İnançların evrimine dair veriler bir çok kutsal kitaplarda yer alır. Kur’an’da iman kavramlarının çözümlenmesi için dönemsel, kültürlerin bütüncül okumak gerekir. Tevrat’la İncil’leKur’an’ı birlikte okuduğumuzda eklektikbir akideyi kelamcıların ürettiğini görürüz. Evet, Kur’an, kendinden öncekilerle ilişkilidir. Neshi,Kur’an içine taşımakla aslında haksızlık edilmiştir. Kur’an, önceki kitapların hükmünü kaldırmıştır denilebilir.  Kur’an son noktayı koyayarak tüm mitolojik yaklaşımlara; bunun böyle olmadığını deklare etmiştir. Öncelikle şunu çok iyi bilmemiz gerekir; mesih, her dinden dine formüle edilmiştir.Asteklerde quatzalcoatl, Eski Mısırlılarda Ameni, Hindizm’de Kalki, Budizm’deki Maytreya, Mecusilikte Saoşyant, Yahudi ve Hristiyanlıkta mesih beklentileri İslam dünyasına da mehdi inancını transfer etmiştir.

Fatiha suresi’nde,Hristiyanlığın fatihasına reddiye vardır. İnsanın 120-150 yıl azami ömrünün olması biyolojik bir yasadır.Eceli insan fiziksel koşullarda oluşturup biyolojik yasa gereği biyolojik bir atık hâline gelmektedir. Aslolan ruhtur denilmiştir. Sahih-i Buhârî’de,Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı diye bir rivayet geçer. Bu, anlaşılır bir ifade değildir. Göğün sularını melekler yönettiği ve yeryüzüne akıttığı da anlatılır. Ayrıca yerin sularından bahsedilir da bahsedilir. Rızıkların temini, tabiat olaylarını tanzimini Mikâil meleğinin düzenlediği anlatılarıyla büyüdüğümüz için bir sel baskınında, açlıktan ölen insanların var olduğunu gördüğümüzde bunu zihnimizde temellendirmekte zorlanmışızdır. Babil Kulesi efsaneleri,  evrim karşıtlığı, süreç felsefesi, şeytan, cin, mucize, melek gibi konularda eklektik bilgiler barındırdığı için mitoslar hayatı kuşattığını görürüz. Örneğin, Cibril hadisi uydurmadır. Bize öyle bir melekölçer konulmuş ki, Dihye ile özdeş bir zihin yorulması yaşatılmıştır.

Kutsal kitapları aslında kendi devirlerinde okumalıyız, zamanımıza o dönemin şartlarıyla birlikte getirmemeliyiz. Veriler akla, duyulara, mütevatir haberlere dayanmalıdır. René Descartes (1596-1650) ile başlayan kartezyen ruh, (Kartezyen felsefe, geleneksel ruh anlayışını terk ederek modern psikolojiye de kaynaklık eden bir bilinç görüşünü felsefeye eklemler. Descartes, ruhu yalnızca canlılıkveren bir organizmaya, can ruhlarına indirgerken, düşünceyiise Tanrının bir armağanı olarak yücelttiği zihin yetisine,rasyonel ruha bağlar. Böylece insan, düşünmesi yönüyle zihinsel şey, eylemesi yönüyle de bir makine olarak adlandırılır. Düşüncenin yüceltilmesi, insanı yücelten biricik şeyinzihin olduğu anlamına gelir. Düşünen şey olarak insan, eylemlerinde artık uzamsal olan tözden yararlanacak, düşünceyi yalnızca kendi benliğinin, sonra da Tanrının bilgisinielde etmede kullanacaktır).Zenon ile ilk çağ başlar, akılcılık Immanuel Kant’ta (1724-1804) epistemik hâle geldi. Keşfedilmesi gereken bir çok yasaların evrende olabileceği akla makul gelmektedir.

Selef önce gelenler,  selefîlik; teşbih, tecsim, uzaklık, ehli hadis deyimleriniTakıyyüddin ibn Teymiyye (1263-1328)ilk kullanandır. Selef, yani sahabe, tâbiûn, tebei tâbiûn için söylenir. “Tevhid, ameli şirktir” der. Tâliban, Selefî bir ziyniyeti ifade ediyor. Selef, ibn Teymiyye, Vehhabi, radikal devrimsel selefilik, tekfire ılımlı davet, nassı referans veren modern selef  6 zümreyi ifade ediyor. Selefilik, ülkemizdeki vatantaşlarımızda azınsanmayacak kadar maalesef fazladır. Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi’nde“Selef”maddesi birçok yanlışlıklarla doludur. Katar Elçiliği’nin hazırlattığı “Selef” maddesini tuturlı bir şekilde hazırlayan Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün yazdı. Buraya bakmak yararlı olacaktır. Ahmet b.Hanbel, “Allah her yerdederse bir kişi kafir olur!” der. Allah göktedir ayette geçiyor ya… Bugün bunun bir karşılığı yoktur.Kemalpaşazâde (ö. 940/1534)Osmanlı şeyhülislâmı ve tarihçisinin elfaz-ı küfür eseri, ibn Recep(ö. 795/1393)Hanbelî fakihi, muhaddis ve müfessir,ibnü’s-Salâh eş-Şehrezûrî (ö. 643/1245) hadis âlimi ve fakih, selefiye bir zihindirler. Kaynaklar bize inançların evrimini öğretir.