Ey insanoğlu Allah ‘ın merhametini bir karıncadan duymak sakın sana dokunmasın. Yeryüzünde onun merhametini bilmeyen tek bir canlı bile yoktur. Sadece sen ey insanoğlu, sadece sen zaman zaman onun merhametinden ümit kesebiliyorsun. 

Sen gerçekten çok garip varlıksın. Seni anlamak çok zor oluyor bizim için. Öyle anlar oluyor ki Allah’ın varlığını bile unuta biliyorsun. Işte bu yüzden bir karıncanın Rabbimizin merhametini duymak gücüne gitmesin. Ümitsizlik batağına bir daha düşmemen için sana onun merhametini anlatacağım fakat bu kez de rehavete kapılmandan korkuyorum. 

Bak insanoğlu bu anlatacaklarımdan sana sakın ola yüce merhametin büyüklüğüne aldanıp da ibadetlerinden geri kalmayasın. Anlatacaklarım ümidini ayakta tutman içindir, aman unutma! 

Hazır mısın?  İyi öyleyse anlatmaya başlıyorum: 

Taşın sertliğinde aranmaz çimenden hayat bahşedecek merhamet. Toprak gibi yumuşak bağırlardan fışkırır şefkat pınarları. Karın ortasında filizlense de kardelen çiçekleri, bin bir yaşam ile karşılar kâinat baharları. Ağlayanların dibinde asla kanamaz suya çiçekler, tatlı ve serin akışıyla suları geçerken bir tarla kenarından işte o an kana kana su içecekler. 

Karanlığın merhameti, örtmesi değildir eyvahları ve acımasızlığı değildir gündüzün ortaya sermesi günahları. Biliriz, gözü kapalı olanı da bir gören var. Biliriz, geceyi yıkarken günü pırıl pırıl bir ören var. Biliriz, dün merhametin şurasıdır gözümüze ve dokunsalar hangimize; görürler ki hayat nur nur yolumuzu aydınlatan bir Elçin’in duasıdır bize. 

Merhamet kayalardan fışkıran su, merhamet toprağı yaran tomurcuk, merhamet üç kat karanlığın doğurduğu çocuk. 

Merhamet yağmur da hız, denize tuz, çölde sıcak, kutupta buz. Her şey, evet her şey istinasız merhamet merhamet örülmüş kusursuz. 

Göze körlük veren de köre körlük bahşeden de ayni kudrettin şefkati. Derki o kudret; “İyiden kötüyü ayırmaktır merhamet”. 

Öyleyse karanlıkta sabredin mi? küfüre sabreden mi? Nimete şükür eden mi, nankörlük eden mi? zor değildir ayırmak karadan beyazın, çünkü değildir “beyaz kâğıda sütle yazılmış yazı.”

Merhamet hicret zulmün ateşinden huzurun gölgesine, sığınmaktır şeytanın vesvesesinden Rabbim Muhammed’i sesine. 

Sancılı bekleyişler onunla doğurur şafağı, onunla serilir mazluma sevginin ipekten yatağı. Taşlaşmış sineler delerken şefkatin suskun bahşeden yorganını, Kuranı sineler yeniden ilmek ilmek örer yünden yumuşak iplerle Hakka uzanan merhamet urganını. Bir yerde yıkım, paramparça hicabın perdesi; bir yerde imar, haya kuşatır herkesi. 

Ölmediysen ya da Mühür bulunmadıysa kapılarına koş gelen insanoğlu. Eğil öp semayı, doğrul arza dokun; gör ki farkıdır merhamet, var ile yokun.

Paylaşımları ile Allah’ı Hatırlatan Nesil

Sizin en hayırlılarınız gördüklerinde Allah’ı hatırlatan adamlardır.

Evet asımın nesli kardeşim! 

Sahabeler tarafından Hazreti peygamber Efendimize en hayırlı adam kimdir? diye sorulduğunda, “sizin en hayırlınız görüldüğünde Allah’ı hatırlatan adamlardır” diye büyümüştür.

Peygamberimiz bu tarifi ile ticaretten siyasete, sosyal hayattan aile hayatına kadar hayatın her alanında her türlü hal ve hareketi, giyinişi, görüntüsü, davranışı ve yaşantısı ile İslam’ı temsil eden müminleri tarif etmiştir. 

Modern dünyada görünürlük sadece normal hayatta değil sanal alemde de mümkün hale gelmiştir. Sanal alemdeki kimliğimiz, beğenilerimiz, paylaşımlarımız sayfalarımız ve sitelerimiz, Her türlü sosyal medya uygulamalarımız bizim internet alemindeki görünürlüğümüzdür. Bu anlamda tüm internet uygulamalarımız ile İslam’ı temsil ederek, Allah’ı ve onun emirlerini hatırlatarak Efendimizin tarif ettiği hayırlı insanlardan olmamız mümkün olabilir. 

Çünkü internet ortamında yayılan günah ve haram dalgalarına karşı Allah‘ın, Peygamberimizin,  ahiretin ve İslam’ın hatırlatılması ebetteki en büyük hayırlardandır. Sosyal medyada bu anlamda Salih amel peşinde koşan herkes için en büyük nimettir.  Oturduğu yerden bir tıklama ile milyonlara ulaşabilmek ve ulaştığı kişilere İslam’ı anlatmak ve hatırlatmak herkese nasip olmayacak büyük bir nimettir. 

Ancak gerçek hayatta sözlerimizin tesirli olması için nasıl haramlardan kaçınmamız ve söylediklerimizi önce kendimizin yaşaması gerekiyorsa ayni şartlar sosyal medyada da unutmamak gerekir. 

İyilik ve takva da yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

Genç kardeşim! Sosyal medya, zararları ile büyük bir imtihan   ve fitne olmanın yanında faydaları ile bulunmaz bir nimettir. Normal şartlarda sosyal medya aracılığı ile yüzbinlere ulaşması mümkündür. Ve bu potansiyel, hayırlı işler için kullanılırsa tahmin bile edilemeyecek güzel sonuçlar doğurabilir.  

Hazreti Peygamber’in “kim bir hayra sebep olursa onu yapan gibi hayır kazanır”. hadisi hayatımızın her alanındaki hayırlı işleri kapsadığı gibi internet ortamındaki güzel amelleri de kapsamaktadır. 

Unutmayalım ki sadece sosyal medyadaki paylaşımlarımız vesilesiyle bile bir haramdan uzak duran ya da bir farzı yerine getiren takipçilerimizin güzel amellerinden bir payda bize yazılacaktır. 

Tabi bunun tersi de mümkündür. Yani bizim elimizle internette, sosyal medyada yayılan ve günah sayılan ya da günaha yol açacak her şey ve kötü işte bize de bir hisse yazılacaktır. Bizim paylaştığımız bir resim ya da siz nedeniyle ortaya çıkan bir günah, internet vesilesiyle sürekli katlanarak belki binlerce kez büyüyecek ve öyle bir hal alacak ki dönüp tövbe etsek bile günahına sebep olduklarımızın vebali onlara da ulaşıp tövbelerine vesile olmadıkça asla bizi terk etmeyecektir. 

Hiç düşünmeden bir tıkla sebep olduğumuz günah belki de sınırları aşıp ömrümüz boyunca göremeyeceğimiz yerlere, ulaşamayacağımız insanlara ulaşacaktır. 

Biz o tıklamayı unutup normal hayatımıza devam ederken o paylaşım aylar belki de yıllar boyunca yayılıp duracaktır. Belki de biz farkında olmadan astronomik sayılarla omuzlarımıza günah yüklemeye devam edeceğiz. 

Allah iyilik yapanları sever.

Evet değerli kardeşim! Bu dünyaya geliş amacımız Allah rızasını ve beğenisini kazanan bir hayat yaşamaktır.  Nasıl bu dünyadaki her hal ve tavrımızla Allah’ım beğenisini kazanmaya gayret etmemiz gerekiyorsa, internet ortamında da yapacağımız tüm uygulamalarda temel hedefimiz Allah‘ın rızasını kazanmak olmalıdır. 

Yaptığımız paylaşımlarla attığımız tweetlerle kimin beğenisini kazanırsak kazanalım, Allah’ın beğenisini kazanmadıktan sonra boş bir iş yapmış, vaktimizi heba etmiş oluruz. 

Kaç yüz bin takipçimiz ve beğenimiz olursa olsun Allah beğenmedikten sonra bu sayının bize hiçbir faydası olmayacaktır. 

Unutmayalım, sosyal medya üzerinde kiminle arkadaşlık kurduğumuz, kimi beğendiğimiz, genelde kimlerden beğeni aldığımız kendi hakkımızda yaptığımız bir anket gibidir. Çünkü Peygamberimiz kişi arkadaşının dini üzerinedir. O halde herkes kiminle arkadaşlık ettiğine dikkat etsin. buyurmuştur. Böylelikle arkadaş listemize bakarak hangi yöne doğru ilerlediğimizi kolayca tespit edebiliriz. 

Beni düşünüp tıklayarak yaptığımız her beğeni onaylamak demektir. Sosyal medyada neyi ve kimi onayladığımız, dikkat etmemiz gereken en önemli husustur. 

Normal hayatta beş kuruş etmeyen insanlar bazen sosyal medyada milyonların sevgilisi olabilir. Bizim derdimiz milyonlarını değil Allah’ın beğenisini kazanmak olmalıdır. 

Eğer sosyal medyadaki davranışlarımız, Allah’tan ziyade şeytanı razı ediyorsa farkında olmadan şeytanın trollüğüne girmişiz demektir.