“Kurtlar ilerliyor, Ustaşalar ve Türkler dikkat edin”

Remove Kebab

“Kurtlar ilerliyor, Ustaşalar ve Türkler dikkat edin”

         Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde mevcut olan iki camiye, Cuma Namazı esnasında düzenlenen, insanlık dışı terör saldırılarını dehşet ve hicap içerisinde izledik. Menfur saldırıyı kınıyor, yaşamlarını yitiren kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.

            Dehşet görüntülerini izlemek bir yana, fon müziği olarak dinlediğimiz, Novislav Djajic (Stone Face Guy-Taş suratlı adam) isimli Bosna Savaşı (1992-1995) sırasında, delil ile sabit işlediği 14 cinayet sebebi ile 5 yıl hüküm ile cezalandırılmış, Almanya’da bir cezaevinde hüküm giydiği cezası sırasında Soykırıma karışma suçlamasından delil yetersizliği sebebi sıyrılmış, Sırp Çetnik’in akordeon eşliğinde söylediği Remove Kebab (Kebabın Ortadan Kaldırılması) isimli, turbofolk olarak nitelendirilen parça, temelde mesajlar ile örülü trajedinin başka bir boyutunu gözler önüne sermektedir.

 

Bihac’tan Petrovac Köyü’ne.
Petrovac Köyüne.
Tüm Sırbistan’a saldırdılar.
Tümüne saldırdılar.
Karadzic kendi Sırpları’na önderlik ediyor.
Sırplar’a önderlik ediyor,
Kimseden korkmuyorlar.

Hırvat faşistler (Ustaşalar) uyandı.
Hırvat faşistler.
Ülkemize dokunmayın.
Bizim ülkemiz.

Karadzic Sırplara önderlik ediyor.
Sırplara önderlik ediyor.

Herkes bilsin, Sırplar kimseden korkmuyorlar.


Kranjinadan Kurtlar akın ediyor.
Kurtlar geliyor.
Korkun Ustaşalar ve Türkler.
Ustaşalar ve Türkler.


Karadzic Sırplara önderlik ediyor.
Sırplara önderlik ediyor.
Herkes görsün hiçbir şeyden korkmuyorlar.
Artık hiçbir şeyden korkmuyorlar.
 

Sırplar özgürlükleri için direniyorlar,
Sırpların kutsal direnişi,
Savaşacağız, özgürlüğümüze onur getirmek için.
Özgürlüğümüze onur.

Karadzic Sırplara önderlik ediyor.
Sırplara önderlik ediyor.
Herkes görsün hiçbir şeyden korkmuyorlar.
Artık hiçbir şeyden korkmuyorlar.

                                   

Sırp kültüründe yaygın şekilde varlık gösteren, kendinden farklı olana (ötekileşene) dair, etnik köken merkezli hiciv argümanlarının çeşitliliği, Remove Kebab şarkısında olduğu üzere, pek çok müzik bestesinde, fıkra, masal, öykü gibi yazılı kültür ürünlerinde, sahne sanatlarında ve dahi günlük yaşam pratiklerinde yer edindiğini gözlemlemek mümkündür.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde bulunan iki camiye Cuma namazı sırasında, silahlı saldırıda bulunarak katliam gerçekleştiren İskoç asıllı ve Avustralya vatandaşı Brenton Tarrant, sosyal medyanın öncüsü olarak addedilen Facebook üzerinden yarı otomatik 5 adet silah ile namazlarını eda eden savunmasız insanları katleder iken, vahşet anlarını canlı olarak yayınlar iken dinlediği müziğin de metaforik anlamı vahşetin farklı bir yönünü ortaya çıkarmaktadır.

Sırplar’ın nev-i ırklarına münhasır kıvrak zekâları ile kana susamış söylemlerinin eşlik ettiği hiciv boyutunun sınırlarını zorlayan şarkılardan biri olan ‘’Remove Kebab (Kebabı Kaldır)’’ isimli şarkı, Sırplar’ın Batı olarak addedilen Avrupa topraklarında bilhassa Türkler olmak üzere, Müslüman toplumların yer edinmemesi gerektiği inancına dayanmaktadır. Tarrant’ın, azılı bir Türk düşmanı olması gerçeği de çıkarıldığı mahkeme esnasında ‘’Beyaz Güç Hareketi’’ olarak adlandırılan, eller ile W ve P hareketinin yapılması ile simgelenen beyaz ırkın gücünü temsil eden White Power imgelemini seçmesi de ispat niteliği taşımaktadır. Saldırgan Tarrant’ın, ırkçı Sırp kesimine ait olan Strong Serbia (Güçlü Sırbistan) temalı dinlediği şarkının da özellikle seçildiğini görmek mümkündür.

Şarkının sözlerinden anlaşılabileceği gibi, Bosna Savaşı (1992-1995) mezaliminin baş aktörlerinden biri olan ve Bosna Kasabı olarak anılan, Radovan Karadzic’in ve şarkıyı akordeon eşliğinde söyleyen Novislav Djajic’in de yer aldığı üç kişilik bir ekip tarafından, Bosna Savaşı sırasında Sırp Ordusu’na şevk kazandırmak adına hazırlanan bir marş olan Strong Serbia marşı, halk arasında özellikle Türk düşmanlığını körüklemek adına, şarkının uhdesinde barındırdığı Remove Kebab söylemi olarak da bilinmektedir.

Beş yüz yıldan uzun süre Osmanlı İmparatorluğu hükümranlığı altında yaşamlarını idame ettiren Sırp ırkının, beş yüz yıldan uzun süreye tekabül eden ve günümüze değin sirayet eden Türklerden ve Türkiye’den ve dahi Müslüman toplumlardan nefretlerinin dünyaya haykırışı olan Remove Kebab şarkısı, Tarrant’ın katliamı sırasında da bilinçli olarak tercih edilen ve sıradan kınama mesajları ile geçiştirilmemesi gereken, üzerinde uzun uzadıya düşünülmesi, tahlil edilmesi ve ihtiyat ile belirtmek gerekir ki tedbir alınması gereken açık bir tehdit mesajı niteliğini taşımaktadır.

Yeni Zelanda’da mukaddes Cuma günü, Yaradan’a olan yükümlülüklerini yerine getirmek adına Camide bir araya gelen masum Müslümanların üzerine ateş yağdıran Tarrent de aslında beş yüz yıl öncesinden günümüze sirayet eden nefretin tezahürüdür. İnsanlık dışı vahim hadise, bitmeyen ve dinmeyen Türk ve Müslüman düşmanlığının günümüze sirayetidir. Sırplar başta olmak üzere, Hristiyan âleminin bilhassa ırkçı kesimin Türkler’e ve İslam toplumuna dair zihinsel kodlarının derin köklerinin gün yüzüne çıkması hadisesidir. Canlı olarak izlediğimiz trajedi, masum insanları gözünü kırpmadan ve bir an olsun tereddüte düşmeden teker teker öldüren, donanımlı, motive ve hazırlıklı katillerin aslında sayılarının ne denli fazla olduğunun bilinmesi yönünde önemli bir mevzudur. Planlı suçların başlangıcı ve soğukkanlı cinayetlerin de habercisidir. Zira Tarrent ve türevlerinin zihinleri Türkler’e ve Müslümanlara karşı, nefret, öfke, kin ve düşmanlık düşünceleri ile zehirlenmiştir.  

Yeni Zelanda’da yaşanan trajedi ilk değildir. Nihai de olmayacaktır. 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında aslında görmeye alıştığımız ve bir süre sonra kanıksadığımız vahşet görüntülerinin günümüzdeki izdüşümü olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu Yeni Zelanda Katliamı, Bosna Savaşı sırasında Müslüman toplumlarının sessiz kalmaları sebebi ile tekrar yaşanmıştır. 1995 yılında Srebrenitsa’da kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce Müslümanı katleden Sırp katillerin zihinsel kodlarının izdüşümlerini bizler bugün Yeni Zelanda’da tekrar izlemek durumunda bırakıldık.

Yine Bosna Savaşı sırasında gözlerini kırpmadan, vicdanları sızlamadan ve tüyleri ürpermeden binlerce masum Müslüman Boşnağı, Sırp katillerin ellerine teslim eden Hollandalı sözde barış gücü askerlerinin İslam karşıtlığının tezahürünü bizler bugün yine Yeni Zelanda’da tekrar acıtılmak durumunda bırakıldık.

 Tarrent’in saldırısı esnasında dünyaya dinlettiği Remove Kebab bir rastlantı değildir, uyanmamız adına, kendimize gelmemiz adına, silkinmemiz adına açık bir mesaj, açık bir tehdit niteliğini haizdir. Zira aynı marşı bizler Sırp katiller Bosnalı Müslümanlara tecavüz eder iken de Sırp katiller Bosnalı Müslümanları canlı olarak kestiklerinde de ve dahi Sırp katiller Bosnalı Müslümanları esir kamplarında kurşuna dizdiklerinde de dinledik. Bugün Yeni Zelanda’da Müslüman kardeşlerimiz katledilir iken de dinledik.

Bugün Yeni Zelanda’da tanık olduğumuz elim vahşeti, Sırp katiller Bosnalı Müslümanlara karşı zulümleri esnasında sessiz kaldığımız için tekrar izledik. İslam dünyası adına bilinçli ve planlı şekilde yürütülen İslam korkusu mefhumu (İslamofobi) İslam terörizmi söylemi ile desteklenerek, tüm dünya ülkelerine ırkçı ve faşist bakış açılarının yerleştirilme çabaları ile körüklenmektedir. Müslüman düşmanlığını sistemli ve planlı şekilde körüklemeye çalışan her bir birey, her bir kurum ve her bir düşünce bugün Yeni Zelanda’da yaşanan mezalimin pay sahipleridir.

En az geçmişte, Bosna Savaşı sırasında sessiz kalan ve izlemek ile yetinen tüm İslam âlemi ve Batı toplumlarının pay sahibi oldukları oranda vahşetin müsebbibi olarak addedilmelidirler.

Yeni Zelanda’da yaşanan insanlık dışı katliamın faillerini ve destekçilerini lanetliyorum. Müslümanlar toplumlara yönelik körüklenen bilinçli zihinsel zehirlenmeyi ve yerleştirilmeye çalışılan planlı ve sinsi bir boyutta işleyen kışkırtma emellerini de aynı içtenlikle şiddetle kınıyorum, tüm kalbimle lanetliyorum.

İslamofobi sebebi ile hedef alınarak can veren ve şehit olan tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet diliyorum. Yaşam mücadelesi veren yaralı kardeşlerimize de Allah’tan acil şifalar diliyorum.

Canımızın yandığı böylesi vahim olaylar sonucunda, daha büyük acılar yaşamadan,  teröre ve ırkçılığa karşı daha da bilinçli ve kararlılık içerisinde, birlik olduğumuz güzel günlerin geleceği inancını taşıyarak,  bütün Türk ve İslam âleminin birbirine sımsıkı kenetlenerek sahip çıkacağı günlerin biran önce gerçekleşmesi dileği ile bir kez daha her türlü terörü ve teröre destek veren tüm güçleri lanetliyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Tekin karakaya
Tekin karakaya - 1 yıl Önce

Böyle ince bir olayı yakaladığınız için,gerçekten tebrik ederim.selam ve sevgilerimle.

banner320

banner319