Okul ortamlarında sıklıkla öğrenciler arasında yaşanan tartışma ve kavgalara bir çoğumuz şahit olmuşuzdur. Hem kendi okul yaşlarımızda hem de yetiştirdiğimiz çocuklarımızda bu tür çatışmalar normal karşılanır. Genellikle bu kavgalar o anki duruma özgü gelişir ve bir şekilde uzlaşma sağlanır. Ancak bu durumun dışında kalan ve uzun vadede yıkıcı etkilere sahip bir başka durum var ki asıl üzerinde önemle durulması gereken de bir konudur. Norveç'li bir araştırmacı olan Olweus'un 1970'lerde ''Peer Bullying'' adını verdiği bizdeki karşılığı ''Akran Zorbalığı'' olarak bilinmektedir. Olweus ''bir veya birden fazla öğrencinin bir başka öğrenci veya öğrencileri tekrarlayan bir biçimde birden çok kez olumsuz etkilere maruz bırakması'' olarak tanımlıyor. Sözel olabileceği gibi fiziksel de yöntemler kullanılıyor. Akran Zorbalığı olarak ifade edilen bu durumda taraflar arasında ''eşit olmayan güç ilişkisi'' yani güçlü olanın güçsüze uyguladığı, ''sürekli, sistematik'' ve ''kasıtlı'' biçimde sürdürülüyor olması söz konusudur.             

            Özellikle sözlü olarak uygulanan bazı Akran Zorbalıkları şu şekilde söylenebilir.

            - küfür etme, - aptal, salak, gezi zekalı gibi ifadeler kullanma, - hoşa gitmeyen lakap veya isim takma, - dış görünüşle alay etme, - oyunlara almama, - konuşmama, sorulara cevap vermeme, - izinsiz görüntü alma, resim çekme, - çekilen resimleri izinsiz farklı platformlarda paylaşma veya paylaşma yönünde tehdit etme, aşağılama

            Zorbalığa maruz kalan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik ve sosyal etkilere bakıldığında ise;

            Zorbalığı yaşayan kurbanlarda - kaygı, - iç öfke, - çaresizlik, - yalnızlık, - değersizlik gibi olumsuz duygular taşıdıkları saptanmıştır. Bu duygular beraberinde - depresyon ve anksiyete, - düşük benlik algısı, - okula gitmek istememe, - akademik başarıda sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır.

            Zorbalığı uygulayanlarda ise;

            -okuldan kaçma, - kuralları ihlal etme, - diğerlerine saldırgan davranışlar ve öfke gösterdiği, bununla beraber zorbalığı uygulayan gençlerin yetişkinlik dönemlerinde suç ve şiddete karışma, iş ve aile yaşamlarında başarısızlık ve madde kullanımı gibi önemli sorunlara daha fazla eğilimli olabilecek riskler taşıdıkları öngörülmektedir.

            Ülkemizde ve dünyada Akran Zorbalığı konusunda tam olarak yeterli olmasa da bazı araştırmalar yapılmaktadır. Örneğin, İngiltere'de yapılan yaşları 11 ile 16 arasında olan 4.700 çocuğun neredeyse % 75'inin zorbalığa uğradığı tespit edilmiştir. Gerçekten oldukça yüksek bir oran. ABD'de ise yine 11 ile 16 yaş aralığındaki çocukların % 29,9'u zorbalık kurbanı. Daha kapsamlı bir araştırma yapılsa muhtemelen daha da fazla çıkacaktır diye düşünüyorum.

            Ülkemizde ise; en son yapılan lise gençleri arasındaki bir araştırmada öğrencilerin     % 33'ü sözel, % 35,5'i fiziksel, % 28,3'ü duygusal ve % 15,8'i cinsel içerikli akran zorbalığına maruz kaldığı sonucunu veriyor. Ortaokul yaşlarındaki çocuklarda yapılan bir araştırmaya göre ise; 1740 öğrenci arasında yapılan bu çalışmada % 34,9 öğrencinin zorbalık kurbanı olduğu saptanmış. Yine dediğim gibi daha büyük ve ülke çapında kapsamlı bir araştırma yapılsa sanırım bu oranlar oldukça yukarı çıkacaktır. Şaşırtıcı ve bir o kadar gerçek.

            Akran zorbalığı hem maruz kalan, hem uygulayan hem de izleyici olanlar için oldukça ciddi psikolojik ve sosyal etkiler bırakıyor hem de uzun vadede. Sonuçları tüm toplum adına ağır yaralar ve izler bırakıyor. Bu nedenle hem ailelerin hem öğretmenlerin hem okul içerisindeki yönetici ve sorumlu kişilerin koordineli bir şekilde önleyici çalışmalar yapması gerekmektedir. Zorbalık karşısında sessiz kalmak, tepki vermemek de zorbalığı uygulayan açısından bunun desteklendiği yönünde algılanabilir. Çocukların ve gençlerin okul ortamında kendilerini güvende hissetmeleri için sorumlu yetişkinlerin onları dinleyeceğini ve anlayacağını bilmeleri ve zorbalığa toleranslı davranılmayacağını görmeleri gerekmektedir.  

            Sonuç olarak Akran Zorbalığı tüm dünyada oldukça fazla rastlanan büyük bir sorundur. Ülkemizde de genç nüfusumuzun oldukça yoğun olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de Akran Zorbalığı konusunda ülkemizin büyük risk altında olduğunu anlamamız gerekir. Hem gençlerin sağlıklı gelişimi hem de uzun vadede toplum açısından yetişkin olduklarında sağlıklı bireyler olabilmeleri adına önleyici çözümler ortaya çıkarabilmek için acilen adım atılması gerekmektedir. Şiddetsiz bir gelecek ve toplum için zorbalığı bugünden önlememiz elzemdir.  Sevgilerimle...