Orta Asya’nın kalbi Türk devletleri ile atıyor. Orta Asya’ da huzur demek Türkiye’ de ve Türk Dünyasında huzur demektir.

Orta Asya’ da ki Türk devletlerinin, dost ve akraba topluluklarının sorunları Türkiye’nin derdidir. İbn-i Haldun’un da belirttiği üzere ‘‘coğrafya kaderdir’’.

Bizim için coğrafya hem Orta Asya’dır hem Avrupa ve Balkanlar’dır hem Ortadoğu’dur hem Afrika’dır hem de Anadolu’ dur.

Çünkü biz dünyada emsalsiz bir konumda olan dünyanın kalbi olarak adlandırılan güzide bir coğrafyada yaşamaktayız. 

Biz eller ile bacakların birleştiği, kalbi, ciğeri, mideyi ve sindirim sistemini haznesinde saklayan gövde misali bir jeo-stratejik konuma sahibiz.

 21. yüz yılda Adem’i Alem gibi gören bir medeniyetin emanetçisi olarak Alemin nizam içerisinde olması adına Adem’i örnek alacak bir yönetim stratejisi ile yol almalıyız.

Bu yüzden elleri, kolları, ayakları, bacakları ve tüm organları içinde hazneden gövdeye baş olmak adına kurulan Türk Devletleri Teşkilatı’nın stratejik zekâ, analitik düşünce, fikir bütünlüğü, ilkeler ekseninde uzlaşı, misyon dağılımı, vizyon kararlılığı hassas bir şekilde sağlanmalıdır.

Bu kararlılığı doğru bir şekilde inşa etmek adına sorunların sıfır noktasına sirayet ederek yol almalıyız.

Bu hususta zorunlu göçe neden olan konuları hassas bir şekilde tespit etmeliyiz. Çünkü zorunlu göçün nedenleri aslında coğrafyanın kaderini etkileyen, toplum ve medeniyetlerin eksenini sarsan ve kaosa vesile olan olumsuz süreçlerin merkezidir.

Bu yüzden zorunlu göçün zorunlu hale gelmesi diplomasi bütünlüğü ile ele alınarak çözülüp yerine coğrafyaya refah sunacak güven ve istikrarın tohumları ekilmelidir. İşte bu güzide misyon ve insani mücadele Türkiye öncülüğünde Türk Devletleri Teşkilatı’na yakışır.