber akıyoruz hayata. Bu kalabalıklar hep düşündürür beni, nereye gidiyor bu insanlar, ne düşlüyor diye merak etmişimdir. Sadece onları da değil kendime de dışarıdan bakmışımdır ya da bakmaya çalışmışımdır diyelim. Pek kolay değildir kendi içinden çıkabilip kendine dışarıdan bakabilmek.

Ormanda yürürsen ağaçları görürsün, yukarıdan bak ki ormanı göresin. Biz hem ormanı görelim, hem o orman içindeki kendimizi görelim. Bir şehirli olarak orman yerine bu imajinasyonun  metropol versiyonunu sıkça yapıyorum ve o kalabalıklara kendimi de ekliyorum. Heyecanıma, cesaretime, zaaflarıma bakıyorum. Beğeniyorsam mutlu oluyorum, daha da sıkı sarılıyorum eylemlerime ve devam ediyorum. Beğenmiyorsam değiştirmek için adım atıyorum. Ben böyle olmamalıyım diyorum. Ben aslında bu değilim diyorum.

Arada sırada kendimizi seyretmek keyiflidir. Bu bir rota kontrolüdür esasında. Yakınlarımızdaki yolcuların kontrolü, yakıt ve yol durumu, bütün bu faktörler geri çekilip izlenirse hatalı noktalara yoğunlaşabiliriz ve belki de düzeltebiliriz. Akıntıya gider gibi bilinçsiz bir gidişin fayda getirmesi güç geliyor bana. Üstelik düzelttikçe bir kararlılık gelir insana, bir kendine güven gelir.

Kimi zaman çok beğendiğim bazı kişilik yapılarını daha bir detaylı incelerim. İlham alırım o yolculuktan. Örneğin gece yarısı çok şiddetli bir yağmurda dahi dışarı çıkan,  istediği yere gitmek için her şartta adım atan, ne istediğini bilen ve de bildiğine giden insanlar… Ayakları yere sağlam basanların ayak seslerini dinlemekle huzur bulurum. Ne güzel gittin derim. İçinde cesaret var, ne istediğini bilmek var, kararlı olmak var, adım atmak var ve keyif almak var.  Bu sıfatları taşıyan bir birey emin olun kendi de bir hayli keyif alıyordur.

Kendini görebilmek, diğer insanları görebilmek, akan hayatı görebilmek, hatalarını görebilmek, beğenilerini belirlemek, yaşamak istediklerini belirlemek ve nihayet adım atmak ve keyifle o kaldırımlarda koşturmak.

Hadi geri çekilip bir bakın bakalım? Hayatınızı seyre dalın!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Arda Durgut
Arda Durgut - 1 yıl Önce

Bravo muhteşem!

Omur Oztas
Omur Oztas - 1 yıl Önce

Cok farkli bir yaklasim olmus elinize emegine saglik. Insanin kendinin farkindaligini yaratmaai sart.

Esra Kalkavan
Esra Kalkavan - 1 yıl Önce

Ben şöyle yapıyorum hayat sağlamamı; şayet zaman hızla akıyorsa sorun yok ama zaman geçmiyorsa tekrar bak kendine diyorum. Zira mutlu zaman geçiyor, mutsuz zaman ise uzayıp gidiyor aynı hastanelerde sabahın gelemeyişi gibi

Esra Kalkavan
Esra Kalkavan - 1 yıl Önce

Veee günün ortasında yazısıyla bunları düşündürüp nefes aldırdığı için kocaman bir bravo Özlem Polat’a

Onur ÖZKAN
Onur ÖZKAN - 1 yıl Önce

Durdurulamayan, geriye alınamayan ve tekrarı olmayan film gibi hayatlar. Detayları kaçırmamak için her bir anın hakkıyla yaşanması gereken...
İzlediğimiz filmlerde kendimizi çoğu zaman seçtiğimiz bir ana karakter ile birleştiririz. Yazılan senaryo gerçekmiş gibi gelir o anda. Filmin içinde yaşar, bilinç altında olayları yönlendirmeye çalışırız. İstediğimiz akış kurgulanmamışsa, huzursuz bile oluruz. Kimse aslında oranın yönetmen, senarist, kameraman ve diğer ekiplerin yer aldığı bir film seti olduğunu düşünmez. İşte o zaman filmden keyif alırız, bazen geriliriz ve bazen de korkarız.
Truman Show gibi hayatımızı izlediğimizde keyif mi alıyoruz? Yoksa geriliyor muyuz? Bu sorunun cevabı, gerçekte nasıl bir hayat yaşadığımızı bize samimi olarak gösterecektir.
Muhteşem bir yazı olmuş. Farkındalık yarattığınız için emeğinize sağlık.

yasemin KEYDAL
yasemin KEYDAL - 1 yıl Önce

Teşekkür ederim Özlem Hanım.SÜPER BİR DÜŞÜNŞE.İÇİM AÇILDI VALLA...

Hande Eroğlu
Hande Eroğlu - 1 yıl Önce

Seyre daldım; uzun, uzun ..
Görmediklerimi gördüm, duymadıklarımı duydum..
Bu güzel “farkındalık” yazısı için tüm kalbimle teşekkür ediyorum size..

İlkim Manisa
İlkim Manisa - 1 yıl Önce

Bir anda gelen cevher ve muhteşem yazıya dökülmüş hali.. Muhteşemsiniz ♥️


banner320

banner319