NE KADAR FAŞİSTSİN?

Faşizm nedir ile başlayalım. Faşizm bir ideolojidir, en temel savunduğu görüşü ise içinde bulunulan ırkın üstünlüğü ve bunun öteki toplumsal alt gruplara baskı yoluyla kabul ettirilmesidir. Tarihte örnekleri çoktur.

Faşizm içinde saldırganlık barındırır. Negatiftir, ırkçıdır, bağnazdır.  ”Yaşasın faşizm” diye bir slogan hiç duydunuz mu? Duymazsınız çünkü varılmak istenen bir nokta değil aksine aşılması gereken bir problemdir. Tarihinde faşist hikâyeleri olan birçok Batı ülkesi, tarihten ders alalım ve bir daha bu utancı yaşamayalım felsefesini eğitimlerine taşımıştır. Çocuklarına faşist olmasınlar diye  eğitim vermektedir. Dünya bu konuda kendini düzeltmek istiyor, buna kafa yoruyor, bu yönde eğitimler veriyor. Gelelim bizim ülkemize. En güncel konu olan Suriyeli vatandaşlara olan bakış açımıza bir bakalım isterseniz? Herkes gerçekçi olarak düşünsün, biz bu insanlara nasıl bir yaklaşım içindeyiz? Bu insanlar, savaştan kaçıp ülkemize sığınmışlar.  Bu savaş ortamında ülkemizin de dış politikalarını bir düşünelim. Ülkemizin de dâhil olduğu, çok noktası olan bir savaştan bahsediyoruz. Bir savaş yaşanıyor ve sonucunda birçok masum insan ölüyor, bir kısmı da ülkemize sığınıyor. Bu insanlara Avrupa yardımda bulunuyor ve bizim himayemizde olmak üzere ülkemizde yaşamalarına karar veriliyor. Bu kararın devamı nasıl getirilir, nasıl istihdam edilirler konusu ayrı bir konu ama şu an buradalar ve konu biziz.

Bu insanları sahillerden kovuyoruz, denizleri yasaklıyoruz. Toplumda saygınlığı olan çok üst düzey kişiler dahi bu konuda kampanyalar başlatıyor sosyal medyada. Nereye gitsinler bu insanlar? Gerçekten akılcı, eğitimli, entelektüel bir toplum olsak bu insanlar bizim toplumumuzda eğitilebilirlerdi. Ancak bunun için bizlerin de yeterli birikime sahip olması gerekir. Plajlara gelen bu insanlara, plaj kıyafeti uygulaması anlatılamaz mıydı? Ya da yere çöp atana ki buna herkes dâhil olmalı, bunun cezasını bildiren memurlar olamaz mıydı? Yavaş yavaş herkes öğrenirdi, mutlaka bir düzelme olurdu. Biz ne yaptık peki? Gemlik Sahili’ni Suriyeliye yasakladık. Bu yasağı gören bu insanlarda nasıl bir duygu yarattık? Oluşan bu gerginlik, toplumda nasıl tezahür eder? Bir sonraki adımı herhalde hepimiz biraz düşünüyoruzdur. Bir öfke ve nefret oluşur, duygudaşlık yapalım.  Suriyeli insanlara olan yaklaşımımız, insanlığımızın turnusolüdür. Bu kadar net aslında.

Bir şeyi savunurken, bir eyleme geçerken, lütfen bir düşünelim, gerçekten düşünelim ancak ön yargılarımızla değil aklımızla ve kalbimizle düşünelim. Dogmatik ezberlerimizi lütfen bir kenara bırakalım.  İnanç sisteminden gelen kabullenişlerle bir fikri savunurken, bir an için dönün kendinize bakın. Hemen fark edeceksiniz ki beyniniz hiç devrede değil o an. Aklın ve vicdanın içinde olmadığı bir eylemin doğru bir noktaya varması mümkün değildir. Kimse düşünmüyorsa siz düşünün, kimse dile getirmiyorsa siz dile getirin.  Zaten çoğunluk yıllarca ezberlediklerini tekrar ediyor.  Bir insan önünü ardını düşünmeden bir yasak koydu ve birçok insan peşinden gitti? Siz yapmayın.

Hayatın her alanında ırkçı, milliyetçi söylemlerin bize bir katkısı olmaz, gelişmiş bir birey zaten ırkçı olmaz. Öyle görünüyor ki herkes az ya da çok bir nebze faşist. Ama bu durumu törpülemek, insan kalabilmek, kalıpların dışında düşünmek aslında herkes için mümkün. Bırakalım 100 yıllık sloganları, ezberleri, onlar o yıllar için geçerliydi. Biz bugün ne düşünüyoruz, bu zaman bize ne getirdi onları irdeleyelim.

YORUM EKLE

banner308