RUSYA-TÜRKİYE ARASINDA DÖVİZ VE ALTINA KARŞIT TEK PARA KULLANIMIYLA GÜÇLENİLEBİLİR Mİ ?

Türk SİHA'sı Bayraktar başarılarından söz ettirmeye devam ederken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen toplantılarda kurmaylarına "Putin, beraber çalışalım diyor. Birleşik Arap Emirlikleri 'SİHA fabrikasını burada kurabilirsiniz' teklifi ediyor." dedi.

5 Ağustos’ta yüz yüze Putin ile görüşüleceği söylenmekte fakat şöyle bir genelleme yaptığımızda bunun Türkiye açısından tek para kullanımıyla karlı bir iş olup olmayacağı detaylı istatistikler ile ayrıca bir incelenmelidir. Bakacak olursak Türkiye için böyle bir anlaşma Rusya’da Pazar kurmak demek.

Salgın sürecinden alınan dersler temelinde devletlerin ve uluslararası kurumların uygulayacağı risk azaltıcı politikalar bu anlamda ayrıca önemde kazanacaktır. Pandemi krizi hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) daralmasını da beraberinde getirmiştir.

2020-2021 yılı, pandeminin ekonomiyi, ticareti ve iş yapma biçimlerini derinden etkilediği bir yıl olarak tarihe geçti. Geçtiğimiz yıl, ekonomiler derin bir çalkantı yaşarken, birkaç ülke dışında, tüm dünyada GSYİH’lerde %20’lere ulaşan daralmalar ile İkinci Dünya Savaşından bu yana ekonomideki en ciddi durgunlukla karşı karşıya kaldığımız görülmektedir.

Türkiye’nin ise, böyle zorlu bu iki yılı, ekonomik büyüme ile kapatan birkaç ülke arasında yer alacağı, hatta G-20 ülkeleri arasında, ekonomik daralma yaşamadan 2020-21 ‘i geride bırakan iki ülkeden biri olacağı beklenilmektedir. İhracat raporuna bakıldığında, bu dönemde, önde gelen yükselen ekonomilerden Rusya belirgin bir gerileme yaşarken, gelişmekte olan Avrupa ülkeleri genelinde de hissedilir daralmalar kaydedildiği görülmektedir.

Bu dönemde ekonomi yönetimlerinin, maliye politikasının yanı sıra para politikası aracılığıyla da iktisadi aktivite üzerinde olumlu etki göstermeyi hedefleyen adımlar attığı bilinmektedir. Türkiye’nin büyüme hızı artarken girdi tedarikinde fiyat esnekliğine sahip değilken, ihraç malları pazarda fiyat rekabetine maruz kalmaktadır.

Özetle, Türkiye’nin dış talep elastikiyeti düşüktür ve bu durum kur yükselişlerinde maliyet enflasyonu ve büyüme krizlerini beraberinde getirdiği savunulmaktadır. İhracat raporu kaleme alındığı süreçte Türkiye’de ÜFE’nin TÜFE’den çok daha yüksek seyretmesi, bir önceki cümlede bahsedilen hususu destekler niteliktedir.

 Diğer taraftan, büyüme-cari açık yapısallığının döviz kurları ve nihayetinde faizler üzerinde olumsuz etki yaratması da ihracatın katma değerini yükseltmeden söz konusu yapısallığın Türkiye ekonomisini zora sokma ihtimalini her zaman canlı tutacaktır. Bu durumda Türkiye’nin atması gereken üç önemli adım bulunmaktadır fakat en önemli adımı; Girdi İthalatını azaltacak şekilde yeni yatırımlara teşvik edilmelidir. Böylece farkındalığımızı arttırmakta mümkün olacaktır.

Bir toplumu ayakta tutan en önemli faktörlerden biri, toplumsal güvendir ve birbirimize güvenmek zorundayız. Bu stratejide de Sayın Cumhurbaşkanımızın vereceği karar, Türkiye açısından hem ihracat hem de sermaye için büyük önem taşıyacağı düşünülmektedir.

Kapıları açıp, tek para kullanımıyla döviz ve altın artışına karşıt güçlenmemizde çok daha kolay olacaktır. Ekonomik çıkarlar doğrultusunda, Orta Doğu’daki konumumuz sebebi ile Rusya ile yapacağımız anlaşma Batının her zaman bize dost görünüp aslında düşmanlık etmesinden yola çıkarak; bu anlaşmada Rusya gibi bir ülkeyi yanımıza alarak, aslında dost gibi görünen düşmanlarımıza da göz dağı vermiş olacağız kanaatindeyim.

Hatta iki ülke arasında mutabakat çalışıp dünyaya karşılık ortak bir para karşılığında tüm dünyaya karşıt altın ve döviz artışına da engel olabiliriz.

 Lakin Rusya’ya teknolojiyi vermek yerine ortak bir çalışma yapılmalı veya karşılık olarak Türkiye’nin de Rusya’dan bir üretim alması gibi bir yol izlemesi gerekir. Çünkü yeniden kartlar dağıtıldığında dost düşman karışıklığı yaşamayacağımızın garantisi de olmayacaktır. 

Bunun bir satranç olduğunu ve doğru hamleler yaparak aklı selim düşünerek ileri görüşlü olmamız gerektiğinin inancındayım.

Anlaşma sağlanır veya sağlanmaz fakat Türkiye için en önemli başarı; Karabağ savaşından sınır ötesi operasyonlara, Libya’dan Ukrayna’ya birçok alanda başarılarını ispatlayan Bayraktar’ın her geçen gün talipleri artarken ülkeler, projenin bir parçası olmak istemeleri ülkemiz adına onur ve gurur verici bir durumdur.