İlkin uykumuzu çaldılar ve sonra seherimizi!.. Akşamlar yetmedi izlemeye, sürdü geceler boyu kimi zaman sabahlara dek!.. Neydi bizleri perdeye ve ekrana bağlayan bunca gizem? Belki “görsel büyü”, belki başkalarının yaşamlarıydı ağzımız açık içine düştüğümüz?! Sebep her neyse, sonuç ortadaydı tüm insanlık adına neredeyse!.. Kimisi buna “modern sanat” dedi, kimisi “teknolojik devrim”, kimisi “modernite, çağdaşlık” kimisi “insanlıktan kopuş!”. Gerek olan şuydu yalnızca biz insanlara: Zaman yetmez oldu, günler ve geceler boyu izlemekten... Gözler, gönüller yoruldu gözlemekten... Ne uykumuz kaldı ne de huzurumuz...

Kitabı rafa kaldırdık, sohbeti ise “görsel zorba”ya bıraktık büyülenmişçesine! Varsa yoksa gör, gözle, gözetle, izle kayıp giden hakikatsiz akışları... Sakın ihmal etme bin bir türlü sahteye alkışları... Alkış vurduk, çepük çaldık bizi büyüleyen bin bir yüzlü yabancıya... Para babaları ulaşsınlar diye limitsiz paraya... Tüm insanlığa kurulan bu görsel dünyayı besledik kendi ellerimizle, öve öve bitiremedik hakikati terk eden dillerimizle...

Evvela merakla bozdular derunî musumiyeti, sonra yerle bir eyledi beyaz perde mahremiyeti... Sınır tanımayan bu görsel ejderhalar, fütursuzca yakıp yıktılar birbirlerini... Sinema denen kara perde ilk gençlik hayallerimizi süsledi, aslında pek de masumdu bizi meftun eyledi... Sevdiklerimizle ara sıra sinemaya gitmek, ailece locada film izlemek pek güzeldi aslında! Derken her evin baş köşesine kuruldu “vizyon efendi” evin büyüklerini kovalayıp... Sohbeti, muhabbeti, sağlık ve selameti kırıp döküp ufalayıp!.. Bir başlamıştı acımasız rekabet biter miydi? Beyni köleleşmiş insana bu kadarı yeter miydi? “Compüter” denilen bir yeniyetme türedi ansızın meydanda... Başlangıçta pek masumdu bilgisayar da... Nitekim bilgiyi sayıyordu yalnızca, lâkin ipin ucu hangi şeytanda?.. Saydıkça bilgileri mutlu olduk, saydığımız bilgileri hayrımıza sandık... Sandık da ne yandık!.. Güya zamandan kazandık, insanlık kökten aldandık.... Güya hepimiz çok akıllıydık, toptan sınıfta kaldık... İnternet denilen bir hercai elimizi, kolumuzu ve dahi gözümüzü bağladı... Hâlipürmelalimize şeytan bile ağladı... İnsan, öz eliyle yüreğini dağladı...

İnternet adlı delibozuk sosyal medya adlı arenalarda çılgınca, sorumsuzca drift atarken öyle bir velet geldi ki dünyaya! Bundan evvel ne her ne varsa, hepsine birden topyekûn meydan okudu medyaya... Akıllı telefon derler zıpkın gibi bir ergen geliverdi ansızın. Giriverdi herkesin cebine, iki ellerinin arasına kimseye aldırmaksızın...Kimine haberleşme aracı, kimine hava atmacı, kimine baştacı oldu... Akıllı telefon derler bu alet akılları baştan aldı, nice âkil âdem eşyaya bağlanıp kaldı... Yolda, belde, trafikte, derste ve dahi camide hep elde, nice bir afet-i cânân ise her daim dilde!!! Selfi çekmek derler bir âdet hasıl oldu millette, sınır tanımaz oldu genç yaşlı zillette! Akşam sabah ne yer ne giyer ahali gözümüze soktular, sandılar ki resmine bakan herkes toktular? Beğeni, emoji derken takipçisi ne de çoktular? İşin aslı, ol âdemlerin hepsi sanaldı, yoktular...

Anayı babayı huzur(suzluk) evine tıkıp, kuralı kaideyi yakıp yakıp çağdaşlıkta çağ atlayıp yalnızlığa mahkûm olduk. Doğayı, çiçeği, kırı bayırı dört kuşeli bir alete derc eyleyip izleye izleye bir hâl olduk!..

Merak buyurmayınız bunlar daha iyi günler! Yarının özlemi olacak yaşanmamış dünler?!. Zira, az kaldı akıllının da papucu atılacak dama! Geliyor bekleyin hele, vahşi olacak adam adama??? Hepsinin en züppesi, en hilekârı çip derler bir velede hamileymiş dünya! Hele doğsun anlayacağız neresi Hanya neresi Konya??? İnsan mı kalacak çipler takılınca her bir âdeme? Sonumuz hayrolsun, gidiyoruz kim bilir hangi ademe?

Uyan ey insanlık! Henüz vakit varken dön bu hatadan!.. Saye sarıl, Hakk’a dön, çekil bu sanal sahadan!.. Zübde-i Âlem sensen, tapınma eşyaya! Eşref-i Mahlûkat sensen, kapılma rûzgâra! Kulak ver İlahî fermana: “Oku! Yaratan Rabbinin adıyla oku!..” Kavuşursun sonsuz dermana: Kalbine ol Yüce Resûl’ün muhabbetin doku!..

Kulak ver hele ne diyor ecdadın:

“Oku, şâyed sana bir hisli yürek lâzımsa;

Oku, zîrâ onu yazdım, iki söz yazdımsa!”

Oku evladım, evvel Kâinat Kitabın oku!

Kaldır at, yüreğine saplanan sanal oku!

Öğütme beyin değirmenin, seçip de oku!

O zaman açılır gözün, anlarsın varı yoku!

Kıyma kendine! Özüne, gözüne ve sözüne!

Benden bu kadar, yarın anda vururlar yüzüne!..

Aklını başına devşir, kulak ver gönül sözüne!..

Bırak sanalı, Hak kerimdir, bağlan gerçek hayata!!! Köle olma sakın paraya pula, sanala! Uyanık ol, esir olma! boş söze mavala! İşte ben de söyledim sözüm, okuyup anlayana! Bu garip neylesin bunca sözden anlamayana!!!