Bir yürek bir bilek bir sapan ve taşın destanlaştırdığı hikâyelerin merkezi Kudüs. Direnmenin ne olduğu, mücadelenin, yılmamanın diğer adıdır Kudüs.  Tarihi, milattan önce 2000'lere kadar uzanmaktadır. İki kez yok olma kaderini tadan şehir, sayısız işgale ve saldırıya tanıklık etmiştir. Tüm zorluklara rağmen, her sabah mücadele güneşi azimle doğdu.Bir yanı devasa kalabalık bir yanı kimsesiz ve yetim... Kimsesizlerin korosuyla yalnızlık türkülerinin söylendiği medeniyetinin buram buram acı kokan şehri. Onun dik ve onurlu duruşu ümmetin onurlu ve dik duruşudur. Bu duruşlarda ne kadar payımız var? Ümmetin atan kalbi, alınan nefesi, dimdik duran başıdır Kudüs.

   Müslümanların ilk kıblesi, altı asır üç kıtaya adaletle hükmetmiş olan dedem Osmanlının ilk göz ağrısıdır. Bu dönem huzur ve sükûnun merkezi olmuştur. Kanuni zamanında çeşmeler, sular, kapılar, köprü vs. yapılarak hem dünyayı hem gönüllerin imarına öncülük etmiştir. Kutsallığın göz kamaştırdığı, hoşgörünün aynasıydı bir zamanlar. Camiler, sinagoglar, kiliseler bu hoş görünün bir temsiliydi. Bu mistik coğrafyanın, toplumsal çeşitliliğinin nasıl bir ahenkle toprağa sindiğinin göstergesiydi. Vefanı, sadakatin, azmin tam ortasında atan kalptir Kudüs.

   Belki bilinmez yaralarının ne zaman sarılacağı lakin bu sevda meşalesinin ilelebet taşınacağı yiğitlerin varlığı dolaşacaktır her daim topraklarında. Selahaddin duruşları,  davudi bir ruh dolaşacaktır her yerde.  Nice peygamberlerin yolu kesişmiş bu toprakların manevi mezarlarında, sonsuzluk uykularından diri sesleri bize hala ulaşmaktadır. Duyan kulaklara hasret kalmışçasına seslenir asırlardır. Toprağa düşen nice canların hayat bulmuş ruhlarının veda senfonisi değil bu, buluşmanın o en kutlu anında görüşmek üzere demenin yalın hâlidir. Duyan bilir, bilenler anlar halimizden…

Vurulur kalbinden en hassas yanlarım, Kudüs adı geçince

Zamanın prangasını söküp atmaktır her haliyle, sevda denilince

Akın akın bir akış vardır secdelere, aşkın zirvesinde delice

Diriliş muştuları yanar harlı harlı her sene bu vakitlerde

Ölümün buram buram koktuğu, aşkın saflarında yürekler akitlerde

Şimdi yeniden doğacak Selahaddin'ler, Yahya'lar...

Yanan ateşin harı, sönmeye yüz tutan közü, sönen ateşin külü

Yeniden dirilecek her vakit, her vakit yeniden diriltecek

Bir sevda, bin yürek ve bilekle aşkın zirvesine sancağı dikilecek...