MADEN HUKUKU: ORMAN VE AĞAÇLANDIRMA ALANLARINDA MADENCİLİK

Madencilik faaliyetleri izin yönetmeliğinin 2. Maddesi, orman, muhafaza ormanı, ağaçlandırma alanları, kara avcılığı alanları, özel çevre koruma bölgeleri, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı, tarım, mera, sit alanları, su havzaları, kıyı alanları ve sahil şeritleri, karasuları, turizm bölgeleri, alanları ve merkezleri ile kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, askeri yasak bölgeleri, imar alanları ve mücavir alanlarda madencilik faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirmesi, gayrisıhhi müesseseler ile ilgili hususlar dahil hangi esaslara göre yürütüleceğini kapsamaktadır.

Son zamanlarda maden ruhsatlarına mülkiyet izni kapsamında, orman izni verilmesi konusunda büyük sorunlar yaşanmaktadır. Konuyu derin bir şekilde değerlendirmek için maden kanunu ve orman kanununa bakmak gereklidir.

Maden kanununa bakacak olursak;orman alanları içinde kalan maden sahalarında madencilik faaliyeti yapılabilmesi için muhakkak Orman Kanununa göre izin almak gerekecektir. Kanuna göre, “Madencilik faaliyeti yapılan alanların, izne tabi alan olmaları halinde, ilgili olduğu kanun hükümlerine göre gerekli izinlerin alınması zorunludur. Ancak, Genel Müdürlükçe işletme ruhsatı verildikten sonra, işletme ruhsat alanının diğer kanunlara göre izne tabi alan haline gelmesi durumunda ilgili kanunların öngördüğü yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle kazanılmış haklar korunarak faaliyetler sürdürülür. Diğer kanunlara göre izne tabi alanlar, Genel Müdürlüğün görüşü alınarak belirlenir.” denilerek kazanılmış hakların kaybedilmeyeceği açıklanmıştır. Fakat böyle bir durum söz konusu değildir. Maden sahasında imal faaliyetleri devam ederken faaliyette bulunan alanın ormanlık alan olarak vasıflandırılması halinde, ilgili Orman Kanunu devreye girerek, kanunun kuralları somut olaya göre değerlendirilecektir. Aynı problem mera alanlarında da görülmektedir. Kanunda, “Madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş izinler, temditler dahil ruhsat hukuku devam ettiği sürece geçerlidir. Ruhsatın temdit edilmesi halinde madencilik faaliyetleri ve/veya bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler için verilmiş bütün izinler temdit süresi sonuna kadar hiçbir işleme gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır.”  denmektedir. Maddede geçen gerek kalmaksızın uzatılmış sayılır, lafzı havada kalarak uygulanmamaktadır. Orman kanunu açısından değerlendirecek olursak; orman kanununda madencilik faaliyetlerinde orman izinlerini kaide altına almaktadır. Kanunda, “Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için gerekli; kuruluş, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı kuruluşlarına, fon kıymetleri hariç, değeri alınarak Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince kazanılmış haklar korunmak kaydı ile devlet ormanları hudutları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken ender ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Ruhsatname veya ayrıcalık almış olanlarla, ruhsatname veya ayrıcalık alacaklar, işe başlamadan evvel çalışma sahalarını orman yönetine haber vermeye ve ormana hasar gelebilecek hallerde, orman yönetinin göstereceği ihtiyatları almaya ve yapmaya zorunludurlar. Orman izinleri mevzusunda yapılan arzlarda; Verilecek iznin ilk izin olması, İzin istenen alanda nadide maden bulunmaması, izin istenen alanın orman olarak kalmasında kamu verimi görüldüğü gibi mazeretler ileri sürülmektedir. İzin istenen alanda bulunan madenin nadide kalitede olup olmadığı mevzusu ise maden ruhsatını veren yönetin yetki ve sorumluluğundadır. Orman yönetinin bu mevzuda fikir beyan etmesi vazife ve yetki gaspına girer. İzin istenen alanın orman olarak kalması isteniyor ise bu mevzuda orman yönetinin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne somut mazeretler göstererek o alanın kapalı alan haline getirilmesi ile olur. Aksi takdirde bir müessese ruhsat verecek, diğer müessese de verilen ruhsatları denetleyecek duruma gelir. Orman sahaları içerisinde yapılacak her türlü madencilik faaliyetine izin verilip verilmemesi hususunda orman yönetine takdir hakkı tanınmış ise de bu takdir hakkının hukuken geçerli somut bilgi ve evraklarla ortaya konulması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.

Maden arama faaliyetleri konusunu ayrıca değerlendirecek olursak; Orman, muhafaza ormanı ve ağaçlandırma alanlarında madencilik amacıyla nasıl arama yapılacağı madencilik faaliyetlerine izin yönetmeliğinin 19. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; devlet ormanları, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar, özel ormanlar veya muhafaza ormanlarında, ağaçlandırma alanlarında ve mesire yerlerinde; prospeksiyon, jeolojik harita yapma, numune alma, jeofizik araştırma gibi kazı işlemi gerektirmeyen maden arama faaliyetleri için herhangi bir izin istenmez. Ancak, maden ruhsat sahibince valiliğe veya ilgili orman bölge müdürlüğünce bu müracaatın bir örneği üzerine başvurunun kayıt tarihi ve sayısı belirtilerek maden ruhsat sahibine iade edilir. Bu örnek yazıyı alan maden ruhsat sahibi arama ruhsatı süresince yukarıda sayılan arama faaliyetlerinde bulunabilir.

Maden üretim faaliyetleri konusuna gelirsek; madencilik faaliyetlerine izin yönetmeliğinin 20. Maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre maden ruhsat sahibi; devlet ormanları, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar, muhafaza ormanlarında ve ağaçlandırma alanlarında; üretim faaliyetleri için valiliğe veya ilgili orman bölge müdürlüğüne gerekli belgelerle müracaat eder. İlgili orman bölge müdürlüğünce, arazi üzerinde yapılacak inceleme sonucu hazırlanan rapor göz önünde bulundurularak ruhsat süresince orman işletme izni ve/veya geçici tesis izni verilir. Sahanın çevre ile uyumlu hale getirilerek teslim edilmesinden sonra, aynı işletme izni içinde talep edilmesi halinde teslim edilen saha kadar aynı şartlarda izin verilir. Bir ruhsat sahasında defaten verilen iznin tesisler dahil beş hektarı geçmesi halinde, aşan kısım için orman kanunu hükümlerine göre sadece ağaçlandırma bedeli, arazi tahsis bedeli ve teminat alınır. Ayrıca Bu alanlardaki madencilik faaliyetlerinden %30 ‘dan fazla devlet hakkı alınmaz.

Son olarak ormanlaştırma hususuna gelecek olursak; orman, belli bir yetişme ortamı koşulları altında, kendine özgü yaşama uyumu bulunan bir yaşam ortaklığı, aynı zamanda topluma çeşitli yararlar sağlayan ulusal bir servettir. Orman niteliğini tamamen yitirmiş veya başlangıçtan beri hiç orman örtüsü taşımamış sahalarda yapılan orman kurma çalışmalarına ormanlaştırma denir. Çeşitli nedenlerle orman örtüsünü kaybetmiş, fakat en azından toprak özellikleri bakımından orman niteliğini korumakta olan kadim orman arazilerinde ve orman vejetasyonu içindeki açık alanlarda yapılan orman kurma çalışmalarına tekrar (yeniden) ormanlaştırma denir. Ağaçlandırma faaliyetleri çeşitli amaçlarla yapılmaktadır. Ağaçlandırma; üretim, toprak koruma, hidrolojik, estetik, ıslah veya toprak stabilizasyonu amaçlarını taşıyabilir.

Ağaçlandırma yönetmeliği’ne göre, saha etüdünden başlayarak proje, tohum temini, fidan üretimi, arazi hazırlığı, dikim, ekim ve bakım faaliyetlerinin tümüne ağaçlandırma denir. Orman alanı, ormancılık faaliyetlerinin yürütüldüğü ve orman işlevlerinden en az birini sağlayabilecek alanları ifade etmektedir. Orman alanı; ormanlı ve ormansız alanlarından oluşmaktadır. 4122 sayılı kanunun 15. Madde hükmü, bir yönüyle madencilik faaliyetinin önemini göstermektedir. Ağaçlandırma faaliyeti ise elbette madencilik faaliyetinin bitiminden sonra olacaktır.

 

Yazan: Av. Abdullah Enes GÜLAÇTI (Ankara Barosu)

Eti Mahallesi Strazburg Caddesi No:16/21 Çankaya/ANKARA