KENDİNLE ARANA MESAFE KOYMA

Geçmişte dediğiniz Evet'lerin  pişmanlığını yaşadınız ve bugün yeni pişmanlıklar yaşamamak için hayır demesini becerebilenlerden misiniz? 


Ben onlardanım sanırım- diyebilir miyim bilmiyorum ama bugünüm de geçmişe oranla daha iyi Hayır'larım var. Ve çoğalacaklar buna eminim işte...

Yazarken çevremde olup biten her şeyden etkilenirim. Duygu, insan eyleminin kaynaklarından biridir ve akıl kadar insanın eylemlerinde etkindir. Herkes bulur duygusunu anlatmanın bir yolunu. 
Kimisi resmeder tuvale , kimisi ânı ölümsüzleştirir, kimisi de benim gibi kaleme aktarır. Henüz tamamlanmış bir söz ve yazı erbablığımız yok, tamamım diyende eksiktir galiba. 


Ama "sözün, kelimenin duygulara yayıcısı" betimlemesini severim. Sonuçta kalem tutan bir kişi fildişi kulede yasayıp, hayata dokunmadan hayat hakkında, duygular hakkında ahkâm kesemez öyle değil mi?

Kalemimden çıkanlara bu güne dek tanıklık etmiş olanlar çok iyi bilirler ki bu şekilde girişler yaptıysam yazı da, mutlaka gündelik hayattan çıkarımlarım olmuştur.
Çağımız arkadaşlıklarının dejenere olduğu, düşünmeden hareket edilen ve karşımızdakinin özelini çabucak yayabileceğimiz bir fütursuzluk söz konusu. Arkadaş arasında şu vatzap tıngırtısında aman diyoruz birine bir şey yazarken. Kendi aranızda konuştuğunuz geyik yaptığınız muhabbet birinin işgüzarlığı ile başka  kişilere ekran görüntüsü alınıp çabuk paylaşılabiliyor. Ve bunu yapan kişiler kendinde hak görerek yapıyor. Tuhaf çok tuhaf değişik hareketler bunlar. 


Çok dertli tanıdıklarım var bu konuda da. Hatta kitap çıkarmış bir tanıdığımın benimle yazıştıktan sonra yazdıklarını sildiğine tanıklık etmiş ve o an durumu yadırgamıştım. Özelinin paylaşıldığını ve bir kitabı olduğunu bu sebeple kişi ayırt etmeksizin böyle yaptığını söylemişti. Şimdi duygusunu iyi anlıyorum diyebilirim.
Ve evet üzerinde düşününce; çağımızda "arkadaşlık özeli" denen şeyin çoktan tarih olduğuna çoğumuz tanıklık ettik diyebiliriz.


Hayatta her şey bozulur. Hayatta herkesle aramız bozulabilir, bazen bazı kayıplar insana iyi bile gelebilir. Boşuna dememiş atalar " her ziyan bir öğretidir" diye ! 
Kiminle aranız bozulursa bozulsun bu pek de önemli değil, yeter ki sen kendinle arana mesafe koyma ve kendinle arani iyi tutmasını bil. Kendinle aran bozulduğu an işte aslında her şey o zaman bozguna uğruyor.


Herkese kapılarını açmamayı öğretir zaman ve içine karışacağın insanları seçmeyi de öğrenirsin.

Sen iyi ve verimli bir toprak olsan da bazı şeyler yeşermemek için inat eder. Bu yüzden demem o ki, kendinizi boşuna yormayın. "Sırf kalp kırmamak, kendime yakışanı yapmak için cevap verdiğim herkes, kendini haklı zannetti" ben demiyorum Dostoyevski söylüyor. Hani benim sakalım yok da ona kulak verirsiniz belki diye yazıyorum.


Bir insan kendini rahatlatmak adına, sizin özelinizi başkalarıyla paylaşıyorsa ve bunu sizin gerçekliğinizi göz ardı ederek üstelik de kendi gerçekliği ile yapıyor ve bunun adına da kötü niyet yoktu diye karşılık verip size olan sevgisinden bahsediyorsa ona deyin ki "önemli olan sözler değil, davranışlardır." (Erich From) 

Özümseyerek okuyanlara sevgilerimle....

YORUM EKLE

banner320

banner319