Bir çok aile çocuklarının en iyi okullara gidip en iyi mesleklere sahip olmasını istiyor. Bu oldukça da doğal bir istek. Özellikle de bizim gibi hala gelişmekte olan ve kişi başı milli geliri oldukça düşük bir ülkede yaşayanlar için makul bir arzu. Çoğu kendi çektiği maddi manevi sıkıntıları çocukları çeksin istemez. Günümüz dünyasında her şeye bu kadar kolay ulaşma imkanı varken, istekler de normal görünüyor. İyi bir meslek iyi bir çevre ve gelir anlamına da geliyor. Yaşam kalitesini arttırmanın da bir yolu elbet bu. Ancak geçmişe baktığımızda oldukça önemli görünen ve belli bir statü veren bir çok meslek bugün aynı karşılığa sahip değil. Yine bundan 30-40 yıl kadar önce belli başlı okullardan ve üniversiteden mezunu olmak önemli bir kriterdi. Bugün ise hangi üniversiteye gittiğinizin neredeyse bir önemi kalmadı. Günümüz dünyasının koşullarında hayatta kalmanın bazı becerilere sahip olmakla ilgili olduğu açıktır.

            Yine eskiden sosyal becerilerin sokaklarda mahalle aralarında kazanıldığı bir devir vardı. Oysa şimdi koca koca binalar ve siteler yapılmasına, neredeyse bir sitenin mahalle konumunda olmasına rağmen çocuklar sosyal becerilerini kazanamamaktadır. Çocukların ve ailelerin güvenliği için tercih ettiği sitelerde ne yazık ki güven yok. Sitenin bahçesine bile tek başına arkadaşları ile gönderilmiyor .çocuklar. Hep bir kontrol altındalar. Koca koca siteler kurdu insanlar ancak birlikte yaşama kültürünü kuramadı. İnsanları hayatta tutacak sosyal gelişim süreçleri çocukluklarından itibaren önemli bir gereklilik olmasına rağmen yürüyerek mahalle okuluna giden, esnaftan alışveriş yapan, parkta sokakta akşam karanlığına kadar doyasıya oynayan çocuklar kalmadı. Kapının önünden servisle özel okuluna giden, cep telefonu ile kapısına süt ekmek getirten, oturduğu sitenin bahçesine bile inemeyen çocuklar nasıl gelişecek?

            Tabi ki ebeveynler için güvenlik önemli bir konu elbet bunu yadsıyamayız. Güvenlik ihtiyacının karşılanmadığını hisseden anne babalar da doğal olarak sokaklara teslim edemiyor çocuğunu. Sokağı bırakın, kapısında güvenlik olan evinin bahçesine bile bırakamıyor. Maslow'un insan ihtiyaçları arasında önemli bir yere koyduğu güvenlik ihtiyacının karşılanamamasını, ülkemizde sosyolojik açıdan bakılması gereken önemli bir konu olduğu kanısındayım.

            Diğer yandan çok eleştirdiğimiz Avrupa'daki örneğin İngiltere'de site kavramı bile yok. Amerika'da okullarda duvarlar yok. Avrupa'da ve Amerika'da güvenlik sorunları yok mu? Tabi ki var. Hem de ülkemize göre çok daha fazla. Ancak ne kendilerini ne de çocuklarını hapishane gibi duvarlar arkasına kapatmıyorlar. Okullar mahalleden toplumdan duvarlarla soyutlanmıyor. Peki ya ülkemizde, mahalledeki insanların kendi çocuklarının gittiği okulların niçin duvarları var. Kime güvenmiyoruz? Çocuklara mı yoksa onların ailelerine mi? Hapishane gibi duvarlar örüp, başına güvenlik kulübesi koyup, etrafına kameralar yerleştirdiğimiz okullarda çocukların sosyal ve duygusal olarak nasıl gelişmesini bekliyoruz?

            Ericson ''bir çocuk tam ve bütündür, tamir edilmeye ihtiyacı yoktur'' der. Her çocuğun mizacı farklıdır. Eğer çocukta bir sorun olduğunu düşünüyorsanız dönüp onların etrafındaki ebeveynlere ve yetişkinlere bakmalısınız. Çünkü, asıl sorun onların davranışlarındadır. Maalesef ki çocukların özerk olarak yetişmesini engelleyen bir kültürde yaşıyoruz. Çocuğun kendi başına yapabileceği bir işi onun adına yapıyor olmak aslında çocuğu zayıflatmaktır. Çocuğun etrafına güvenlik duvarı örmek onu güçsüz kılmaktır.

            Bir insanın en önemli yaşamda kalma anlayışı başarılı olmaktır, başarılı olabilmek için de ''yapabiliyor olması'' gerekir. Bu yapabilir olma işini çocukların elinden alındığında tüm motivasyonu yani yapabilme çabası da elinden alınmış oluyor.  

            Yeni dünyada belirli meslek sahibi olmaktan öte, bir çok beceriyi elde etmiş olmak gerekir. Bunun için de çocukların özerk bir kimlik içerisinde yetişmesi, sosyal ve duygusal açıdan beslenmiş olması gereklidir. Halil Cibran'ın da dediği gibi onlar bize ait değiller. Çocuklar ve ebeveynler yaşamda birlikte öğreniyoruz bilincini kazanmış olmalılar. Bir ebeveyn çocuğunun rolünü elinden almamalı aksine onun kendi hikayesini yazmasına destek olmalıdır. Bu yüzyılda mesleklerden daha çok ''işler'' konuşulacak. Çocukları da mesleklere değil yapabilecekleri işlere hazırlamak, onların mizaç özelliklerine ve yeteneklerine göre gelişmelerine fırsat sağlamak gerekir. Neyi yapmaktan hoşlanıyor ve nasıl bir yaşam sürmek istiyorsa ona o yolda kılavuz olunmalıdır. Çocukları dinlemeli ve onlara karşı konuşmaktan yani nasihat vermekten daha çok onlarla birlikte konuşmayı öğrenmek önemlidir.