ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELEDE UÇAKLARIN KULANILMASI

ORMAN YANGINLARI İLE MÜCADELEDE UÇAKLARIN KULANILMASI

Yazın gelmesiyle birlikte, acaba bu yıl ne kadar bir ormanlık alanımız yanacaktır diye bir korku yaşanmaktadır. Başta, Akdeniz ve Ege sahillerinden İstanbul’a kadar uzanan ve ülke ormanlarımızın yarısına karşılık gelen 12 milyon Hektar büyüklüğündeki kıyı bandı bu korku ve tehlike alanı içindedir. Oksijen Fabrikası, Doğal hava filtresi, İklim düzenleyicisi, Erozyonun freni estetik özellikleriyle ruhsal sığınak olarak nitelendirdiğimiz bu ormanlarımız, yine insan eliyle her yıl binlerce hektarı yanmakta veya yakılmaktadır.

 Ülkemizin en güzel turizm ve sahil kesimlerinde çıkan bu orman yangınları karşısında üzüntümüzü ifade eden hepimizce malum, o meşhur bilindik ifadeler sıklıkla söylenir. “Ciğerlerimiz yanıyor” cümlesinde kendisini gösteren bu ifadeye, hemen hemen tüm gazete, radyo ve televizyon haberlerinde sıklıkla rastlanır.

Ama bir sonraki yılda bu manzaradan bir ders alınmadan, yine umursamaz bir şekilde aynı şekilde üzüntümüzü ifade etmekle yetinir, bilindik birkaç sözle durumu geçiştirmeye bakarız. Oysa halkımız, haklı olarak, orman yangınlarıyla daha etkili mücadele yapılmasını, çıkan yangınların en az hasarla söndürülmesini istiyor. Peki, bu işi nasıl yapabiliriz veya yapmalıyız? İşte bu soruya net bir cevap verebiliyorsak, bizim orman yangınlarına mücadelede net bir duruşumuz da var demektir.

Orman yangınlarıyla bilinçli bir mücadele yapmamız için, her şeyden önce, orman yangınını iyi bilmemiz gerekiyor. Çünkü Orman yangını serbestçe yayılabilen, yaşama birliği içindeki bitki ve hayvan topluluklarını kısmen veya tamamen yakarak yok eden bir yangındır. Bu yangınların % 99’u; ülkemiz insanlarınca, ya dikkatsizlik ve ihmal sonucu veya kasten çıkarılmaktadır. Orman yangınlarından, sadece % 1’i yıldırım gibi doğal afetlerden çıkmaktadır. Bu istatistik verilere bakılırsa orman yangınlarına mücadelede toplumun bilinçlendirilmesinin ne derecede önemli olduğu çok açık bir şekilde görülür.

Peki, orman yangını felaketiyle nasıl savaşacağız? Öncelikle, şunu unutmamamız gerekiyor. Yangınla mücadelede "kaybedilen zaman" daha fazla risk, daha fazla maliyet getiriyor. Yangına erken müdahale, alevlerinin büyümesini önler. Yangınlara yalnız yaz ayları için değil, her zaman hazır olmalıyız.

Yangına müdahalede yerden ve havadan müdahale birbirini tamamlayan iki unsurdur. Bunları birbirinden ayrı düşünemeyiz. Her ikisinde de önceden oluşturulacak teşkilatlarla ve onlara yardımcı olacak; araç, malzeme ve ekipmanlarının da son derece profesyonel bir düşünce ile son teknolojiye göre donatılmalıdır.

 Özellikle yerden müdahale ekiplerini oluşturanlar, birer komando askeri gibi fiziki yeterliliğe ve eğitime sahip olmak zorundadır. Yangının söndürülmesini yönetenler tecrübeli, bilgili ve hepsinden önemlisi bu işi hevesle yapanlar arasından seçilmelidir

Her orman yangınında artık önce havadan söndürme akla geliyor. Çünkü helikopterler ve uçaklar, havadan müdahalenin iki önemli aracı olarak değerlendiriliyor. Örneğin, helikopter istediğiniz noktaya personel indirir, imkân ölçüsünde suyla müdahale yapar. Uçaklar ise havadan müdahalede özel tasarlandıkları için daha çok alanda kullanılabilir ve daha etkili olabilirler. 

Bu maksatla kullanılan uçaklar içinde en çok tercih edilenleri, Kanada yapımı CL - 415 Amfibik tiplerdir. Amfibik uçaklar sadece orman yangınlarıyla mücadele için özel olarak tasarlanır ve donatılırlar. Deniz, baraj ve göl gibi büyük su kaynaklarından 12 saniyede 6,5 ton suyu sürtünme sırasında gövdesine alan bu uçaklar, topladıkları suyu yangına 10-30 m. yüksekten en iyi performansla atarlar.

Görüldüğü üzere, orman yangınlarında müdahalenin şekli değişmiyor. Bütün dünyada geçerli olan bu müdahale sistemlerine önceden hazırlık yaparsanız, bir yangın esnasında yangını büyümeden, hızlı bir şekilde söndürebilirsiniz. Eğer ki yeterli hazırlığınız yoksa var olan imkânları da yeterince koordineli bir şekilde kullanamıyorsanız, o güzelim ormanlarınız gözlerinizin önünde yanar, siz de üzüntü ile seyredersiniz. Peki, bunun sorulusu veya sorumluları ne olacak? Makamı ve mevkisi ne olursa olsun bir ceza görmeyecek mi? Bizler duyarlı olduğumuz müddetçe görürler.

Evet, son bir ayda Türkiye 20 Temmuz-20 Ağustos arasında yoğun bir şekilde orman yangınları ile karşılaştı. Bu süre içinde Türkiye’nin 503 noktasında Orman yangını yaşandı.1344 hektarlık bir orman alanı yandı. Bu oran 2019 Ocak ayı başından hesaplanırsa durum daha da vahim bir vaziyet alıyor. Tam 1345 yerde yaşanan orman yangını sonucunda,2987 hektar ormanlık alan yandı.

Özellikle, Muğla Milas ve Bodrum ilçeleri ile İzmir’in Karabağlar ve Urla ilçelerindeki orman yangınları uzun süre söndürülemedi, büyük endişe ve tartışmalara neden oldu. Peki, bu endişe ve tartışmaların sebebi neydi? Hafızalarımızı yokladığımızda, bana göre son derece bilinçsiz ve siyasî maksatlı, partizanca sergilenen tutum ve davranışlardı. Bir tarafta bu kadar büyük orman alanları, sebepsiz yere yanarken, bizler sorumluluk makamındaki kişileri daha somut ve akıllı kararlar alarak, ülkenin bütün imkânlarını seferber etmesini beklerdik.

Bakan seviyesinde yapılan tam bir fiyasko niteliğindeki açıklamalar hepimizi üzmüştür. Çünkü Türk Hava Kurumu uçakları, yıllardır orman yangınlarında etkin bir şekilde kullanılmış ve büyük başarılar da elde etmiştir. Bünyesinde üniversitesi bile bulunan bu güzide kurumu yok saymak, verdiği sertifikalara güvenmemek ve yangınla mücadelede devre dışı bırakmak pek de masum bir davranış şekli olarak görülmemektedir. Hele hele akıllı ve tecrübeli bir siyasetçinin hiç yapacağı bir iş değildir. Ülkesini seven herkes gibi ben de sayın bakanımızın yapmış olduğu bu talihsiz açıklamaları kınıyorum. Bu yapmış olduğu açıklamaları düzeltmeye davet ediyorum.

Yıllar öncesinde, Çankırı Astsubay Hazırlama Okul Komutanlığı’nda üsteğmen rütbesinde, öğrencilerimle birlikte, Türk Hava Kurumu’nun paraşüt eğitimlerine katılmış ve sıkı eğitiminden geçmiş, daha sonraki yıllarda da birçok hizmetinden kurumsal manada ücretsiz olarak hizmet almış birisi olarak, sayın bakanımızın bu şüpheci yaklaşımını hiç beğenmedim.

Bir kurumda yanlışlar olabilir ama bu durum, tüm kurumu ve kurumsal kimliğini zedeleyici, küçümseyici açıklamalar yapma hakkını kimseye veremez. Böyle bir durumda yapılacak tek bir şey vardır o da özür dilemektir. Çünkü bu uçaklar hala kullanılabilir ve pilotları da başarılı insanlardır. Komşu ülkemizde çıkan yangında gösterdikleri başarılar da çok uzak bir tarihli değildir. 

Ben bu vesile ile tüm siyasetçilerimizi özellikle birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımızın olduğu bu dönemde; kullandıkları dil ve üslupta yapıcı olmaya, kırıcı ve ötekileştirici olmaktan uzak durmaya davet ediyorum. Bu ülke bizim, bulunduğunuz her makam da size milletin emanetidir. Lütfen o emanete; ülke sevgisi, millet sevdası, hizmet aşkı ile sımsıkı sarılın. Bir açıklama yapmadan önce, yeterli fikir sahibi ve bilgi sahibi olun. Yoksa bu millet sizi affetmez. Hiçbir şeyden anlamayan, boş konuşan, gereksiz biri olarak görür.  Bunun siyasî tarihimizde pek çok örneği mevcuttur.

Bir daha güzelim cennet ormanlarımızın yanmaması ve bir daha “ciğerlerimiz yanıyor” sözlerini işitmemek temennisiyle; ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü için canlarını seve seve veren tüm aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor, başta tüm milletimiz olmak üzere, yüce ordumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramını kutluyorum. Daha nice başarılı zaferler diliyorum.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hatice Demirbaş
Hatice Demirbaş - 4 ay Önce

Bu yazı daha geniş kesimlere duyurulmalı

Osman Akbulut
Osman Akbulut - 4 ay Önce

Kardeşim Ben biyolog olarak orman yangınlarının sadece selüloz kaybı olmadığını ,besin zincirini oluşturan ekosistemlerin yok edildiği , insanlığın korkulu rüyası olan açlık ve çevre kirliliğine sebeb olduğu insanlığın şuursuzca yaptığı bu hainliğin cezaları idama kadar caydırıcı olmalı Canlılık böyle bilinçli bir işkence görmemiştir Allah razı olsun

banner308