Türk Devletleri Teşkilatı; Türk Dili Konuşan Ülkeler İş birliği Konseyi Kurulmasına Dair Nahcivan Anlaşması'nın amaç ve ilkeleri doğrultusunda kurulan kadim bir gelenek ve köklü bir tarihe sahip olan bir teşkilattır. Teşkilat içinde yer alan ve Türk Dili Konuşan Ülkelerin bağımsızlıklarından bu yana kaydettikleri aşama dikkate değer bir sevidedir.  

Ancak, bu gelişmenin daha ileri sevilere taşınması için Türk Devletleri Teşkilatının daha gerçekçi stratejiler ile hareket etmesi gerekmektedir. Bu kapsamda;  üye ülkelerin göstermiş oldukları bu siyasi ve sosyo-ekonomik ilerlemeyi takdir ederek, belirlenen yeni hedeflerde başarıya ulaşmak için akılcı bir çizgide bir strateji izlenmelidir.

İşte bu stratejinin belirlenmesinde asıl iş Türk Devletleri Teşkilatına düşmektedir. Teşkilatın çok güçlü olmasına bağlıdır. Çünkü Türk Devletleri Teşkilatı, Türk Dünyasında iş birliği ve eşgüdümün sağlanmasında ve Türk Dünyasının değerlerinin ve çıkarlarının bölgesel ve uluslararası camiadaki rolünü güçlendirmek üzere yol alabilmek için kurulmuştur.

Türk Devletleri Teşkilatı, özellikle egemenlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası kabul görmüş sınırların dokunulmazlığı ve iç işlerine müdahale etmeme hususlarına saygı ve destek başta olmak üzere, uluslararası hukukun genel kabul görmüş norm ve ilkeleri uyarınca, üye devletlerin güvenliğini ve istikrarını güçlendirmeyi temel ilke edinmiştir.

Ticaret, ulaşım, yatırım ve bölgesel bağlantı ile ilgili girişimlerin teşvik edilmesi yoluyla COVID-19 sonrası ekonomik toparlanmayı amaçlayan tüm üye ve gözlemci devletlerin ortak çabalarının sürdürülmesinin büyük önemini vurgulayarak; üye devletler arasında konsolide bir tutum geliştirmek öncelikli hedeftir.

Bunun için Türk Dünyasının çıkarlarını etkileyen bölgesel ve uluslararası konularda istişarelerde bulunmanın önemin farkına vararak, bir araya gelen Türk devletleri tarafından kurulmuştur. Türk Devletleri Teşkilatı amaçları Nahcivan Anlaşmanın önsözünde üye devletler, Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın amaç ve ilkelerine bağlılıklarını teyit ederek, Teşkilatın temel amacını, Türk Devletleri arasında kapsamlı iş birliğini derinleştirmek, bölgesel ve küresel barış ile istikrara katkıda bulunmak olarak tanımlamışlardır.

Üye ülkeler ayrıca, demokrasi, insan haklarına saygı, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişim gibi temel ilkelere bağlılıklarını ifade etmişlerdir. Teşkilat kapsamındaki iş birliği, üye ülkeler arasındaki ortak tarih, kültür, kimlik ve Türk dili konuşan halkların dil birliğinden kaynaklanan özel dayanışma temelinde inşa edilmektedir.Taraflar arasında karşılıklı güvenin güçlendirilmesi öncelikli temel esas kabul edilmiştir. Bölge ve bölge dışında barışın korunması için gayret edilecektir. Dış politika konularında ortak tutumlar benimsenmesi ön görülmüştür.

Uluslararası terörizm, ayrılıkçılık, aşırılık ve sınır ötesi suçlarla mücadele için eylemlerin koordine edilmesi için adım atılacaktır. Ortak amaçlarla ilgili her alanda etkili bölgesel ve ikili iş birliğinin geliştirilmesi hususunda uzlaşılmıştır.

Ticaret ve yatırım için uygun koşulların oluşturulmasında mutabık kalınmıştır. Kapsamlı ve dengeli bir ekonomik büyüme, sosyal ve kültürel gelişimin amaçlanması hedeflenmiştir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması, iyi yönetim ve insan haklarının korunması konularının tartışılması ön planda tutulmuştur. Bilim, teknoloji, eğitim ve kültür alanlarında etkileşimin genişletilmesinde kararlı adımlarla ilerlenecektir.

Kitle iletişim araçlarıyla etkileşimin ve daha yoğun bir iletişimin teşvik edilmesi hususunda uzlaşılmıştır. Hukuki konularda bilgi değişimi ve adli iş birliğinin teşvik edilmesi üzere ortak adım atılacaktır. Türk Devletler Teşkilatı Asya, Avrupa ve Balkanlar, Ortadoğu ve Afrika kıtaları arasında güçlü bir ekonomi, sosyal, kültürel, eğitim, bilim, sanayi, uzay sanayi ve havacılık gibi alanlarda başarılar elde edecek projeler ile 21. Yüz yılın yeni dünya düzeninde kendinden emin ve bütünlük ekseninde güçlü bir şekilde yol almaya gayret edecektir.

Bütün bu gelişmelerin yanı sıra stratejik analiz ve akademik gözlem içerisinde teşkilatın gücünü artırıp hareket kabiliyetini yükseltecek önermeler sunmaya gayret edeceğiz. Türk Devletleri Teşkilatı’ nın üyelerini ve gözlemcilerini zorunlu göçe karşı stratejik planlamalar doğrultusunda koruması için adım atılmalıdır.

Özellikle; bölgesinde dost ve akraba topluluklar nezdinde, bu şekilde bir sürecin ilerlemeden sorunun çözülmesine ve nitelikli bir şekilde istikrarın oluşmasına vesile olmak için adım atılmalıdır. Türk Devletleri Teşkilatının bölgede ekonomik ve sosyal iş birliği strateji ile yol alırken para biriminin teşkilatın kazanımlarına katkı sunacak nitelikte olması adına gayret edilmelidir.

 Türk Devletleri Teşkilatının emniyet, güvenlik, adalet, eğitim, maliye ve İstihbarat kurumları arasında koordinasyon stratejisi ile ilerlenmesi için adım atılmalıdır. Türk Devletleri Teşkilatı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne destek verilmelidir. Olası bir sürece karşı yavru vatan olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için dünya genelinde tanınırlık ilkesi ile yol alınmalıdır. Buna önce Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan ülkeler öncülük etmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin stratejik konumu ve gelecek zaman evresinde dünya siyasetindeki öneminin farkında olarak adım atmalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Devletleri Teşkilatı için Avrasya stratejisinin önemli bir parçasıdır. Avrasya stratejisi yeni dünya düzeninin şekil almasında büyük ölçüde önem arz etmektedir. Asya’ da üretilen bir ürün eğer dünyaya dağılmak istiyorsa önce Orta Asya’ dan ham madde tedariki doğru bir şekilde yapılmalı ve sonra üç kıtanın birleştiği, beş kıtanın buluştuğu, dünyanın kalbi konumunda olan jeo-stratejik konumdaki ülkemiz Türkiye’ ye ulaşmalıdır.

Avrupa ve balkanlara, Afrika ve Ortadoğu’ ya, Asya ve Orta Asya’ya ithalat ve ihracat aşamasında kara, hava ve deniz olarak en stratejik nokta Türkiye Cumhuriyeti Devletidir. Bu yüzden Avrasya demek Türkiye demektir, Avrasya demek Türk Devletleri Teşkilatı demektir. Avrasya Demek Anadolu ve Orta Asya’nın bütünleşmesi demektir.

Anadolu ve Orta Asya’nın bütünleşmesi demek, Türkistan demektir. Türk Devletleri Teşkilatının üniversiteler arası iş birliği stratejisini güçlendirmelidir. Her üye ülkeden bir devlet üniversitesi emsal gösterilip üniversitelerin bütünlük içerisine Türk Devletleri Teşkilatı tarafından belirlenen ortak konulara farklı bilimsel bakış açıları ile zengin bir bilgi havuzuna dönüştürmesi sağlanacaktır.

Olasılık teorisine göre gelecek açısından ele alınan konuların akademik bir gözlem ile değerlendirilmesi tez ve anti tez karışımı ile elde edilen sentezi bizlere sunacaktır. Türk Devletleri Teşkilatı, Üniversitelerin iş birliği içerisinde geliştirdiği bilimsel projeler ile gıda, tarım ve hayvancılık alanında ortak strateji ile yol alınması için akademik bakış açısı ekseninde zemin oluşturacaktır. Dünyada gıda, tarım ve hayvancılık alanında tedarik merkezi olmamız için gayret edilecektir.

Türk Devletleri Teşkilatı, Üniversitelerin iş birliği içerisinde bilişim, teknoloji ve yazılım alanında yeni programlar geliştirerek dijital dünyada kendi güvenlik ağımızı kurmuş olacağız. Türk Devletleri Teşkilatı, Üniversitelerin iş birliği içerisinde lojistik, ulaşım, haberleşme, sanayi, savunma sanayi ve havacılık alanında ortak stratejiler için akademik görüşler içerisinde stratejilere sahip olacağız.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın nitelikli bir şekilde kalkınması adına Türk kamu kurum ve kuruluşları ortak faaliyet politikası geliştirmelidir. TİKA, AFAD, YTB, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Diyanet vakfı vb. önem teşkil eden kurum ve kuruluşlar Türk Devletleri Teşkilatı’na danışmanlık/müşavirlik alanında hizmet sunmalıdır. Bilimin ışığında ilerleyen bir teşkilat yapısı yeni dünya düzeninde karar verici baş aktör olma yolunda ilerlerken, insanlığın huzuru, dünya da sükûnet, adalet, nizam, demokrasi, insan hakları ve muasır medeniyet Türk Devletleri Teşkilatı tarafından dünyaya sunulacaktır.

Türk Dünyası İçin Temel Hedef Nedir?

        Tarihe ışık tutan, mesafeleri kısaltan ve gönül bağlarını pekiştiren, fikirden söyleme, duygudan düşünceye, teoriden pratiğe intikal eden güçlü bir strateji ile yeniden şahlanan Türk Milletinin bütünlük içerisinde tek vücut olmasını sağlayacak güçlü politikalar icra etmeliyiz. Bu kapsamda öncelikli iş dil birliğinin sağlanmasıdır. Çünkü dil duyguların, düşüncelerin, fikirlerin, acının, tatlının, huzurun, hüznün, elemin, kederin ve cenklerin sözlerle hayata intikal etmesini sağlayan görünmez bir kuvvettir.

Dil kuvvetinin ardında güçlü bir kudret vardır. Bu kudret dirlik ve birliktir. Eğer bir toplum ekseninde dirlik ve birliği sağlamak istiyorsanız zaman ve masrafa hiç gerek yoktur. Çünkü dil tüm kilitli kapıları açan sihirli bir anahtar gibi gönüller arası teması kurar, iletişimi güçlendirir, farklı noktalarda olsalar da insanlara aynı hedefin havasını soluduklarını hissettirir.

Bugün Türk devletleri arasında etkili iletişimin artması, gönülde birliğin yükselmesi, kıtalar arası sınırların zihinlerde kalkıp kalp ekseninde buluşulması ve zihin kodları ile tarihi müktesebatlar, yeri geldiğinde en keskin mütekabiliyetler ile yol yürüneceğinin tek bir alternatifi vardır, o da dilde birliktir.

Türk Devletleri Teşkilatı için stratejik bir hedef olarak, aynı dil ile duyguların harmanlanması dirlik için birlikte kültürel kodlara enjekte edilmesi olacaktır. Türk Devletler Teşkilatı bünyesinde her üye ve gözlemci ülkenin tayin edeceği alanında uzman filoloji ve dil bilimcilerden oluşan özel bir ekip kurulmalıdır.  

Bu kişiler kendi ülkelerinin dillerini iyi bilen akademik altyapıya sahip olmalıdır. Bu ekip Türk Devletleri Teşkilatı olan ülkeler arasında kullanılan ortak kelimelerin tespiti için stratejik bir çalışma hazırlamalıdır. Ortak kelimelerin tespitinden sonra ortam cümleler, ortak dil ve istişare kılavuzu ile güçlü bir dil havuzu oluşturulmalıdır. Akla giden yol kalpten geçer. Kalp enerjisini duygudan alır. Duygunun temeli dildir. Türk dünyası için ortak bir dil projesi eşliğinde konuyu ele almalıyız.

Yeni bir alfabe veya gramer arayışına gerek yok aslında. Öncelikle tüm Türk Devletleri Teşkilatının millet olarak sosyal hayatta ortak kullandığı kelimelerin tespiti ile yeni bir diyalog stratejisi en doğru adım olacaktır. Bu kelimelerden yola çıkarak Türk Devletleri Teşkilatının ortak bir şekilde söz, müzik, beste, tiyatro, sinema, reklam, yarışma ve dizi ile ortak hayat sinerjisini hayata geçirmeliyiz. Böylece tarihi bağlar sözde değil özde buluşur, medeniyetler bütünlük içinde tek vücut olmak için kavuşur.

Eğer biz içerisinde bulunduğumuz iletişim ağını, dil ile birlikte yaşarsak, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Macaristan arasında dert, elem, keder, huzur, sükûnet, sıhhat, başarı ortak bir kanat olarak tek vücut halinde kıtaların birleştiği, kudretin adalet için mücadele ettiği tefrikaların nazire olacağı, aklın vezir, akılsızlığın esir tutulacağı güç ve kuvvete erişilecektir.

 Yine bu noktada dilin bir diğer özelliği de varlığı oluşturan teme bir unsur olmasıdır.  Varlığı tanımlayan pek çok özellik vardır. Bunlardan bazıları ise, bilhassa varlığı var kılan yani onun mahiyetini oluşturan bir özelliğe sahiptir. Dil, bu niteliği taşıyan olgulardan birisidir. Bir diğer ifadeyle varlık ile dil arasında zorunlu bir ilişki vardır. Bu bağlamda varlık ile dil ilişkisi, varlığın mahiyetini anlamamızı sağlayan en önemli hususlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türk Devletleri Teşkilatı Kültür ve Medeniyet Kurulu Kurulmalı

      GÖÇDER Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı zamanda Tarihçi ve siyaset bilimci olan Sayın Cenk Sarıgöl’ün de birçok yerde ifade ettiği şekliyle; “Türkiye öncülüğünde Türk Devletleri Teşkilatı dilde birlik sağladığı sürece iş, kültür, tarih, sanat, bilim, teknoloji, gıda, tarım, hayvancılık, lojistik, ara ürün tedariki, ithalat ve ihracat çalışmalarında nitelikli bir şekilde kazanımlar elde edecektir”.   Gerçektende günümüzde birçok çatışmaların yaşandığı yenidünya dengesinde güç sahibi olmak  için Türkiye öncülüğünde Türk Devletleri Teşkilatı çok daha aktif olmalıdır. Bu hususta her açıdan stratejik planlamalarla hazır olmalıyız.

Bunun için Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde dilde ve fikirde bütünlüğü sağlamak, iş potansiyeli ve toplumsal ve kültürel alt yapıları pekiştirip güçlendirmek için Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde Kültür ve Medeniyet Kurulu kurulmalıdır. Bu kurula tüm üye ve gözlemci ülkelerden Kültür bakanlıkları eşliğinde çalışmalar yürütülmelidir.

Türk Devletleri Teşkilatınca yapılacak kapsamlı bir çalışma ile ana stratejiler belirlenmeli ve her kesimin mutabık kaldığı bir antlaşma ile zapta geçilmelidir. Daha sonra Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde Kültür ve Medeniyet Kurulu üyesi olan Kültür bakanları aracılığı ile çalışmalar hassasiyetle yürütülmelidir.

Bu kurula her yıl bir üye veya gözlemci ülkenin kültür bakanı başkanlık ederek tüm katılımcıların yönetimde aktif olacağı bir konsept oluşturulmalıdır. Her başkan kendi döneminde toplantılara kendi ülkesinde ev sahipliği yapmalıdır. Kurulun ilk başkanı da Türkiye tarafından temsil edilmelidir.

Göç Süreci Türk Devletleri Teşkilatı’nın Öncelikli Sorunudur

          Bugün dünyanın en zengin ve verimli toprakları Orta Asya’da bulunmaktadır. Bu topraklar nitelikli bir şekilde işlendiğinde tüm dünyaya yetecek gıda ürünleri, sanayi, teknoloji, ham madde ve enerji üretimi alanında büyük bir kazanım elde edilecektir. Soğuk savaş döneminde bu coğrafyadaki ülkeler kendi öz benliklerinden uzaklaştırıp kendilerinden olmayan bir kültürel kod ile yaşamaya sevk edilmiştir. Çok geniş arazilere sahip olan bu coğrafyada nüfus gereğince üretim potansiyelini temin edecek nitelikte değildir.

Bu yüzden zorunlu göç sürecinde dost ve akraba topluluklarının batı ülkelerine giderek zor olan hayatlarını daha da zor bir seviyeye getirmelerini de engellemek üzere Türk Devletleri Teşkilatı olarak göçe farklı bir pencereden çözüm stratejisi oluşturmamız gerekiyor. Rusya, Çin İran ve Hindistan arasındaki bu coğrafyanın nüfusu artırılmalıdır.

Bu hususta; halk sağlığı alanında çalışmalara yoğunluk verilmelidir. Bunun yanı sıra aynı zamanda zorunlu göçe maruz kalan dost ve akraba ülkelerin adli vakaya intikal etmeyecek kesim içerisinden aile olarak kayıtlı bir şekilde pilot bölgelere yerleştirerek, insani istihdam penceresinden yardımlaşma ve dayanışma içerisinde destek olunmalı fakat asla açık sınır politikası uygulanmamalıdır.

Aynı zamanda, beyin göçünün başka ülkelere gitmesini engelleyerek, mevcut bilgiler ile sığınmacı olarak misafir edilen dost ve akraba topluluklarından gelenlerin bilgileri eşleştirip güçlü bir senteze dönüştürülmelidir. Bizden olan toplulukların sorunlarını çözmek için gerekli gayretler ve stratejik planlamalar hazırlamazsak bizden olmayan topluluklar bu boşluğu hızlı bir şekilde doldurur.

Bu vesile ile insan yükünü ve zorlu süreçleri biz yaşarken nitelikli, varlıklı ve donanımlı insanları kendi bünyesine alan batı daha sonra onları oryantalizm politikaları ile bize karşı kullanır ve zarar gören Türk dünyası olur. Şimdiden Türk devletleri Teşkilatı bünyesinde göç ile ilgili ortak bir birim kurulmalı ve konu üzerine hassas bir strateji çalışmaları ile ilerlemeliyiz. İlerleyen yıllarda artan etnik çatışmalar, yeni salgın versiyonları, su kıtlığı, gıda yetersizliği ile mücadele için hazır olmalıyız.

Türk Devletleri Teşkilatı Tarafından Elde Edilecek Stratejik Kazanımlar Nelerdir?

Türk Devletleri Teşkilatı, Üniversitelerin iş birliği içerisinde geliştirdiği bilimsel projeler ile gıda, tarım ve hayvancılık alanında ortak strateji ile yol alınması için akademik bakış açısı ekseninde kazanım elde edecek politikalar ortaya koyduğunda her şeyi ile kendine yeten bir güç haline gelecektir. Özellikle tüm dünyanın gıda tedarikinde sorun yaşadığı günümüzde bu sorunu en doğru şekilde Türk Devletleri Teşkilatı çözecek konsepte sahiptir. Böyle bir atılım ile küresel ölçekte büyük bir ivme kazanarak bölgesel ve dünya siyasetinde kazanım elde edilecektir.

Türk Devletleri Teşkilatı, Üniversitelerin iş birliği içerisinde bilişim, teknoloji ve yazılım alanında yeni programlar geliştirerek dijital dünyada kendi güvenlik ağını kurarak üye ülkeler ile iş birliği artacak. Özellikle bu alanda bilgi ve deneyim sahibi akademisyenlerimiz ve bilim adamlarımız mevcut olup onları doğru bir plan ekseninde ülkü felsefesi bütünlüğü içerisinde bir araya getirerek görünmez cevherlerin gün yüzüne çıkmasına öncülük etmeliyiz.

Türk Devletleri Teşkilatı, Üniversitelerin iş birliği içerisinde lojistik, ulaşım, haberleşme, sanayi, savunma sanayi ve havacılık alanında ortak stratejiler için akademik görüşler içerisinde stratejilere sahip olacak. Bu stratejiler eşliğinde üniversite-sanayi- bürokrasi arasında güçlü bir koordinasyon ile nitelikli üretim süreci temin edilmesi için güçlü politikalar hazırlamalıyız.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın nitelikli bir şekilde kalkınması adına Türk kamu kurum ve kuruluşları ortak faaliyet politikası ekseninde TİKA, AFAD, YTB, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, Diyanet vakfı vb. önem teşkil eden kurum ve kuruluşlar Türk Devletleri Teşkilatı’na danışmanlık/müşavirlik alanında hizmet sunacak. Böylece geneli kapsayan coğrafi konular ile mücadele koordinasyonu artırılacaktır.

 Sonuç olarak söylemek gerekirse; birlik ve beraberlik içerisinde, bilimin ışığında ilerleyen bir teşkilat yapısı yenidünya düzeninde karar verici baş aktör olma yolunda ilerlerken, insanlığın huzuru, dünya da sükûnet, adalet, nizam, demokrasi, insan hakları ve muasır medeniyet Türk Devletleri Teşkilatı tarafından kazanıma dönüştürülecektir.

Coğrafi olarak Orta Asya’ ya en yakın stratejik nokta olan, tarihte ipek yolunun kontrol güzergâhı olan Erzurum’dur. Cumhuriyetimiz ile birlikte büyük adımlar içerisinde dünden bugüne hedefler koyarken bölgenin nihai anlamda kalkınması ve kendi güvenlik politikalarını belirlerken akil düşünceye öncelik verilmiştir. Bugün Atatürk Üniversitesi bir araştırma üniversitedir. Yerleşkesi geniş, akademik kadrosu donanımlı, imkân ve kabiliyetleri büyük ve ortaya koydukları başarılar da eşsizdir. Türk Devletleri Teşkilatı’na tüm üye ve gözlemci ülkelere danışmanlık yapacak konuma sahiptir. Ayrıca Atatürk Üniversitesi Uluslararası bir üniversite olmalıdır. Yurt dışından gelen misafir öğrenciler için özellikle Asya ve Orta Asya ülkeleri için bir dönüşüm merkezi olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti öncülüğünde, Türk Devletleri Teşkilatı aracılığı ile Avrasya stratejisinde baş aktör, karar verme ve hakimiyet kurma alanında kazanımlar elde edilecek. 21. yüz yıl dünyada Türk yüz yılı olacaktır. Asya, Orta Asya, Avrupa ve Balkanlar, Afrika, Ortadoğu ve Anadolu’ en güçlü sistem Türk Devletleri Teşkilatı olacaktır. Bu vesile ile kazanan Türk milleti ve Türk Dünyası olacaktır.