Bu yılın başlarında Kazakistan’da yaşanan gelişmeler, Türkiye kamuoyunun dikkatini yoğun bir şekilde Türkistan (Orta Asya)’ya yöneltmişti. Her kesimden insanın ilgisi ata coğrafyasına yönelmiş, önemli bir gündem maddesi haline gelmişti. Bu, değerlendirmeler hangi yönde olursa olsun önemliydi çünkü uzunyıllar boyu unuttuğumuz, ilgimizin kesildiği ata yurdun hatırlanmasını, oradaki kardeşlerimizin durumundan haberdar olmamızı sağlamış, bu coğrafyanın Türkiye açısından önemini de hissetmemize kapı aralamıştı. Ne var ki bu durum, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle birlikte ortaya çıkan gelişmeler sonucu yine eskiye döndü. Sanki bir-iki ay önce böylesine Türkiye gündemini meşgul eden bir konu değilmişçesine Orta Asya’daki Türk devletlerinin durumu gündemden düştü, çok az istisnalar dışında dile getirilmez oldu. Hâlbuki Ukrayna sorununun bizatihi kendisi de Orta Asya’daki gelişmelerin ışığında değerlendirilmesi gereken bir konudur, böyle bakılmazsa eksik kalır, mevcut tablo tam olarak anlaşılamaz.

12 Mart Cumartesi günü Türkmenistan’da erken cumhurbaşkanlığı seçimleri yapıldı. Bilindiği gibi mevcut cumhurbaşkanı Gurbanguli Berdimuhammedov, 12 Şubat’ta, ani ve beklenmedik bir kararla “gençlere yol açmak” gerekçesiyle görevinden ayrılacağını duyurmuş, erken seçime gidilmesi talimatı vermişti. Kazakistan kurucu cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in 2019’da kendi isteğiyle görevden çekildiğini açıklamasından sonra ikinci kez yaşanan, bu hayattayken görevden çekilme olayı oldukça dikkat çekici bir gelişmeydi. Muhakkak açıklanan sebebin dışında başka etkenler de rol oynamıştı. Ve bunun ne olduğunun iyi analiz edilmesi hem Türkiye’nin dış politikası hem de Türk Dünyasındaki gelişmeler açısından son derece önemliydi. Maalesef Türkiye kamuoyu açısından bu gerçekleşmedi.

Konu sadece Berdimuhammedov’un oğlu Serdar’ın cumhurbaşkanlığı adayı olması açısından değerlendirildi ve hanedanlık tutumu olarak eleştirildi.Elbette bu da önemli bir husus ancak gelişmenin özüne ışık tutmaktan uzak, tabir yerindeyse magazinsel bir bakış açısı olarak kaldı.

Nihayet belirlenen günde seçimler yapıldı ve Türkmenistan Yüksek Seçim Kurulu, yüzde 97,12’lik katılımla seçimlerin tamamlandığını duyurdu. Dokuz adayın katıldığı seçimi ise, büyük bir farkla oğul Berdimuhammedov kazandığı açıklandı. Böylece Türkmenistan, Nevruz Bayramı’na yeni bir cumhurbaşkanı ile girecek.

Evet, bu beklenen bir sonuç olsa da yeni bir liderin ortaya çıkması önemli bir gelişmedir. Çünkü Türkmenistan, izolasyonist bir dış politika izlemesine ve tarafsızlık statüsü Birleşmiş Milletlerce de tasdik edilmesine rağmen gerek Türkistan (Orta Asya)’nın istikrarı gerekse Türk dünyası bütünleşme çabaları açısından önemli bir ülkedir. Yanı sıra dünyanın en büyük doğal gaz üreticilerinden biridir. Bu rezervin işletilmesi konusunda etkin olma şansını maalesefçok önceden kaçırmıştık bilindiği gibi. Bağımsızlığının ilk yıllarında,Saparmurat Türkmenbaşı henüz hayattayken,doğal gazı Türkiye üzerinden nakletme konusunda büyük çaba göstermiş, hatta Türkiye’nin o zamanki Enerji Bakanı’nı bu konuda ciddi şekilde eleştirdiği basına yansımıştı. Ancak değişen bir şey olmamış, biz Türkmen gazını Rusya aracılığı ile almayı tercih etmiş, Türkmenistan’ı Rusya’ya bağımlılıktan kurtaracak önemli bir fırsatı değerlendirememiştik. Türkmenistan’ı kendi kendini izole etmeye yönelten başlıca etkenlerden birinin de Türkiye’nin bu politikasından kaynaklandığı söylenebilir.  Bu gelişme üzerine Rusya, uzun yıllar boyu ucuza aldığı Türkmen gazını büyük kârla dünyaya satmaya devam etti. Daha sonra devreye Çin girdi ve Türkmenistan’la arasında bir boru hattı inşa ederek doğrudan kendisi almaya başladı. Şu anda Türkmen gazının en büyük alıcısı Çin’dir. Dolayısıyla Türkmenistan bir de ekonomik olarak Çin’e bağımlı olmak durumuna düşmüştür. Ve kaçınılmaz bir sonuç olarak bu ekonomik etki, siyasi etkiyi de beraberinde getirmiş, Çin, Türkmenistan’ın dış politikasında önemli bir unsur haline gelmiştir.

Öte yandan, seçimlerin yapıldığı gün ısrarla hemen tüm haber kanallarının bültenlerini izlemeye çalıştım. Birinde bile Türkmenistan seçimlerine ilişkin bir habere rastlamadım. Oysa Rus ve Çin basını başta olmak üzere çeşitli uluslararası haber ajansları konuyu, olumlu ya da olumsuz da olsa, haberleştirdiler. Ve Rus Büyükelçisi de özel bir açıklama yaparak, seçimlerin Türkmenistan’ın geleneksel politikasını değiştirmeyeceğini ifade etti. Belli ki, yeni cumhurbaşkanı olacak Serdar Berdimuhammedov’u da yakından tanıyorlar.

Maalesef, bizde “oğul” olduğunu ifade etmekten başka bir bilgi yoktu. Oysa her yeni yönetici, farklıdır ve her yiğidin yoğurt yeme şekli önemlidir. Evet, Türkmenistan’ın dış politikasında önemli bir değişiklik olmayacağı doğru olabilir ancak yeni yöneticiyle kurulacak ilişkinin, ona yaklaşımın da son derece önemli olacağı açıktır. Başka türlü Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde bir kardeş ülke ile daha ilişkiler bir adım geriye gidebilir.