Aile Sistemi ana binanın temelini oluşturan bir yapıdır. Aile çekirdek yapısı, kendi geçmişinden alıp, gelecek kuşaklara aktaracağı kültürel yapısını sağlıklı bir biçimde yansıtmak ister. Aile, neslin devamını, aktarımını sağlayan çocukların gelişiminde eğitiminde en önemli role sahiptir. Çocukların, doğumundan sonraki büyüme ve gelişiminde fiziksel, dil, motor beceriler, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi yönünde bazı becerileri kazanabilme sağlıklı hayatını devam ettirebilmede yetişkin gücüne ihtiyaçları vardır. Yaşamla ilgili davranış kalıpları, sosyal etkileşim, genel toplumsal kurallar ailede öğrenilir.

Aile: Özel eğitime ihtiyacı olan bireyin anne, baba ve kardeşleri ya da kanunen bakmakla yükümlü olan kişi veya kurum temsilcisini ifade eder.

Aile yaşamış olduğu toplumun kültürel yapısına göre şekillenir. Anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken,  toplumun kültürü değerlerini  içine alır. Aile, kültürden, değerlerden, otoriteden, inançlardan, önyargılardan, geleneksel kültürden tümüyle etkilenir. Anne ve babanın yaşam kalitesini etkileyen önemli değişkenlerden biri ailenin çocuk sahibi olmasıdır. Aileye yeni bir bireyin girmesi uyum problemini de beraberinde getirir. Ailede ne kadar uyum ve denge mükemmel olsa dahi aileye yeni dahil olmuş çocuğun strese yol açtığı, uyum problemi olması ne kadar kaçınılmaz ise kendi iç dengelerini kuramamış ailelerde, aileye yeni katılan çocuğun çok daha büyükproblemlere gerginliklere neden olması kaçınılmazdır.

Engelli bir çocuğun aileye girmesi ve bu çocukları ailenin kabullenmesi çok zordur. Engelli doğan çocuğun ailelerin tepkilerini açıklayan modeller vardır. Bu modellerden aşama modeline göre, anne baba engelli bir çocuğa sahip olduklarını bildikleri andan itibaren karışık duygulanım içerisine girerler. Anne ve babalar öğrendikleri ilk evrede: yoğun şok yaşarlar. Ebeveynler sağlıklı bir bebeklerinin olmasını beklerken farklı özellikleri olan bir bebeğin dünyaya gelmesiyle aile karmaşık duygu, düşünce ve davranışlar içine girer. İkinci evrede: ebeveynlerin çoğu çocuklarının engeli olduğunu öğrendiklerinden itibaren derin üzüntü yaşarlar. Çocuklarının engelli olduğu ilk defa aileye açıklanış şekli ve verilen bilgiler ailenin bulunduğu duygusal süreci hafif ya da ağır atlatmasına neden olur . Yas, yoğun üzüntü, hayal kırıklığı, kaygı, ret, suçluluk ve savunma mekanizmalarını yoğun olarak yaşarlar. Bu evre tepkisel aşama olarak adlanlandırılır. Üçüncü evreyi: Ne/ neler yapabilirim? Sorusunun sorulduğu bu evre uyum ve duruma alışma aşamasını oluşturur. Aileler daha sonra bilgi ve becerilerini geliştirirler. Aileler çocuklar ve kendileri için planlar yapmaya, ileri yaşamda kendilerini neler beklediğini düşünmeye başlarlar.

Sürekli üzüntü modeli: Aileler patoloji olmayan üzüntü kaygı durumuna girerler. Kişisel yapılanma modeli: Aileler duygusallıktan öte bilişi temel almaktadırlar. Tepkilerini farklı algılara ve farklı yorumlara bağlarlar. Geçmişteki deneyimler ve beklentileri kendilerinin ve çocuklarına ilişkin deneyimler ailelerin tepkilerini, belirler.

Çaresizlik Güçsüzlük ve anlamsızlık modeline: Farklı bir çocuğa sahip olmanın oluşturduğu duygular yakın çevrenin tepkileriyle de ilişkilidir.

Engelli çocuk aile içinde çatışmaların nedeni olmaktadır . Ailede özürlü çocuğun varlığı, ailede başa çıkılması gereken yeni bir sürecin başlamasına sebep olmaktadır. Aile bu etkinin altında kaldığından dolayı farklı tutum ve davranış içine girerler. Çocuğun engeline sebep olan problemin tanımı, nereden kaynaklı olduğu, çözüm için neyin yapılması gerekli olduğu, aile içi ilişkilerin nasıl tekrar düzenleneceği gibi hususlar ailenin kaygı duymasının nedenlerindendir. Engelli çocuğunun nasıl eğitim alacağı kendisi öldükten sonra bakım verilip verilmeyeceği, aileye yeni katılacak çocuğunda engelli olup olmayacağı gibi konular aile içi tartışma nedenleri arasında yer almaktadır.

Çocuğunun engelini öğrenen aileler, çocuğunun bu durumuyla ilgili bir uyum sürecine girer. Bu uyum sürecinde Örneğin, çocuğunun zihinsel engeli olduğunu öğrendiğinde ailede yadsıma, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul dönemleri başlar. Çocuklarının engelini öğrendiklerinde, aile durumu dışarı vuramaz bastırır. Bastırdıkları öfkeleri genellikle depresyona sebep olur. Bazen aileler çocuklarının özürlerini kendilerinden kaynaklı olduğunu söylerler. Engeli olduğunu ilk öğrendiklerinde ailelerde yadsıma özellikleri gözlenir .

Engelli çocuğun yaşı, cinsiyeti, engelinin tanısı, anne ve babanın yaşı, ekonomi düzeyi, aldıkları sosyal destek gibi özellikler ailenin duygu durumlarında belirleyici olmaktadır. Wolstenberger, zihinsel engelini öğrenen anne ve babanın ilk krizi öğrendiklerinde yaşadıkları, ikinci krizi engelli çocuğu hakkında beklentileri karşısında, üçüncü krizi karşılaştığı sorunlarla baş etmede mücadelesinde yaşadıklarını belirtmektedir. Engelli bir çocukla yaşamak ebeveynlerin gelecek planlarını, beklentilerini değiştirmektedir. Ailenin değişen yaşantılarında kaygı, depresyon, öfke, stres ve değişen duygu durumları olumsuz bir şekilde ömür boyu etkilemektedir