Modern insanın aklına gelmeyen, gelse bile cevaplamaktan şiddetle kaçındığı sorudur “ben kimim?” sorusu. Zira modern insan başkası hakkında konuşmayı sever. “Ben dışı” konularda neredeyse her şeyi bilmesine rağmen kendisi hakkında bildiği boy, kilo, sevdiği renk, tuttuğu takım seviyesini pek geçmiyor. “Ben kimim?” sorusunun cevabı aslında modern insanın en büyük problemine ve aynı anda problemin çözümüne de işaret ediyor. Kendimiz dışındaki konular hakkında birçok malumatımız varken benliğimiz ile ilgili çok az şey biliyoruz. Aslında kendimizi tanımıyoruz. Modern insanın en büyük problemidir, kendini tanımamak; tabi kendisi bunun farkında bile değildir.

 Kendimizi tanımamızın ilk koşulu kendimizle baş başa kalmaktır. Oysa modern insan yalnız kalsa bile kendisiyle baş başa kalamıyor. Tek başına kaldığı anda kendini bir telefon ekranından yine başkalarının yaptıklarına bakarken veya başkalarının hakkında malumat toplarken bulan modern insandan kendini tanıması adına ne bekleyebiliriz ki!

 Eskiler ne güzel demişler “kendini bil!” ya da “nefisini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez!” diye. İnsana önce kendine bakmasını salık veren yüce anlayış yok artık. Benliği hakkındaki bilgisi sevdiği yemek seviyesini geçmeyen modern insana göre kendisi, yegane ıslah edici; en iyi bilen; mükemmelken buna karşılık diğerleri hep yanlış, eksik. Psikanalitik kurama göre insanlar bastırmaya çalıştığı ya da bastırdığı çirkin düşüncelerini-arzularını farkında olmadan diğer insanlara yansıtarak kendinde değil onlarda o “pis” şeylerin olduğunu iddia eder. Buna projeksiyon/yansıtma mekanizması deniyor.

 Evet, Psikanalizin bu tespiti modern insan için büyük ölçüde doğrudur. İnsanlar içlerinde biriktirdiği kötülüğün farkında değiller. İçlerinde yumru haline gelen tanımlayamadıkları nahoş hislerden kendileri dışındaki insanları sorumlu tutuyorlar. Zira bir defa olsun kendi içine bakmamış, içinde biriken irini fark edip boşaltmamış, kendini bilerek nefsini ıslaha kalkmamıştır. Nitekim bu çok zordur. Sorunları dış sebeplere bağlamak en kolay ve pratik yoldur insan için. Zordur hatanın sorumluluğunu almak ve modern insan çuvallamaktan çok korkar. Nitekim kendisi kusursuzdur. Öyle öğrenmiştir sosyal medyadan.

 “Ben kimim?” sorusuyla yüzleşeceğimiz benlik kavramını kısaca “bizi biz yapan her şey” olarak tanımlayabiliriz. Benliğimiz ile ilgili yeterince bilgi sahibi olmamak doğal olarak kendimizle ilgili çarpık, eksik ve hatta yanlış kanaatlere neden oluyor. Bu kanaatlerin toplamına da benlik algısı diyoruz. Benlik algısı sağlıklı olmayan bireyin hayatında kendisi ve dolayısıyla çevresi için doğru karar almasını beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir. Bu algının sağlıklı olmasının koşulu ise insanın hatasıyla sevabıyla bir insan olarak önce bizzat kendisine dönmesidir. Bu hesaplaşmayı yapan bir insan modern bir koyun olmaktan çıkmış kendini bilerek kendi ıslahına başlamış demektir.

Bizlere modern koyunluk rolü biçen postmodern dünyaya “ben kimim?” sorusuyla onurlu bir duruş sergileyebiliriz. Aksi takdirde önümüze konan her telefon uygulamasını download (indiren) eden, çıkan her bir akıma şuursuzca kapılan, reklamlara göre ne yiyeceğimize karar veren ancak tüm bunlara rağmen bize ezberletilen süslü sloganların büyüsüne kapılarak özgür olduğumuzu sanan modern tutsaklar olmaktan öteye geçemeyeceğiz.