YARGILARIMIZ VE SONRASI

Önceliklerimiz, düşüncelerimiz, davranışlarımız zaman içinde hep değişiklik göstermiştir. Hayat devam ederken bu devinim içinde biz de evriliriz. Daha önce aklımıza dahi gelmeyen olgular bir bakmışız önceliğimiz olmuş. Örneğin ‘‘merhamet’’ olgusu. Üzerinde daha önce çok da düşünmediğim bir konuymuş. ‘‘İnsanlar vicdanlı olmalı.’’ ya da  ‘‘Vicdanlı insan, güzel toplumu oluşturur.’’ düşüncesi hiç aklımda yokmuş.

Şimdilerde anlıyorum ki büyük önemi olan vicdan, yaşamın her alanında karsımıza çıkar olmuş. Yıllar geçtikçe görüyoruz ki genellikle çocuklukta anne-baba tarafından çocuğa aşılanabilen bu duygu, kişinin tüm yaşamını etkileyen bir durumu oluşturuyor. Çocuk herhangi bir canlıya sert davrandığında bunun kötü bir şey olduğunu, onları korumamız gerektiğini telkin eden bir anne;  çocukta bir farkındalık, merhamet ve sevgi filizi oluşturmuş oluyor. Yaptığı her sert ve acımasız hareketinde annesinden babasından bu davranışı gören çocuk artık daha yumuşak ve düşünceli, vicdanlı bir yapıya bürünmeye başlıyor.

Sevmeyi, yardım etmeyi, paylaşmayı aileden aldığımız temel eğitimlerle alır;  üzerine öğretilerimizi ekleriz. Öğretiler ise eğitimle, aile dışından kaynaklarla, kitle iletişim araçları gibi çeşitli yollarla bizim aklımıza zihnimize ve kalbimize girer. Bu çok sade temel üzerinden baktığımızda, bir türlü gelişimini sağlıklı tamamlayamayan insan yapısı, hayatın her aşamasında karşımıza maalesef çıkıyor.

Vicdansız bir yargıç, merhametsiz bir yönetici, acımasız koca… Bugün hayvanlara, çocuklara, kadınlara, ağaçlara yapılanlar… Toplumumuz günden güne, gerek temel eğitim noktalarında gerek öğreti kısmında kötüye gidiyor. Ne çocuklarımız sağlıklı kavrayışlarla donatılıp sağlıklı bireyler olarak hazırlanıyor hayata ne de öğretiler rasyonel ve akılcı. Bu yoksunluktan ötürü günümüzde şirketlerde kurumsal ruh sağlığı konusunda seminerler veriliyor. Kesinlikle, şirketlerin bu konuda adım atması yararlı olacaktır.

Kişi özelinde ne yapabiliriz? Öncelikle arka bahçemizi temizlememiz lazım, geçmişimizden gelen bizim davranışlarımıza şekil veren sıkıntılı durumları açıkça ortaya çıkartıp sıkıntı oluşturan kısımlar için değişimi istememiz lazım. Sevgi, merhamet, kendine güven gibi bütün temel eğitimlerimizde sorunlarımız var ise, olduğu haliyle bırakıp kaderci bir yaklaşımla hayatımıza devam etmek, kendimize haksızlık olur.

Yıllarca anne ya da babanızdan gelen bir kodlamayla kendine güvensiz bir hayat yasayıp otuz yasından sonra dümeni farklı bir yöne çevirebiliriz. Her şey mümkün. Bir defa sorularımız hep canlı ve açık olmalıdır. Ne demektir bu?  Açalım. Bizler kendi algılarımızla ve kendi gerçeklerimizle bu hayatta birtakım çözümlemeler yapıyoruz. Kendimizce çözümlediğimiz her konuyu rafa kaldırıyoruz ve bizce o konu kapanmış oluyor. Sorular aslında hep açık olmalı, kapatmamalıyız o soruları. Algımızla, kendimizce bulduğumuz cevaplarımız, bizi bir daha bu konuyu düşünmemeye ve konuyu rafa kaldırmamıza neden oluyor. Mesela:

Neden hayvanları sevmiyorum?  Cevap: Ailem bu duyguyu aşılamadı. Ben artık hayvanları sevemem ve konuyu kapatıyorum.

Neden bu kadar öfkeliyim? Cevap: Benim babam çok sinirli, ona çekmişim, ben böyleyim. Konuyu kapatıyorum.

Hayallerimiz neydi sorusu mesela? Cevap:  Bir ev, bir araba, bir yazlık.

Cevabı ev, araba, yazlık üçgeninde kapatmak doğru mu sizce? Bu soruları; yaşadığımız coğrafyada, kendi şartlarımız eşliğinde, birtakım basmakalıp bilgilerle cevaplayıp kapatmak doğru gelmiyor bana.

Maalesef bu noktalara bile gelemeden, ülke sorunlarını bir TV kanalından izleyen, kulaktan dolma kahvehane sohbetlerinde duydukları ile perçinleyen geniş bir kitle haline geldik. Her okuduğumuzu, her televizyondan izlediğimizi, her bize söyleneni, hiç düşünmeden kendimize bilgi yapamayız. Biz bundan fazlasıyız.

Bir adım atalım gerisi gelecektir, sorunlarımızın üzerini örterek çözemeyiz. Problemlerin kök nedenlerine inmedikçe ve onu çözmedikçe hayatımız boyunca sırtımızda taşımak zorunda kalırız.

Bu ağırlıklarımızdan kurtulalım, bir kişi değişir dünya değişir.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Esra Kalkavan
Esra Kalkavan - 1 yıl Önce

Mükemmel yorumlar, izlenmeli

Melek Aslan
Melek Aslan - 1 yıl Önce

Mükenmel bir yazı tebrik ederim.Eğitim eğitim okuma sorgulamak algı sistemini yeniden düşünmek gerekir.Sorunların nedenini çözmezsek neden niçini kendimize sormazsak belli bir lalıp içinde kalırız.

Yasemin Keydal
Yasemin Keydal - 1 yıl Önce

Teşekkürler yüreğinize sağlık.

Rahime Kılıç
Rahime Kılıç - 1 yıl Önce

Üzerinde düşünülmesi gereken, toplumsal olarak geldiğimiz noktayı anlatırken, aslında her şeyin "birey" den başladığını anlatan çok güzel bir yazı olmuş, tebrikler.

banner320

banner319