05.12.2021, 15:40

Renklerin İç Acıtan Tonları

Yazar Gazetesinin saygıdeğer okurları, bu haftaki yazımda gazetemizin yayın koordinatörü ve aynı zamanda araştırmacı köşe yazarlarından değerli kardeşim Hasan KARA’nın son kitabı olan romanından bahsedeceğim.

35 yıla yakın süredir kendisini yakınen tanıdığım ve editörlük konusunda da -diğer kitaplarında olduğu gibi- yardımcı olduğum için biliyorum, kendisinin dördüncü kitabı olan bu romanını yaklaşık 10 yıldır kafasında kurgulayıp 3 yıl gibi bir zaman zarfında kaleme aldı. Yani bu eser titiz ve meşakkatli yolculuğun sonunda ortaya çıkmış bir çalışmadır.

Otobiyografik bir çalışma, dolayısıyla gerçek hayattan alınan ve birinci ağızdan anlatılan bu eser, okuyucularına gözyaşlarına boğacak kadar dramatik bir aşk romanıdır. Yazarın Türkçeye olan hakimiyeti, eserin okuyucu sıkmadan okunmasına yardımcı olmuştur. Bölüm sonlarındaki bitişler, bir sonraki bölümü merak edilir hale getirmiştir. Hem Kütüphaneci ve hem de araştırmacı olan yazar tarafından derlenen ve birçok okurun ilk kez duyacağı nitelikteki hayli ilginç ve iddalı bilgiler ile yazara ait özdeyişler, yazarın ayrı uğraşısı müzik alanından örneklerbölüm aralarına büyük bir ustalıkla yerleştirilerek kitabı ayrı platformlara da oturtmuştur.

Kitabın ilk bölümünden birkaç paragrafı, sayın okurların yazarın anlatım tarzı hakkında bilgi edinmesine yardımcı olabilmeleri açısından aşağıda veriyorum.

                Sayın okuyuculara şimdiden iyi okumalar dileklerimle, Hasan KARA kardeşime yazarlık hayatında başarılar temenni ediyorum.

Birinci Bölümden Paragraflar

‘’Yüreğinin karanlık dehlizlerine hapsedip prangaya vursan da, sahibi gelince kurtulur oradan!’’ diye düşünüyordum, bin bir türlü tarifi yapılan ya da yapılamayan aşk için.

‘’Bıkmadın mı benden?!’’ deyiverdi, gözlerinin masmavi derinliğinde kaybolup, bedenlerimiz tek vücut olmuş ve karışmışken ruhumuz gökyüzünü kaplayan bembeyaz bulutların arasına. Sarıp sarmalamışken bizi aşk denilen; içi yedi veren gül, dışı diken kaplı sarmal, ikimizi birden vurmuşken sevdanın prangası, bu anlamsız sorunun sırası mıydı?!

‘’Bıkan bir erkek erir miydi gözlerinin içinde, sımsıkı sarmışken kollarında yanardağdan henüz çıkmış volkan misali bedenini?!’’ der gibi gezdirdim gözlerimi soru dolu bakışlarla! Ve eklemeye çalıştım, yüzümü saran mahzun halimle, ‘’Ancak ölüm ayırır bizi!’’ diye… Tatlı sert bir bakış  fırlatırken, daha da sıkı sardım, bedenimin içine sokmaya çalıştığım bedenini.

Nadide bir çiçek gibi idi aşkımız, kokusunu yalnız ikimizin bildiği ve tarif bile edemeyeceğim kadar hoş kokulu. Daha önce farklı bir mevsimi yaşadığımı, aşkın cemresi düşüp içimde bir şeyler kıpırdamaya başladığında anlamıştım yüreğime ilkbaharın geldiğini.

Yatılı bırakmıştım aşkımı, ‘’sevdam’’ dediğim kadınımın kuş tüyü misali koynuna, benden iyisi yoktu; ruhumu daraltan yağlı urganı asabilseydim bize engeller çıkaran feleğin boynuna!

                En güzel aşk romanı, henüz yazılmamış olandı.

İlkbaharı da gördük güllükte; yazı da. Sarının çeşit çeşit tonunu barındıran sonbahar ve kış da geldi bahçemize. Yılmadık yüreğimizi donduran soğuğa karşı; daha sıkı sarıldık en şiddetli rüzgarda birbirimize;  göğerip olgunlaşmayı bekleyen ve bir fırtına ile yerle yeksan olan iğdeler gibi yerlere saçılmadık.

                Hangi güç durabilirdi ki aşkın o emsalsiz kudreti karşısında?! Hangi engeller aşılmazdı ki birbirine kenetlenmiş sevdalılarca?! Yılmadan, bıkmadan, usanmadan, sonuna kadar devam ettik.

                Aşk, her zorluğa direnmek, dayanmaktı… Ve güvenmekti.

                Biz de sağlam temeller üzerine oturtmuştuk sevdamızı.

                Aragon’un ‘’mutlu aşk yoktur!’’ sözü bizi, hiç mi hiç bizi ırgalamıyordu, biz sevgi ile doldurmuştuk kristalden yapılma aşk kadehimizi; eğer boşluk kaldı ise o, bardağın ayıbı idi bize göre.

                Bazen yürek büyük, sevda küçük olur; bazen de tam tersi… Ama bizim hem yüreğimiz ve hem de sevdamız büyüktü dağlar kadar.

*****

‘’Oğlum, seni doğururken saatlerce o kadar acı çektim ki, yolmaktan birbirine karışmış saçlarımı kesmek zorunda kaldılar?!’’ diye doğum ânında çektiği onca acıdan sonra kendisine gelen bir anlık rahatlama ile doğan çocuğunun erkek olduğunu öğrenen sevgili annem, sevinçten havalara uçmuşlar. Biraz sonra benim nefes almadığımı görüp,

‘’Ama fazla sevinmeyin bebek ölü doğdu!’’ diyen ebe Adeviye Hanım’ın söylediklerini duyunca da kahrolmuşlar!

*****

Devlet Konservatuarının o semtte ve Ankara Radyosu’nun da oraya üç dört kilometre mesafede olduğu için Demirlibahçe’de birçok sanatçı oturuyormuş o devirde. Sanatçıları ile anılan bir semtten bahsetmişken, anneannemlerin Demirlibahçe’deki apartmanlarının yanındaki apartmanda oturan; ‘Hayda Atila Mayda!’ esprisine konu olmuş, TRT Ankara Radyosu darbuka sanatçısı (rahmetli) Atila Mayda amcaya da değinmeden edemeyeceğim.

*****

‘’Eğer biraz daha geç kalsaydın inan ki gidecektim ve bu iş de burada bitecekti! Beklemek ve bekletilmek hiç hoşlanmadığım şeyler!’’ türünden  sitem cümlemi söylememe fırsat bırakmadan, rüzgarda hafif dağılmış buğday rengi  kakülünün dibinde bir yay gibi uzanan kaşlarının altından, o buz mavisi gözleri ile yüreğimi delici bir bakış attı. Sonrasında ise inci gibi dişlerini çevreleyen hafif kırmızı ruj sürmüş olduğu dudakları ile gülümsediğinde içimde biriktirdiklerimi bir anda yutup, yelkenleri suya indiriverdim. Öfke patlamamın an meselesi olduğu, zamanın çok kısa bir süre sonrasında süt dökmüş kedi gibi halimle ben bile kendimi tanıyamadım!

*****

İki farklı karakterdeki kişinin birlikte yuva kurmaları hem çok güzel ve hem de çok zor bir şeydi. Karşınızdaki kişinin neredeyse zevklerinin tamamı farklı, uyuma, yemek yeme, dinlediği müzik türü, izlediği TV programları, okuduğu kitap türleri; kısaca hemen her şeyi farklı; ancak insan evlenince sevdiğinin hatırına ortak noktada buluşuyordu. Bazen bir taraf bazen de diğer taraf kendi zevkini bir tarafa bırakarak hayat arkadaşına uyum sağlamaya çalışıyordu, çalışmak zorundaydı; hayat ancak bu şekilde devam edebilir ve ancak o şekilde mutlu olunabilirdi; biz de bu bilinç, karşılıklı sevgi ve saygı ile yürüttüğümüz evliliğimizde mutluluğu öyle yakaladık.

*****

‘’Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!’’ diyen Yahya Kemal Beyatlı’nın dizeleri gözümün önünden geçerken, Münir Nurettin Selçuk’un da aynı şiire hayat veren melodisi kulaklarımın pasını siliyordu. İstanbul Boğazı manzarasının hakim olduğu o eşsiz güzellikteki, uğruna nice kanlar dökülen, Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedildiğinde bir çağın kapanıp diğer çağın açıldığı, uğruna yazılan şarkı ve şiirlerin kifayetsiz bile kaldığı şehrin havasını içimize iyice çektik. İçimizi kaplayan mutluluk yüzümüze yansıyordu. Ortalığı ayağa kaldıran vapur kornalarının aynı zamanda insanı mutlu ettiği yerdi İstanbul. Salah Birsel’in dediği gibi, ‘Şıngır mıngır Boğaziçi’nde, kıyıdaki yalıları selamlayarak nazlı nazlı süzülen vapurların eşliğinde, sırnaşık martıların vapur balkonlarında seyahat eden insanlara yanaşarak simitlerine ortak olma gayretinde olduğu, Galata Köprüsü gibi birçok yerde, başta sarıkanat olmak üzere, istavrit vs. balıklarının isabet etmesi arzusu ile ‘’yaa nasip’’ diyerek oltasını denize indiren amatör balıkçıların şehre renk veren görüntüleri, ‘boğazın patronu ve incisi benim!’ edasıyla salınan Boğaziçi Köprüsü, kaşık daldırılamayacak kadar sert ve muhteşem tatlı Kanlıca yoğurdu, Çengelköy’ün çıtır çıtır badem hıyarı, Emirgan’da, Piyer Loti’de içilen tavşan kanı çaylar, kurtlarını dökmek  isteyenlere bire bir Kumkapı’daki eğlence mekanları, bir tarafta Mimar Sinan’ın birbirinden muhteşem camileri Süleymaniye, Şehzade, Mihrimah Sultan ve Sinan’ın öğrencisi Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’nın yaptığı Sultan Ahmet Camisi; diğer tarafta Ayasofya. Yerebatan Sarnıcı, birbirinden muhteşem mimari örnekleri türbeler, kiliseler, tarihi binalar, faytonların ayrı bir renk kattığı, Marmara Denizi’nin incileri, her gece mehtaba çıkılan Heybeli Ada, Kınalı Ada ve Büyük Ada, kanatlanıp süzülerek uçan Hezarfen Ahmet Çelebi’nin aziz hatırasını çağrıştıran Galata Kulesi, Boğaziçi’nin prensesi Kız Kulesi, Türk Tarihinin gurur kaynağı eserlerin yer aldığı Topkapı, Dolmabahçe, Yıldız, Beylerbeyi Sarayları, kasırlar, köşkler.

*****

O gün Ankara’da başlayan kar, nisan ayı ortalarına kadar hiç kalkmadı yerden! Uzun yıllardır ilk kez bu kadar çok kar yağmıştı Ankara’ya! Soğuktu Ankara, hem de çok soğuk, insanın içini üşüten ve geçmeyen bir soğuk! O günden sonra da hep soğuk kaldı bir yanım.

Yorumlar (1)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
Hasan Kara 2 ay önce
Kalemine sağlık kardeşim.
banner331
7
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yenilenen Logomuzu beğendiniz mi ?
Yenilenen Logomuzu beğendiniz mi ?
Namaz Vakti 28 Ocak 2022
İmsak 06:44
Güneş 08:12
Öğle 13:22
İkindi 15:58
Akşam 18:22
Yatsı 19:45
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@