Rabbimiz Hz.Davud'a verdiği gibi insanlığa her gün ikramda bulunuyor. Sürekli ilminden bizlere bahşediyor. O gün dağların sesine ses katmasının -yankının- sırrını vermiş. Kuşların dilinden anlayabilmeyi, onları ehlileştirmeyi lutfetmiş. Demiri eritebilmesi ve araç gereç yapımında kullanabilmesi için insana ruhsat vermiş.

Bugün yapılan bütün keşiflerde Allah'ın ilminden bilgi çalmışlar gibi düşünülüyor. Bir şey daha aldık gibi, Allah'a karşı bir zafer kazandık yanılgısıyla  karşılıyorlar yeni keşiflerini. Bunlar Hristiyanlığın yanlış Allah tasavvurlarından kaynaklanıyor. Yani Allah'ı yanlış tanımalarından. Oysa Kuran'da Allah bize sürekli bir şeyleri işaret ediyor, şahit tutuyor, bazı yerlere dikkat çekiyor, bazı canlılardan örnek veriyor. Bakmamızı, düşünmemizi söylüyor.

Aslında bizler Allah ruhsat vermedikçe hiçbir bilgiye ulaşamayız. İnsan çalışarak, azmederek, bir alan üzerinde yoğunlaşarak bilim adamlarının yaptığı gibi kuvvetli ve istikrarlı bir şekilde fiili dua etmiş olur. Allah dualara icabet edendir. Bu azmi karşısında arayana, sorana, araştırana, çalışana, Allah ilminden verir. Bizler yanlış olarak din ile bilimi karşı kavramlarmış gibi anlamaya devam edersek hiçbir zaman ilerleyemeyiz. Zaten Allah bizden tefekkür etmemizi, düşünmemizi, yoğunlaşmamızı istiyor. Geniş zırhlar yapmamızı ve ölçülü davranmamızı da ekliyor.

Yaptığımız işlerde dikkatli özenli olmamızı, elimizden gelenin en iyisini yapmamızı telkin ediyor. Her işimizi salih amele dönüştürebilmemizin sırrını veriyor.

Bizden salih ameller; ıslah edici, düzeltici, güzellestirici, iyileştirici projeler yapmamızı bekliyor. Kaçımızın böyle bir vizyonu var? Kaçımızın aklında bulunduğu ortama, mahalleye, etrafındaki insanlara, hayvanlara, doğaya katkıda bulunma gibi bir amacı var? Allah en güzelini bilendir elbette. "Ben yaptıklarınızı görenim" diye de bitirmiş.

Yaptığımız her şeyi aslında kendi geleceğimizi güzelleştirmek hem dünyamızı hem ahiretimizi iyileştirmek için yapıyoruz. Allah'ı da buna şahit tutuyoruz. Öyleyse esas işimizin farkına varalım. Öyle işler yapalım ki o gün ateşe karşı bize zırh olsunlar. Ya da o gün için nasıl zırhlar kuşandığımıza bir daha bakalım!