Devletin kaderi, ülkenin refahı ve milletin selameti birkaç kişi ya da belirli bir gruba bırakılmamalıdır. Kriz dönemlerinde devlet aklı ile hareket edecek millî güvenlik politikalarımız olmalıdır. Devletin karşılaştığı sorunlara devlet aklı ile çözüm politikaları inşa edilmelidir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en üst istişare, strateji, karar mekanizması ve devletin hafızası olan merci ‘Türkiye Cumhurbaşkanlığı Millî Güvenlik ve Millî İstihbarat Koordinasyon Kuruludur.

Bu kurum devletin, ülkenin ve milletin güvenliği, başarısı ve bekası ile sorumlu olup millî stratejiler üreten en üst kuruldur.

Bir ülkenin başarılı bir şekilde millî güvenliğini temin edebilmesi için küresel güçlerin, dış mihrakların ve yerli işbirlikçi oligarkların ıslah edilerek devlet sisteminin korunması lazımdır.

Bu millî gereklilikleri yerine getirebilmek adına millî stratejiler ile yol alınması lazımdır.

Bu kurum aynı zamanda bir üst kurul (heyet) görevini üslenip devlet sistemini güvence altına alacaktır. Bu en üst devlet kurulu;

• Türk milletini, Türk Devletini ve Türk yurdunu korumak

• Emniyet, güvenlik, diplomasi ve millî güvenliği sağlamak

• Yasa ve kanunların adil ve hukuk ilkesinde uygulamak

• Eğitim, sağlık, kültür, ahlak ve medeniyetimizi korumak

• Haklı bir şekilde Türk tarihini iri ve diri tutarak yaşatmak Görevlerini ifa edecektir.

Karargâh mahiyetindeki bu kurul; Millî güvenlikle ilgili kararların alınmasında ve koordinasyonun sağlanmasında öncü olarak; Millî güvenlik politikasının esaslarının hazırlanması ve bu politikanın tadil ve tashihi; bu esasların uygulanmasıyla ilgili olarak millî güvenlik konularının her biri için millî plan ve programların hazırlanması, bunların tahakkuku için nihai ve ara hedeflerin tespiti ve bu konudaki faaliyetlerin ahenkleştirilmesi; bütün devlet teşkilâtına, her türlü özel müessese ve teşekküllere ve vatandaşlara düşecek topyekûn savunma ve millî seferberlik hizmetlerinin ve sorumluluklarının tespiti ve bu konuda lazım gelen kanuni ve idari tedbirlerin alınması sağlar.

DEVLETİN MİLLÎ GÜVENLİK TEMİNATI NEDİR?

‘‘İnsan Kaynakları’’ Bütün sistemler mutlak suretle insan hayatını kolaylaştırmak ve belirli politikalar ekseninde kanalize ederek belirtilen istikamette ilerlemesini sağlamak için kurulur.

Burada önemli olan husus insan hayatını kolaylaştıran sistemler teorik olarak kurgulanırken sahadan haberdar uzmanlar aracılığı ile inşa edilmelidir.

Nitekim sistemi kuran da insan olduğunu göz önüne alacak olursak insanca ve insancıl dengeler gözeterek hazırlanan stratejilerin politikaya dönüştürülmesiyle birlikte başarılı sonuçlar elde edilecektir. Devleti devlet yapan insandır.

Devleti işlevsel bir şekilde dönüşüme sevk ederek çark düzeni kuran insandır. Devletin hizmet kaidesindeki temel amaç insandır. Buradan anlamamız gereken unsur mutlak suretle kutsal sayılan Eşrefi mahlûkat olan insandır.

İnsan Kaynakları hususunda başarı standarttı yükselten ülkelerde;

• Demokrasi ve insan hakları ilkesi

• Hukuk ve adalet ilkesi

• Eğitim, sağlık, kültür ve medeniyet ilkesi

• Emniyet, güvenlik ve diplomasi ilkesi Yüksek seviyededir. Bu olumlu gelişmeler ile araştırma geliştirme ve teknolojik dönüşüm üniteleri daha verimli ve nitelikli bir şekilde gerçekleşmektedir.

Dünya yalnızca bizden ibaret değildir, farklı coğrafyada farklı iklimler ve bu diyarlarda yaşayan toplum ve milletlerin kurdukları devletler ve bu devletlerin icra ettiği dengeler vardır.

Devlet stratejisinde hayata haiz politikalar hazırlarken bunu kişisel değil, genel anlamda dünya konjonktüründeki dengeleri gözeterek teorik önermeler eşliğinde plan ve programlar yapılmalıdır. 44 Bu ilke ve prensipler içeride hareket ederek güçlü ve kuvvetli bir devlet stratejisi hayata geçirilirken bunu sağlayan devlet görevlisinin aklının, fikrinin ve zihninin millî olması lazımdır.

 En iyi insan kaynakları uygulamaları ile desteklenen kurum kültürü ile uyumlu mükemmel insan kaynakları oluşturarak, kuruluşu vizyona taşıyacak süreçlerin yönetimine katkı sağlayacaktır.

27 Bütün bu saydığımız olumlu politikaların inşa ve icra edilmesi için insan kaynakları hususunda beyin göçünü ve zihin körelmesini önleyecek devlet politikaları ile genç nüfusumuzdan oluşan genç beyinlerin ve sıhhatli zihinlerin millî kazanımların artışında öncü rol oynadıklarını göreceğiz.

Devletimizde millî güvenliğin teminatı olan insanlarımızın kıymet ve değeri korunup liyakat ilkesi ekseninde güçlenecektir.1980’lerden itibaren çoğu benzer teknolojiyi ve yöntemleri kullanan işletmelerin üretim, pazarlama ve finans alanlarında elde ettikleri başarılar arasında fark yaratan en önemli unsurun insan olduğu fark edildi.

Bu nedenle de insanın bir işletme örgütü için önemini vurgulamak üzere personelden daha geniş anlam ifade eden ‹İK kavram› kullanılmaya başlandı.

28 Hızla değişen dünyada insan kaynakları yönetim süreçlerindeki söz konusu değişimi fark edemeyen ve hala geleneksel yönetim anlayışında ısrar eden kuruluşlar, farkında olmadan adım adım kendi sonlarını hazırlamaktadır.29 İnsan kaynaklarının diğer kaynaklarla birlikte nasıl sağlanacağına, nasıl istihdam edileceğine ve nasıl yönlendirileceğine ilişkin kavramsal bir çerçeve sunar.

Bu çerçeve içinde yer alan faaliyetlerin tümü, işletmenin kısa, orta ve uzun vadeli amaçlarını gerçekleştirmesini, çalışanların ihtiyaçlarının ve beklentilerinin karşılanmasını ve aynı zamanda işletmenin sosyal sorumluluklarını yerine getirmesini sağlayacak şekilde koordine ve kontrol edilmelidir. İnsan kaynakları devletin millî güvenlik teminatıdır.

BİLİM TEKNOLOJİ KÜLTÜR SANAT ve MARİFET DEVLETİ- TÜRKİYE

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarihi köklerine baktığımızda ilim alanları ile büyük bir oranda ilgi ve alaka gösterip tecrübe sahibi olarak tarihe ışık tutan yeniliklerin öncüsü olmuş kadim bir millet ve kadim bir devlettir. Her zaman dünyayı karanlıktan aydınlatan eserlerin öncüleri olmuşlardır.

İlk Türk İslam eseri olan Kutadgu Bilig’den Divan- Lugat-it Türk’e, Ahlaki öğütler içeren Atabet’ülHakayık’tan, Tasavvuf edebiyatının ilk örneği olan Divan-ı Hikmet’e, Orhun kitabelerinden Bozdoğan Kemerine varıncaya kadar dünya tarihinde ilim, fen, astronomi, kültür, sanat, teknoloji ve marifet alanlarında büyük değişim ve gelişmelerin öncüsü olmuşlardır.

Nitekim bu öncülükte çıkar, makam, saltanat değil irfan erdemini arzulamışlardır. Türk milletinin bu değerleri güvence altına alan stratejik sistemin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Yaşadığımız yüzyılın koşul ve şartlarına yön verecek şekilde kökleri tarihin derinliklerindeki asil dava ruhu ile mana nispetinde bütünleşen ilke ve ülküler ışığında medeniyetimizin barış ve huzur içinde muasır seviyeye erişmesi öncelikli temel esastır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu toprağa mana incileri saçmış ve bu necip millete manevî rehberlik yapmış Abdalân-ı Rûm’i (Anadolu Abdalları) izinden gidilerek devletin Diyanet sistemi ile Kur’an ve sünnet öncelikli manevi bir pusula içerisinde milletin sahih bilgi ile aydınlanması sağlayacaktır.

Milletinin duygularını dış mihrak ve onların iç uzantıları tarafından sömürülmesini engelleyecektir. Yalnızca tesbih değil, kılıç da çekmiş ve serhât boylarında nice fetihler yapmış Gaziyân-i Rûm’i (Anadolu Gâzîleri) izinden giderek devletin millî güvenlik politikaları ile düşmana karşı korunacaktır. Bu topraklarda ticareti canlandırmış, sanata ve estetiğe değer vererek, ibadet aşkıyla bu toprakları yeniden İmar etmiş ve Anadolu’yu kanaviçe gibi işlemiş Ahiyân-ı Rûm’i (Anadolu Sanatkârları) ile yol alarak devletin kültür, medeniyet ve sanat politikaları ile yeniden bir nakış gibi işlenecektir.

Nice katliamların yarasını sarmış; nice Horasanîler, Mevlevîler, Bektaşîler, Melâmîler, Yesevîler, Bayrâmîler, Ahîler, Alperenler ve Gazîler doğurarak bu toprakların asıl anası olmuş Bacıyân-ı Rûm’iye (Anadolu Bacıları) her zaman saygı ve hürmet ile anılacaktır.

Devletin millî eğitim politikaları ile ilk millî ve manevi eğitim ve öğretimlerin doğru ve ilkeli bir şekilde evlada ana tarafından sunulması sağlanacaktır.

Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi ve bütün Horasan Erenlerini rahmetle anarak bin yıl önce nasıl Anatolia Anadolu haline getirilip bu topraklarda medeniyet inşa edilmişse, bin yıl sonra yeniden tarih tekerrür edecektir.

Aynı ruh, aynı azim, aynı gayret ve aynı sevda, aynı ilke, aynı ülkü ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bilim, teknoloji, kültür, sanat, marifet ve irfan devleti halini alacaktır.

Batıl batılı ülkelerin esareti altında yanlış bir şekilde sahih bilgiden uzak gelişen ve gün geçtikçe islamofobi algısına dönüşerek İslam’a zarar veren oluşumlar (DEAŞ, FETÖ, PKK vb.)yok edilecektir.

Kur’an ve sünnet eşliğinde İslam ile bütünleşmek için fütüvvet anlayışına dönülecektir. Komutan, ülkesi için yararlı bir araçtır. Önce stratejiyi belirleyip, sonra da uygulamayı yöneten komutanın komutası akıntı içinde yüzmeyi başaran bir dal gibidir.

30 Türkiye Cumhuriyeti Devleti; tek bir vücut halinde tarihimizi, medeniyetimizi, sosyal kültürümüzü, dilimizi, dinimizi muhafaza edecek güç ve marifete sahiptir.

TÜRK MİLLETİ BAĞIMSIZLIĞIN SEMBOLÜDÜR

Millet, bir medeniyetin varoluş denkleminde ki değişmez ve değiştirilemez mihenk taşıdır. Medeniyetin var oluşu milletin güvencesi olduğu gibi aynı anda milletin iri ve diri olarak hayat sürmesi de o milletin medeniyetinin muasır seviyede zirve oluşudur.

Tarihin her devrinde adı adil ve özgür olarak anılan, esaretin yok sayılıp cesaretin tarifi olarak bilinen arif millet, aziz Türk milletidir. Türk, halkının hakkı çiğnenirken rahat uyuyamaz, adaletin sulha varması için fedakâr bir şekilde yaşar. Üzerine düşen asli görevi vatandaşlık ilkesi olarak benimseyerek her türlü engeli zihnindeki ilke ve ülkü eşliğinde aşar.

Ruhu engin denizlere sığmaz, cebren ve hile ile sulhun bozulduğunda hiç beklenmedik anda kabuğundan taşar. Karun olana Harun, Firavuna Musa, Romen Diyojen’e Alp Arslan olup er meydanında cenk ile coşar.

Milletinin emniyet ve güvenliğini sağlamak, ülkesinin refahını temin etmek için gayret sarf etmek, millî ve manevi değerlerini, ilke ve ülküsünü, tarihi mirasını ve kutsal saydığı bütün nimetleri muhafaza edecektir.

Onluk sistem içerisinde kurulan (millî eğitim, sağlık, kültür, emniyet, güvenlik, diplomasi, halkla ilişkiler, sosyal politikalar, millî istihbarat ve millî güvenlik hususunda bütün stratejik değerlendirmeleri içinde saklı tutan) devlet stratejisinin asli kurucusu ve ebedi koruyucusu Türk milletidir.

Dünyada bugün yaşanan birçok zulüm, katliam, açlıklar, sıkıntılar var ise, bu medeniyetin bize ait olan kişiliklerin, insanların anlaşılmamasından kaynaklanmaktadır.

Türk Milleti; ülkesinin, devletinin, yurdunun, dost ve akraba topluluklarının yardıma ihtiyacı olduğunda Piri Türkistan Hoca Ahmed YESEVİ’den aldığı ‘‘Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol sen, nasihatine mazhar olacaktır.

Ten, renk, dil, din, ırk ayrım yapmaksızın yaratılanı yaratandan ötürü severek, varoluş değerlerinin kutsal ilkelerinde bütünleşerek ivedilikle yardıma koşandır.