Geçtiğimiz günlerde kardeş ülke Kazakistan’da anayasa referandumu yapıldı ve mevcut anayasanın yaklaşık üçte biri değiştirildi. Bunların arasında toprak mülkiyetinin devlete ait olduğu şeklindeki ifadenin halka aittir olarak değiştirilmesi, zaten fiili olarak uygulanmayan ve idam cezalarını savaş, iç karışıklık vb. durumlarla sınırlayan maddenin hiçbir şekilde uygulanamaz olarak değiştirilmesi, cumhurbaşkanının atadığı senatör sayısının 15’ten 10’a düşürülmesi, bölge ve büyükşehir valilerinin bazı yetkilerinin güçlendirilmesi vb. maddeler bulunuyor.

Referanduma katılımın %68 civarında olduğu açıklandı. Bu oran, yaklaşık 11 milyon seçmenin 8 milyon kadarının seçime katıldığını gösteriyor.

Referandum katılanların yaklaşık dörtte üçünün oyu ile kabul edildi. Değiştirilen maddelerin 1 Ocak 2023’ten sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Elbette, Sovyet sisteminden kurtulan ülkelerde anayasaların ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda, ülkenin ve halkın milli çıkarları da göz önünde bulundurularak değiştirilmesi son derece önemlidir. Çünkü anayasalar temel metinlerdir ve devletin kimliği ve niteliği hakkında bilgi verirler. Bu anlamda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-CömartTokayev’in elinde tuttuğu kimi yetkileri parlamentoya devretmesi ve bunu halk oyuna sunarak gerçekleştirmesi de değerlidir ve takdire şayandır. Bu Sovyet yönetiminden kurtulan ülkeler açısından nadir örneklerden biri de kabul edilmelidir.

Diğer yandan referanduma sunulan anayasa değişikliklerine yakından bakıldığında başka bir amacın daha bulunduğu dikkat çekmektedir. Bu ise anayasa değişikliği yoluyla Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in devam etmekte olan tasfiye sürecinin tamamlanması amacıdır.Ne var ki Türkiye basınında bu konu üzerinde pek durulmadığını görmekteyiz.Aslında bir ajansın geçtiği ve içinde pekçok maddi hatayı barındıran haberin farklı medya organların da aynen yer almasından başka, seçimlere pek bir ilginin de gösterilmediği dikkat çekti. Yani, kardeş coğrafyalar yine ilgi merkezinin dışına çıktı ve neler olmakta olduğuna pek önem verilmez bir tavır sergilendi. Oysa Kazakistan’da yaşananlar bu kardeş ülke için olduğu kadar Türk dünyası için de son derece önemlidir ve dikkatle izlenip, en sağlıklı şekilde kamuoyuna aktarılması gerekir.Kazakistan’da tarihi referandum başlıkları atılırken bu başlığın ne anlama geldiği de gereğince ele alınmalı ve anlatılmalıdır.

Bu anlamda anayasa değişikliklerinden üçü oldukça manidardır. Bunlardan biri yapılan değişiklikleCumhurbaşkanının yakın akrabalarının üst düzey kamu görevlerine ve kamuiştirakli şirketlerin yönetimine getirilmesinin yasaklanmasıdır. Bunun doğrudan Nazarbayev’i hedef aldığı, ona yöneltilen suçlamaları doğrulamaya matuf olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu yolla Nazarbayev, örtülü bir şekilde yakınlarını devlet görevlerine getirmekle ve yolla yolsuzluğa kapı aralamakla itham eden görüşlere anayasal düzeyde sahip çıkılmış olmaktadır.

Bir diğer değişiklik ile de Nursultan Nazarbayev’in büyük önem vererek ihdas ettiği ve ülkenin barış ve iç huzuru için önemli bir kurum olarak gördüğü Halklar Asamblesi’nin gücünün azaltılmasıdır. Bu bağlamda, parlamentonun üst kanadı olan senato üyelerinin sayısının azaltılması ve asamblenin önerdiği üye sayısının düşürülmesi dikkat çekicidir.

Ve söylediklerimizi destekleyen en önemli anayasa değişikliği maddesi ise doğrudan Türk Dünyasının Aksakalı Nazarbayev’i hedef alan maddedir. Buna göre yapılan değişiklikle Nazarbayev’in, anayasal statüsünü düzenleyen madde de lağvedilmiştir. Artık, Kazakistan resmi söyleminde Nazarbayev, “kurucu cumhurbaşkanı” değil, ilk cumhurbaşkanıdır.

Bu ifade değişikliği sıradan bir değişiklik değildir ve Nazarbayev’in tasfiyesinin en son ve en büyük adımıdır. Siz, ülkeyi binbir güçlük içerisinden çıkararak, en çalkantılı dönemde, tüm olumsuz şartlara rağmen ayakta tutmayı başaran, eski Sovyet ülkeleri arasında en önemli siyasi ve ekonomik güce sahip ülkelerinden biri haline getiren bir şahsiyeti “kurucu” olmaktan çıkarıyorsunuz ve sıradan bir cumhurbaşkanı konumuna indiriyorsunuz. Elbette bu son derece önemli bir değişikliktir ve kanaatimce anayasa değişiklik referandumunun en temel hedefi de budur.

Bütün bu gelişmelerden sonra temel beklenti de Ocak olaylarının devam eden mahkemelerinden Nazarbayev’i hedef alacak olan hangi kararların çıkacağı ve bu yolla onu tamamen tarihten silme çabalarının hangi aşamaya vardırılacağıdır.

Görelim bakalım, zaman daha neler gösterecek…

Dileğimiz Kazakistan’ın hür ve bağımsız olarak ebediyen ayakta kalmasıdır…