İyi kavramı çoğunlukla olası eylemler arasında bir seçim yapılması durumunda tercih edilmesi gereken davranışı ifade eder. İyilik genellikle kötülüğün tersi olarak kabul edilir ve ahlak, etik, din ve felsefe konuları tarafından incelenir ve ayrı şekillerde tanımlanır. Günümüzde en çok arzuladığımız, hava gibi su gibi ihtiyacımız olan en büyük nimetlerin başında iyilik gelir. Değerini bilene dünya huzur, değerini kaybedene ömrün zindan olduğu bir süzgeçtir iyilik.

Ataların da belirttiği üzere kim ne iyilik yaparsa kendisine, kim ne kötülük yaparsa da kendisinedir, demişlerdir. İyilik yaptığımızda bu eylemi sarf ederken vefa nispetinde sunup herhangi bir karşılık beklemediğimizde bir şey kaybetmeyiz. Zira bu eylemin mükafatı yüce yaratıcı tarafından kaderimize bir ikram olarak sunulacaktır.

İyilik eylemi kişiyi huzurlu hissetmeye, manevi anlamda sırtındaki kamburlardan kurtulmaya ve iyiliğin intikal edildiği kişi veya alanlara sorunun çözülmesi, yaranın sarılması gibi tesir eder. Bizlere düşen her zaman iyi niyeti zihinde iri ve diri tutmak olacaktır.

İyiliğin kadrini bilenlerin çoğaldığı bir sosyal ortamda kişi asla yalnız kalmaz, sorunları daima çözüme kavuşur, bazen gecikme olsa da onun da bir gerekçesi olduğunu ve bu sürecin bir deneyim evresinde gözetilmesi gerektiğini unutmayalım.

İyi niyeti suiistimal edenler, art niyet ile iyi niyeti gölgeleyenler, iyi niyeti sunanı saf yerine koyanlar bilsinler ki ziyandadırlar. Zira iyiliğin sahibi Yüce Allah’tır. İnsanoğlu iyiliği ilahi bir emir ve farz olduğu için yerine getirmeye gayret etmelidir. Aksi takdirde çıkar güderek yapılan eylemler iyilik değildir.

Anlamını gün geçtikçe unuttuğumuz, fakat içimizin derinliklerine inerek tekrar bulup kurtararak kıymetli bir hazinedir iyilik. Gönlümüzü huzura kavuşturup eksikliğinde ise huzursuz eden, daraltan yüce duygumuzu bazen kendi isteğimizle bazen dışarıdan etkilerle harekete geçirmemiz hepimiz adına şifadır aslında.

Her iyilik bir sadakadır (Hadis-i şerif) Bunu belki bu dünyamız için belki ahiretimizde kurtuluş olarak sarılacağımız kuvvetli bir dayanak olarak görmeliyiz. Tüm canlılara,doğaya,hayvanlara velhasıl yaratılana bakarken O’ndaki merhameti görerek ve samimi duygularla yaklaşmalıyız.

Yaşadığımız şu zamanda iyiliğe karşı içtenliğimizi kaybediyoruz.Verdiklerimizi,yaptıklarımızı bol bol göstererek içlerinde cevher taşıyan gönülleri fark etmeden kırıyoruz.

Halbuki gerçek zenginliğin güzel düşüncede,yaptığımız inceliklerde,kazandığımız gönüllerde ve iyi niyetli olduğunu bilsek hepimiz için mutluluk kaçınılmaz olacak.

Bunların yanında kendimize,ruhumuza da hoşgörüyle yaklaşalım ki içimiz de bu duygular körelmesin.Yaratılan her şey kıymetlidir. Güzel duygularla beslersek kendimizi bunu insanlığa sunmak daha kolay olacaktır.Umalım ki iyilik; düşüncemizde,aklımızda en önemlisi kalbimizde hep olsun. En büyük iyiliği kendimize yapalım, nasıl mı? Her şeyden önce kendimizi sevelim, kendimize güvenelim ve kendimizden emin olalım. O zaman hiçbir zorluk bu dünya da bizi yıldıramaz.