İnsanlık için büyük bir drama örneği olan mültecilik evrensel bir bakış açısı ile uluslararası düzeyde hukuki haklarını çağın koşullarına göre yenilemelidir.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Teşkilâtı (İRO) Avrupa'nın muhtelif bölgelerine dağılmış olan mültecilere yardım hususunda 1948 ilâ 1951 tarihleri arasında büyük faaliyet göstermiştir: 1951 başından itibaren (IRO) nun yerini doğrudan doğruya Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna bağlı bulunan Mülteciler Yüksek Komiserliği almıştır. Mülteciler Yüksek Komiserliği statüsünde, bu teşkilâtın himayesine girecek mültecilerin tarifi yapılmıştır.

Buna göre 1 Ocak 1951 den evvel cereyan eden hâdiseler neticesinde ve ırkı, dini, tabiiyeti, muayyen bir içtimai gruba mensubiyeti veya siyasi kanaatleri yüzünden takibata uğrayacağından haklı olarak korktuğu için vatandaşı olduğu devletin ülkesi dışında ve işbu devlettin himayesinden istifade edemeyen veya bahis konusu korkuya binaen istifade etmek istemeyen, yahut tabiiyeti yoksa ve bu gibi hâdiseler neticesinde evvelce ikamet ettiği memleket dışında bulunuyorsa oraya dönemeyen veya mezkûr korkuya binaen dönmek istemeyen her şahıs», Birleşmiş Milletler Mülteci' er Yüksek Komiserinin himayesini talep edebilir.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun XIII ncü içtima devresinde ittihaz olunan 1285 sayılı Kararla 1960 yılının bir Dünya Mülteci Yılı» olarak tespiti kararlaştırılmıştı. Bu karara göre; 1. Mülteciler meselesi bütün dünyanın dikkatine arz edilecek; 2. Hükümetler, hayır teşekkülleri ve halk, mültecilere yardım hususunda teşvik edilecek; 3. Tamamen insani gayelerle, mülteciler lehine, iskân, entegrasyon veya bizzat mülteci tarafından izhar edilen arzu üzerine eski yurduna iade gibi daimî hal tarzları temini için imkânlar hazırlanacaktır görüşü zaman ve masraf kaybetmeksizin uluslararası koordinasyon içerisinde tertip edilmelidir.

Bir diğer husus mültecilik ve sığınmacılığa neden olan hususlar Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından gözlemci ülkelerin tayın edeceği diplomat, akademisyen ve kamu uzmanları eşliğinde araştırılarak rapor haline getirilmeli ve olası bir olumsuz durumda ivedili yaptırımlar ile mültecilik ve sığınmacılığa neden olacak olay veya olaylar önlenmeli veya caydırıcılığı için kararlı adımlar atılmalıdır.

Bu hususta Birleşmiş Milletlerin yönetim anlayışının yenilenmesi güven, istikrar ve adalet ekseninde yeni ve bütünü kapsayan bir vizyon içerisinde tazelenmesi gerekmektedir. Bu minvalde beş daimî üyelik uygulaması yerine sorunların yaşandığı ülke ve bölgelerde kıta değerlendirmesi ve genel kurul uygulaması ile problemler hassas bir şekilde çözülmelidir. Ülkemizde uluslararası göç hukukunda;

  • Sığınma hakkının anayasal niteliği
  • Sığınmacıların hukuki statüsü
  • Göçmen kaçakçılığı suçunun önlenmesi ve cezai yaptırımlar
  • Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin göç sürecine etkileri
  • Denizden ve sınırdan yapılan yasadışı göçlerin önlenmesi
  • Mülteci krizinin Türkiye’ye etkisi
  • Avrupa Birliği’nin mülteci krizine bakış açısı vb. konular hassas bir şekilde ele alınmalıdır.

İnsana ve insanlığa önem veren ve her asırda mazlumların nerede kaldınız özlemi ile aranan kadim bir milletin kuruculuğunu yaptığı, Selçuklu ve Osmanlı mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bu konuda öncülük etmesi diğer dünya devletlerine örnek bir bakış açısı ortaya koyacaktır.