03.07.2021, 16:12

İspirtocu Musa

         O yıllardan, o yokluk yıllarından, 1960’ların başından bahsediyorum. O zamanlar Ankara kocaman bir köydü sanki. Ulus, Hacı Bayram, Bent Deresi, İtfaiye Meydanı, Anafartalar Caddesi ve Kızılay, hepsi bu işte.

         Buralarda sokakta yaşayan, yatan, evi barkı olmayan o kadar çok sahipli sahipsiz insan vardı ki, bunları insanlar o halleriyle, o mekanlarda kanıksamıştı... Her yerde karşımıza çıkardı onlar. Hiç unutmadığım, sık sık anlattığım o hikaye. “İspirtocu Musa”’nın öldüğü günü, ya da öldü sanıldığı o üzücü günü hep hatırlar, anlatırım eşe dosta.

         Okuyacağınız bu hikaye, o yılları sanırım daha iyi anlatacaktır.

         Hergele Meydanı diğer adıyla Bit Pazarı, bir başka adıyla ise İtfaiye Meydanı. Hastası olan, devlette işi olan her Anadolu insanının mutlaka uğradığı, uğramak zorunda kaldığı, konakladığı yerin adıdır Hergele Meydanı, Bit Pazarı veya İtfaiye Meydanı. Öyle ya tüm bakanlıklar Ulus’ta, resmi kuruluşlar orada, Atatürk’ün örnek olsun diye yaptırdığı Numune Hastanesi yine oracıkta. Üstelik, bugünkü Resim ve Heykel Müzesi’nin arka bahçesi ise, o günün siyasetçilerinin miting alanı. Özellikle de rahmetli Osman Bölükbaşı’nın, “Ey hemşerilerim; samanınız çok ama deneniz yok” diye saatlerce döne döne, binlerce insana hitap ettiği alan orası işte.

         Hergele Meydanı’nda o yıllarda yaşam çok acımasızdı. Yol kenarında yatanlar, kartonları yatak yapanlar, sabahçı kahvesinde uyuya kalanlar o kadar sık görülürdü ki…

         İspirtocu Musa, ortaokula gittiğim o yıllarda oradaki insanlardan en çok dikkatimi çekenlerden birisiydi. Hiç kimseye zararı yoktu. Onu yırtık pırtık elbisesi, ökçesine basarak giydiği, sürüyerek taşıdığı ayakkabısı ile görürdük. Uzun boylu bu adamın hep önüne bakmaktan kamburu çıkmıştı. Kimseciklerle konuşmazdı. Titreyen ellerinin arasında sımsıkı tuttuğu ispirto şişesi sanki onun dünyasıydı. Bu nedenledir, onu asıl belirgin hale getiren şarap ya da ispirto şişesiyle dolaşıp durmasıydı. İspirto şişesinin kapak yerine nedendir bilinmez aman hep yeşil bir biber takardı. Sokaklarda yatar, ne yer ne içer kimsecikler de bilmezdi.

         Musa’yı o bölgedekiler hep “İspirtocu Musa, sarhoş Musa” diye tanırlardı. Çevre esnafı, seyyarlar, su, simit, gazoz satanlar, çoluk çocuk “Bak işte İspirtocu Musa geliyor, İspirtocu Musa gidiyor. Vazosunda da çiçek var” diyerek onunla alay ederlerdi. Sizin anlayacağınız, küçük büyük herkes ona “İspirtocu Musa” diye seslenirdi. Ben de ona hep ”Musa Ağabey” diye hitap ederdim. O kimseciklerle konuşmazdı, benimle de. Sürekli kucağında taşıdığı o şişeden minnacık bir yudum çeker, sonra kirden simsiyah olmuş ayaklarının taşıdığı eski ayakkabılarını sürüyerek yoluna devam ederdi.

         Onu geceleri; rüzgâra, soğuğa siper olsun diye ya bir kuytu köşede, ya da yağmura, kara karşı korusun diye bir “çelen” altında görürdük hep. Saçı sakalı birbirine karışmış, kirden pastan kaybolmuş yüzünde gözleri araba farı gibi parlardı. Kucağındaki sımsıkı tuttuğu o şişeyle durmadan yürürdü. O yürüyüp yol aldığını sanırdı belki de, ama aynı yerde döner dururdu.

         O yıllarda ben hem okuyor, hem de çalışıyordum.

         O günü, o kış gününün sabahını hiç unutmadım, halen hatırlar dururum. Gece kar yağmış, her taraf buz kesmişti. Sabahın alaca karanlığında İtfaiye Meydanı’ndaki her gün sabah çayını içtiğim kahveye uğramıştım. Kahvehanenin sahibi telaşla anlatıyordu müşterilerine, “Ölmüş, buraya getirdik” diye.

         Kahvehanenin ortasında betonda upuzun, kirli yırtık pırtık elbiseleriyle yatan İspirtocu Musa Ağabey’i gördüm. Şaşırdım. Nar gibi kızarmış sobaya yakın bir yerde ölü olarak yatıyordu. Çaycı ağabey ve müşterileri şaşkındı. “Ölmüş bu garip, ölmüş” diyorlardı.

         Çaycı başladı anlatmaya, “Tuvaletçi Hüseyin haber getirdi. Yolun kenarında, çelenin altında yan yatmış, ölü olarak duruyormuş. O haber verdi bize.

         Gittik, her tarafı buz tutmuş, yere yapışmış. K aldırmamız, sürümemiz, çekmemiz mümkün değildi. Karşıdaki hurdacı dükkânından kazma, kürek aldık. Şarapçı Musa’nın elbiselerini buzdan kurtardık. Üzerine bir karış kar yağmış, onları da süpürdük. Öyle ağırdı ki, sürüye sürüye, buzda kaydırarak kahveye zor getirdik. Polise, belediyeye haber verdik, onları bekliyoruz.” diye anlatıyordu.

         Çaycı ağabeyin anlattıklarını bir taraftan düşünüyor, diğer taraftan da kadersiz bir insanın, Musa Ağabey’in başına gelenleri, sebepleri, sebep olanları, belki de kendi ihmallerini, o çocuk halimle bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçiriyordum. Derdi neydi, neye kahrediyordu da bu hale geldi? Kahvenin müşterileri ve çaycı ağabey, “Kokuttu lan dükkânı bu adam, bu pis herifi nereden getirdik, niye orada bırakmadık?” diyerek İspirtocu Ağabey’i adam yerine bile koymuyorlardı. O insanların İspirtocu Ağabey hakkındaki konuşmaları, benim o küçücük yüreğimi derinden yaralamıştı. Elbette onun da bir anası, babası, belki de çocukları vardı. Ama kader onu yokluğa, yoksulluğa, sahipsizliğe, bu sokaklara atmıştı işte. Onu kınamak yerine onu bu hale getiren sebepleri sorgulamak daha doğru olmaz mıydı? Onu eleştirenlere böyle düşünmek daha çok yakışmaz mıydı?

         Kahvehanenin içerisi geçen her dakika sonunda hem daha çok ısınıyor, hem de bir buz kütlesi gibi yerde yatan İspirtocu Musa Ağabey’in üzerinden çıkan buharlarla doluyordu. Üstelik kötü de bir koku içeriyi doldurmuştu.

         Baktım, Musa Ağabey’e baktım. Dikkatlice ona bakıyordum. Zaten gözlerimi hiç ayırmamıştım. Yaklaştım, gözlerinin hareket ettiğini görür gibi oldum, yanılıyor muyum diyerek çaycı ağabeye sordum, “Ölmüş mü, kesin mi, doğru mu” diye. Oradakiler gülüştü, “Çocuk, bırak ölmeyi donmuş donmuş, buz olmuş”. Ben ısrarla izlemeye devam ettim. Sobanın ısısı, buz kütlesi haline gelen Musa Ağabey’i adeta buharlaştırıyordu. Buhar yığınları arasında onun kıpırdadığını yine hissettim. Yanılıyor muyum diye düşünüp yüzüne dokundum. Gözlerini açtı. Bağırdım, “Yaşıyor ölmemiş, bak işte gözlerini açtı” diye. Müşteriler ve çaycı telaşla başına üşüştü. Baktılar, onlar da dokundu. “Nefes alıp veriyor” dediler. Bu sefer ben bütün gücümle bağırdım, “Musa Ağabey, Musa Ağabey!”. Çenesini açmakta, konuşmakta zorlanan bu adam, yarı anlaşılır, yarı anlaşılmaz bir şekilde, “Ne bağırıyorsun lan, karşında sağır mı var?” diyerek cevap verdi. Herkes şaşırdı, çoğu gülüştü. Şarapçı, İspirtocu Musa ölmemişti, sevindim.

         Oradakiler bu tür olaylara öyle alışıktı ki, bu olayı çok ta umursamadılar. Oralarda çok duyardık. Bir gariban yokluktan, açlıktan, kimsesizlikten ölürse, bir kişi daha gitmiş diye konuşulurdu. Bu olay da öyle bir şeydi işte.

         Sobanın başındaki Musa Ağabey bir müddet sonra yerden başını kaldırdı. Eriyen kar ve buz parçaları nedeniyle, üzerindeki o kirli ve yırtık elbiselerle havuzdan çıkmış bir adamı andırıyordu, sırılsıklamdı.

         Büyük bir heyecanla ben yine seslendim, “Musa Ağabey, Musa Ağabey, ölmedin yaşıyorsun, yaşıyorsun!” diye tekrarlayınca, peltek konuşmasıyla, “Kim dedi lan çocuk benim öldüğümü, nerede ispirtom, şarabım nerede, biberimi kim aldı?” diyerek hiçbir şey olmamışçasına söylendi durdu kendi kendine.

         İspirtocu Musa Ağabey’e ne mi oldu?                                               

         O gün onu bir iki hayırsever hamama götürüp temizlediler, giydirdiler. Takip eden günlerde yine ispirto şişesine sarılmış, taze sivri biberini tutarak o meydanlarda onu çok gördüm. Daha sonra öğrendim ki, ölüsü çöplükte bulunmuş. Belediye sessizce kimsesizler mezarlığına kaldırmış.

         Üzerinden sadece muska haline getirdiği, yıllarca koynunda sakladığı bir not çıkmış; “Mühendis oldum, yuva kurdum diye güldüm, sevindim. Onun ihanetiyle yaşarken öldüm.”

Yorumlar (0)
banner331
12
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yenilenen Logomuzu beğendiniz mi ?
Yenilenen Logomuzu beğendiniz mi ?
Namaz Vakti 20 Ekim 2021
İmsak 05:49
Güneş 07:14
Öğle 12:54
İkindi 15:53
Akşam 18:24
Yatsı 19:43
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 9 21
2. Hatayspor 9 19
3. Fenerbahçe 9 19
4. Beşiktaş 9 17
5. Karagümrük 9 17
6. Galatasaray 9 17
7. Alanyaspor 9 17
8. Altay 9 15
9. Konyaspor 9 14
10. Adana Demirspor 9 12
11. Kayserispor 9 11
12. Gaziantep FK 9 11
13. Sivasspor 9 10
14. Başakşehir 9 9
15. Antalyaspor 9 9
16. Öznur Kablo Yeni Malatya 9 9
17. Göztepe 9 8
18. Giresunspor 9 8
19. Kasımpaşa 9 6
20. Rizespor 9 1
Takımlar O P
1. Ümraniye 9 21
2. Ankaragücü 9 21
3. Erzurumspor 9 18
4. Eyüpspor 9 17
5. Kocaelispor 8 16
6. Bandırmaspor 9 15
7. Tuzlaspor 8 14
8. Samsunspor 8 11
9. Gençlerbirliği 8 11
10. Menemenspor 9 11
11. İstanbulspor 8 10
12. Denizlispor 9 10
13. Altınordu 9 10
14. Adanaspor 9 9
15. Manisa FK 9 9
16. Boluspor 8 8
17. Bursaspor 8 8
18. Balıkesirspor 8 6
19. Ankara Keçiörengücü 8 4
Takımlar O P
1. Chelsea 8 19
2. Liverpool 8 18
3. Man City 8 17
4. Brighton 8 15
5. Tottenham 8 15
6. M. United 8 14
7. West Ham 8 14
8. Everton 8 14
9. Brentford 8 12
10. Wolverhampton 8 12
11. Leicester City 8 11
12. Arsenal 8 11
13. Aston Villa 8 10
14. Crystal Palace 8 8
15. Southampton 8 7
16. Watford 8 7
17. Leeds United 8 6
18. Burnley 8 3
19. Newcastle 8 3
20. Norwich City 8 2
Takımlar O P
1. Real Sociedad 9 20
2. Real Madrid 8 17
3. Sevilla 8 17
4. Atletico Madrid 8 17
5. Osasuna 9 17
6. Rayo Vallecano 9 16
7. Barcelona 8 15
8. Real Betis 9 15
9. Athletic Bilbao 8 13
10. Valencia 9 12
11. Espanyol 9 12
12. Villarreal 8 11
13. Mallorca 9 11
14. Elche 9 9
15. Celta de Vigo 9 7
16. Cádiz 9 7
17. Granada 8 6
18. Levante 9 5
19. Deportivo Alaves 8 3
20. Getafe 9 2
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@