Geçtiğimiz hafta içinde gerek Türk dünyası gerekse Türkiye-Kazakistan ikili ilişkileri açısından son derece önemli bir ziyaret gerçekleşti. 2019 yılında Türk dünyasının aksakalı, Kazakistan’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Nur Sultan Nazarbayev’in kendi isteği ile görevinden çekilmesiyle ülkenin bağımsızlıktan sonraki ikinci Cumhurbaşkanı olan Kasım-Cömert Tokayev, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın davetlisi olarak Türkiye’ye ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi. Gerçi Tokayev, seçildikten sonra ikinci kez Türkiye’ye geliyordu. Ancak ilki Türk Konseyi Zirvesi’ne katılım amaçlıydı. Dolayısıyla ikili ilişkiler açısından resmi bir nitelik taşımıyordu. Zaten o zirve sırasında iki lider arasında ikili bir görüşme de gerçekleşmemişti.Dolayısıyla son ziyaret, Tokayev ile Erdoğan arasındaki ilk resmi görüşme oldu.

Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, seçildikten sonra ilk ziyaretini Rusya’ya yapmış, ardından da birçok kereler ve çeşitli vesilelerle bu ülkeye ziyarette bulunarak Rusya Federasyonu Başkanı Putin’le bir araya gelmişti. Bu hususta kırılma noktası bu yılın Ocak ayında Kazakistan’da yaşanan olaylar olmuş; yaptığı son ziyaret sırasında, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile upuzun masanın iki ucunda görüşme fotoğrafından sonra, Putin’in Tokayev’e kameralar önünde gösterdiği yakınlık, hatta pek adeti olmayan sarılıp görüşmesi Tokayev’in dış politikasında yüzünü tamamen Rusya’ya çevirdiği, yeni dönemde yönelimin Rusya’ya olacağı yorumlarına bile yol açmıştı.

Tokayev aynı şekilde,Rusya’dan sonra, Çin Halk Cumhuriyeti’ne de resmi ziyarette bulunmuş, ardından da yine muhtelif vesilelerle Çin Devlet Başkanı Şi ile çeşitli kereler yüz yüze görüşmelerde bulunmuştu. Onun Sovyet döneminde Çin’de eğitim görmesi, Pekin’de büyükelçi olarak görev yapması vb. sebeplerden de Kazakistan’ın Çin’le de yakın ilişkiler geliştireceği ve Çin’e daha da yakınlaşacağı tahminlerinin önünü açmıştı.

Aslında Tokayev ilk seçildiğinde Batı ile yakınlaşacağı izlenimi vermiş, hatta dönemin ABD Dışişleri Bakanı’nın Kazakistan ziyareti sırasında sergilenen tablo, Tokayev’in ABD ve Avrupa Birliği ülkelerine ziyaretleri, bu yönelimin çok hızlı gerçekleşeceği algısına yol açmıştı. Ancak, değinildiği gibi bu yılın Ocak ayında yaşanan olaylar Kazakistan’ı hızla Rusya eksenine itmiş, iç kargaşalığı önlemek için Rusya silahlı kuvvetlerinin davet edilmesi ülkenin yeniden Rusya’nın yörüngesine gireceği endişeleri doğurmuştu.

Velhasıl, Tokayev’in ne seçildikten hemen sonra sergilediği ne de Ocak olaylarından sonra ortaya koyduğu dış politika seçeneklerinde Türkiye’nin görünür bir yeri olmadığı dikkat çekiyordu. Oysa Kazakistan Türk dünyasının da önemli bir parçasıydı ve bu anlamda Tokayev’den güçlü bir mesaj duyulmamıştı.

Gerçi geçen yıla kadar, Kazakistan’ın Türk dünyasına ilişkin perspektifi Nazarbayev üzerinden okunuyordu. Nazarbayev ise akıllı ve dirayetli bir politika ile Türk dünyası bütünleşmesinin gerek teorik gerekse pratik temellerini atılmasına, kurumsallaşması, gücünün ve etkisinin artmasına öncülük ediyor gelecek vizyonunu şekillenmesinde başat rol oynuyordu. Ancak onun süreç içinde pasifleştirilmesi ve nihayet Ocak olaylarından sonra tamamen tasfiyesi, buna karşın Tokayev’in başlangıçtan itibaren sürdürdüğü politika artık Kazakistan’ın kendini Türk dünyası ile ilişkilerde geriye çekeceği izlenimi veriyordu. Buna Türk dünyası ülkelerinin bütünleşme vizyonunun temel göstergelerinden olan Türkiye ile ilişkilerinde sergilediği tutum da eklenince bu izlenim bir kanaat şeklini almaya başlamıştı.

Denilebilir ki, Tokayev önce Erdoğan’ın kendisini ziyaretini bekliyordu. Doğrusu bununla ilgili olarak çeşitli defalar beklentisini de dile getirmişti. Hatta ziyaret tarihleri bile ilan edilmişti. Ancak önce Çin virüsü salgını, ardından yaşanan bazı iç ve dış gelişmeler nedeniyle tarihleri bile açıklanan bu ziyaretlerin gerçekleşmesi bir türlü mümkün olamadı. Ancak burada dikkat edilmesi gereken Rusya ve Çin devlet başkanlarının da Kazakistan’a, Tokayev’i ziyarete gelmedikleri, önce Tokayev’in onları ziyaret gittiğidir. Elbette, kardeşler arasında sen önce ben önce meselesi olmaz, olmamalı. Ama Türk devletleri, aralarındaki bütünleşmeyi güçlendirmek istiyorlarsa ilk ziyaretlerini diğerlerine yapmayı da bir alışkanlık, gelenek haline getirmelidir. Bu anlamda Türkiye’ye yapılacak ziyaretlerin özel bir mesajı olacağı da unutulmamalıdır.

Özetle, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin bölgede meydana getirdiği belirsizlikler, adına daha yeni “Türk” diyerek kurumsallaşma yolunda önemli bir dönüşüm geçirmekte olan Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceği konusundaki endişeler, Kazakistan’ınNazarbayev sonrası Türk dünyası ile ilişkilerde takınacağı tavra ait spekülasyonlar arasında Tokayev, Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunarak önemli bir mesaj vermiş oldu. Bu mesajın görsel sembolü de iki liderin masa tenisi oynarken sergiledikleri sıcak ve samimi ifadelerdi.

Temennimiz odur ki, var olan dostluk hiç bozulmasın, daha da güçlensin ve ilerlesin. Elbette bu her iki ülkenin de bölgesel gerçekler ışığında kendi denge politikalarını uygulamalarına son vermeleri demek anlamına gelmemektedir.