NORMALLEŞME REHAVETI

Rehavetin sözlük karşılığına baktığımızda, vücutta görülen tembellik, gevşeklik tanımı çıkar karşımıza...
Rehavete kapılmak ise, iş disiplininden kopmak, kontrolü kaybetmektir.

    Bu olumsuz psikolojik duruma kapılmaktan dolayı bir çok savaşlar, sportif müsabakalar, imtihanlar, hatta ve hatta hayatlar bile kaybedilmiştir.

     Bir rehavetle hazin bir şekilde sonuçlanan İslam tarihinin hüzünlü bir savaşı olan Uhud Savaşını hepimiz tarih kitaplarında okuduk.


     Bedir zaferinden sonra islamiyetin yayılması açısından çok büyük anlam arzeden bu savaşta, Peygamberimiz (sav) okçular tepesine yerleştirdiği okçulara kesinlikle oradan ayrılmamalarını emretmişti. Her şey tam da müslümanlar lehine ilerlerken ve savaş tam kazanıldı denilirken, oradan ayrılan okçular savaşın seyrini değiştirmişti. İşte düşülen bu rehavet, bu büyük hata, İslâm ordularının çok büyük hasar almasına yol açmıştı.

    Bunun yanısıra kimi spor müsabakalarında, büyük bir üstünlük ele geçiren takımlar "kazandık" havasına girip te kendilerini bıraktıklarında, mağlubiyete ne şekilde uğradıklarına hepimiz bir çok kez şahit olmuşuzdur.

    Hayatımızda bir çok alanda, trafikte, okulda, hastanede, iş alanında kendi kendimizi kandırdığımız bu psikolojik aldanış, her alanda zarara uğramamıza sebebiyet vermiştir.

    2020 yılının başından itibaren tüm dünyaya kabus gibi çöken Koronavirüs Covid-19 salgınının önüne geçmek için bir dizi önlemler alındı ve çeşitli aşı çalışmaları da şu an deneme aşamasında sürüyor.

    Henüz ne zaman ve nasıl önüne geçileceği belirlenemediğinden ve kesin bir ilâcı da bulunamadığından sıkı tedbirlerle hayatımızın idamesi için normalleşme sürecine girilmesi gerekiyordu.

    Öyle de oldu ve iyileşen sayısı, hasta sayısını geçince 1Haziran 2020 itibariyle kamu ve özel alanlar olmak üzere birçok yerde normalleşme adımları atıldı. Fakat bu esnada sağlık bakanımız Fahrettin KOCA ne demişti; "Bu normalleşmeyi asla herşey bitmiş zannetmeyin. Eğer tedbiri elden bırakırsanız başladığımız noktaya geri döneriz."

    Düğünler, asker uğurlamaları, piknikler, çarşı, pazar, market demeyip gezenler, sıkıldım diyerek şehir turuna çıkanlar....
Maske ve sosyal mesafeyi hiçe sayanlar...

    İşte her şey bitmiş gibi rehavete kapılan sorumsuz insan topluluğu bütün emekleri boşa çıkardı. Bir çok insanın hayatına mâl oldu.

   Her geçen gün bir yakınımızı, sıkça  gördüğümüz bir simâyı kaybediyor ve bunun acısı daha yüreğimizdeyken ders de çıkarmıyoruz.


    Günlerce ufacık çocuğunu evine bırakıp hastanelerde bekleyen sağlıkçıların uğraşlarını, annesine, babasına kavuşmayı bekleyen çocukların, iyileşmeyi bekleyen hastaların tüm umutları boşa gitti.

    Pandeminin ilk günlerinde vaka sayısı çok az iken tedbiri elden bırakmayan Kırıkkale'de, geçen hafta 1 günde bile 100'den fazla vaka verilmesine rağmen bu derece tedbirsiz davranışlar anlaşılır gibi değil...

    Emniyet birimleri devamlı ikaz ve ceza uygulamalarıyla önüne geçmeye çalışıyorlar ama herkesin başında da 1 polis bekleyemez ki!..
Insanlarımız da biraz sorumluluk sahibi olmalı.

    İşyerlerinde verilen maskeleri "nasıl olsa kimse görmüyor" diyerek koluna takarak aksesuar yapmak, parkta gördüğü arkadaşıyla sosyal mesafeyi hiçe sayarak yan yana oturup maskesiz sohbet etmek, esasında ne kadar bencil bir toplum olduğumuzu gösteriyor açıkçası.

    Topumun bilinçsiz bu davranışları yüzünden artan vakalardan dolayı sağlık ve içişleri bakanlığı acilen yeni kısıtlamalar getirmeli.
 

    Evvelâ düğünler, asker uğurlamaları, şehirlerarası seyehatler yeniden yasaklanıp durdurulmalı.
İşyerlerinde özel görevli memurlarla maske kontrolleri yapılmalı.
Aksi taktirde toplumun sorumsuzluğu ve içine büründüğü rehavet ortamı ikinci, hatta üçüncü dalgaya davetiye çıkararak bir çok insanın hayatına mâl olacak.

Sağlık ve esenlikler diliyorum.

YORUM EKLE

banner320

banner319