ÖZGÜR İRADE

Özgür iradeye sahip olduğumuz inancı, temelini belirli insan özgürlüğü deneyimlerinden alır. Bir şeyi yapmaya karar verip sonra bunu yaptığımızı deneyimleriz. Kararlarımızın ve eylemlerimizin nedenlerini bu kararların ve eylemlerin sebepleri biçiminde deneyimlemek bilinçli deneyimlerimizin bir parçasıdır ama bu sebepleri gerçek karar ve eylemleri zorlamaya yeterli olmayacak şekilde deneyimleriz. Karar verme ve eylemde bulunma durumunda, fenomenin karar veya eylem için sebepler biçimindeki nedenleriyle kararın ya da eylemin gerçekleşmesi arasında bir boşluk vardır ama algıda böyle bir boşluk yoktur. İşte bu yüzden iradenin özgürlüğü ile ilgili bir sorun varken algının özgürlüğü diye bir şey yoktur.

İnsanlar özgür olarak davrandıklarını düşünürken aslında bir belirlenmişlik mi mevcuttur? Bunların en etkileyici olanı hipnoz durumlarıdır. Hipnoz edilmiş bir bireye bir kelime söylendiğinde ‘pencereyi açabilir miyim burası çok havasız’ demesi ve pencereyi açması özgür iradeyle olmuştur. Ancak bilinçaltında yatan birçok sebep olabilir. Belki de bu insanın yaşamış olduğu eski tecrübelerinden kaynaklanan ve buna bağlı sergilediği eylemleri olabilir. Almanya deyince aklına “Nazi Kampları” veya “Berlin Duvarı” gibi sosyolojik yıkımlar geliyorsa bu kişi kendi özgür iradesiyle mi hareket eder?

Peki ya Nörobiyolojik Determinizm doğru mudur?Psikolojik olarak özgür iradeye sahip olabiliriz. Ancak insanın altta yatan nörobiyoloji de psikolojiyi etkileyecektir. Kendi eylemlerimizi belirleyen nedenler olabilirler. Searle’un tanımladığı şekilde psikolojik determinizim doğru olabilir. Psikolojik durumlarımız, inançlarımız, isteklerimiz, umutlarımız, korkularımız vb. her durumda devamındaki eylemi belirlemede yeterli değildir. Psikolojik düzeyde özgür eylemler gerçekten vardır ve ancak her psikolojik eylem özgür değildir.

Yine psikolojik olarak her değişim beyin etkinliğinde bir değişimi gösterir. Bilinç dediğimiz şey beynin yüksek düzey sistem özellikleridir ve psikolojik ve nörobiyolojik olarak ikiye ayrılırlar. Psikoloji nörobiyolojinin yüksek düzeydeki hâlidir.

İndeterminizm ve Kuantum Beyin: Bilincin kararlarımızı ve özgür eylemlerimizi belirleme de nedensel rolün deterministik olmadığını düşünmek gerekir. Herhangi bir anda bilinci yaratılması yeterli koşullarla mümkündür, nörobiyolojik sürecin her aşaması bir sonraki aşamasını belirleme de yeterli değildir. Doğanın deterministik olmayan bir bileşene sahip olduğunu bildiğimiz tek parçası, Kuantum mekanikle ilgili parçasıdır. Kuantum düzeyde yapılan kestirimler istatikseldir, rastgele bir öge barındırırlar. Özgür irade ile rastgelelik aynı şey değildir. Kuantum mekaniği bize rastgelelik verebilir ama özgürlük veremez. Makro düzeydeki bilinçli fenomenlere neden olan mikro süreçlerin rastgeleliği, bilinçli fenomenlerin de rastgele olduğunu göstermez. Doğa da doğada determinist olmayan şey kuantum düzeyidir. Bilincin de determinist olmadığını, bilincin açıklanmasın da kuantum mekaniksel bir bileşen olduğunu varsaymalıyız.