Çift Sarılı Yumurta

Geçen hafta (30.04.2022) hanımla semt pazarına gittik. Bu arada pazara gitmeyi sevdiğimi söyleyeyim. Pazar milletinin bağrış çağrışı hoşuma gider. Tazesinden bol meyve ve sebze seçme fırsatı da bulunur. Bugün çift sarılı yumurta almak istedik. Tanesi 2.25 lira imiş. 15 tane sar dedik. Satıcıya, “Buna bizim orada iki horlu yumurta derler.” dedim. İlgilendi. “Öğrenmiş oldum.” dedi.

Her tavuk çift horlu yumurta edemez, bu başkadır.

Pazar dönüşü eve gelip de Onay Şahin’i dinlerken “çift sarılı yumurta” bir kere daha karşıma çıkmasın mı? Karadenizin sevilen sesi, “Ben Babamın Oğluyum” adlı şarkısında sevdalısına “Hovardasın hovarda / Hem ordasın hem burda / Kenduni sanıyısın / Çift sarili yumurta!” diyor. Çift sarılı yumurta yani az bulunur, nadirattan!

Sanki uzaktan bir yerden Şevki Beyin şarkısı kulaklarıma erişmektedir: “İnsafa gel ey şiveger / Bir gün olur çağın geçer!”

Tab‘iyye Kelimesi

Elimdeki anasını yitirmiş bir kuzu gibi “ekdi” kalan bir kağıt parçasının bir yüzünde Türkçe ve Fransızca ‘Mecmua-i Ebuzziya’nın künyesi var. Şöyle okunuyor:“Mecmua-i Ebuzziya. Tesisi 1297 [1880]. Her mâh-ı arabî ibtidasiyle on beşinde neşr olunur risale-i nim-mahiyedir (on beş günlüktür). Bedel-i iştirak: Dersaadet için senevîsi 50 kuruş, altı aylığı 25 kuruş.”

“Taşralar için senevîsi 84 kuruş, altı aylığı 42 kuruş. Aboneler cild ibtidalarından itibar olunur ve her on iki nüsha bir cild teşkil eder. Taşralardan posta pulu veya poliçe dahi kabul olunur. Haricden gönderilecek âsâr kabul ve derc edilmez. Gerek makalât-ı mündericenin ve gerek tesâvirlerin resâil-i mevkûteye nakli sâhib-i mecmuanın ruhsatına mevkûfdur.”

Bu künyeyi bugünkü dergilerinkiyle karşılaştırıp kalanları, gidenleri belirleyebilirsiniz. O devirde Mecmua-i Nâci, Mecmua-i Kemâl gibi tek kişilik başka dergiler de vardır. Birincisi Muallim Nâci’nin, ikincisi Ali Kemal’indir.

Kâğıdın arkasına ise Matbaa-i Ebuzziyanın bir “reklam” metni konulmuş:

“* Matbaa-i Ebûzziyâ. Nefâset-i temsîl. İntizâm-ı edevât. Tenevvü-i müzeyyenât ve letâfet-i tıbâata âid bir çok husûsât itibârile metâbi-i Osmâniyenin umûmuna ilân-ı rüchân eder.

* Sâir matbaalarla yüzde yüz nisbetinde olan fark-ı nefâsetile beraber, ücret-i tab‘iyyesi sâir matbaaların ücret-i tab‘iyyesinden fakat yüzde 40 ziyâdedir.

* Türkçeden başka, Alman, İngiliz, İtalyan, İslav, Fransız lisânlarına mahsûs hurûf-ı mütenevvia ve müzeyyene dahi mevcûd olarak her nevi âsâr ve evrâk tab eder.”

Buradan, döneminde,Matbaa-i Ebuzziyanın öbür matbaalara göre çok daha “modern” olduğu anlaşılıyor, tabii fiyatı da ona göre yüzde kırk daha yüksek olacaktır. Benim bu bilgileri buraya alışımın nedeni, bunları vurgulamak değil “ücret-i tab‘iyye” ifadesine takılmamdır. Bugün buna “basım ücreti” diyoruz. “Tab‘iyye” kelimesinin bu manası el altındaki sözlüklerimizde yer almamış. MEB’in ‘Örnekleriyle Türkçe Sözlüğü’nde “1. Tabiat bilgisi 2. Natüralizm, tabiatı olduğu gibi tasvir etme, anlatma” manalarıyla “tabiiyye” var.

11 Rebiülâhîr 1302 ve 16 Kânûnisânî 1300 [28 Ocak 1885] tarihli Matbaalar Nizamnamesinin 14. maddesinde de “tab‘iyye” basım anlamındadır:“Her nevʻi hurûf dökenler ve hurûf formaları ve âlât-ı tabʻiyyeiʻmâl ve fürûhtunu sanʻat ittihâz edenler isim ve şöhret ve tebaʻiyyetlerini vedükkan ve mağazalarının bulunduğu mahalli ve numarasını ve sokağınımübeyyin bir kıtʻa beyânnâme iʻtâsıyla Der-Saʻâdetde Şehremânetindenve taşralarda devâir-i belediyyeden ruhsat tezkiresi alacaklardır.Ruhsattezkiresini hâmil olmayanlardan ve dükkân ve mağazalarını tebdîl edipdemerciʻine maʻlûmât vermeyenlerden bir altından beş altına kadar cezâ-yınakdî alınır.”